Hayat geri vitese takılır mı?

HeartsMagic - June 7th, 2008

Evet hayat geri vitese takılır mı, takılsa da sadece mutlu anlar hatırlanır ya da yaşanır mı? Saçma oldu soru biliyorum, yaşanmaz elbette. Hatırlamaktan ibarettir bizim bu geriye dönük özlemimizin tek merhemi. Farkında olmuyor bazen insan, içindeki duygu seli öyle bir coşuyor ki arada patlayıveriyor da, o zaman anlıyoruz durumun vahametini. Merhem derken boşuna öyle söylemedim, özlem ve de bilhassa geriye dönük özlem benim için bir yaradır her zaman. Çocukluğum çok güzeldi, huzurluydu, mutluydu. Nereden mi hasıl oldu bütün bu düşünceler?

İki gün önce postaneye gitmiştim, ufak bir işimi halletmek için. Doğduğumdan beri aynı şehir, aynı semt ve aynı mahallede otururum. Kısacası dışarıdaki vadilerin kuşu değilim ben, ayrılıklarım hep geçici olmuştur. İyi yanlarıyla beraber kötü yanları da vardır elbette bunun. Neyse o başka bir mesele. İnsan böyle hayatı boyunca aynı yerde ikamet ettiğinde nostalji yaşaması daha sık oluyor. Her ne kadar çevremiz değişse de temelde ortam hep aynı. Her baktığım köşede bir anı var veya anı kırıntısı.

Yazının devamını okuyun »

Bu yazıları RSS beslemesi ile takip edin

Öncelikle belirtmek isterim ki yazıda bahsi geçecek örneklerin hepsi korku türünde olacaktır. Çok fazla “spoiler” içermese de filmler hakkında bilgiler de yer alacaktır. Yazının başlığından da belli olduğu gibi bu filmlerin tek ortak yanı türleri değil, aynı zamanda amatör kamera denilen el kameralarıyla - hatta bazen cep telefonu- ile çekilmeleri. Bu tür herkesin hoşuna gitmez zira filmi takip etmesi oldukça güçtür. Hele hele bol hareketli olanlarında insan bazen film mi izliyor yoksa etrafa odaklanmaya mı çalışıyor bunu bile anlamaz. Ancak belki de bazılarımızın hoşlanma sebebi sadece ama sadece budur. Kendimizi film izliyor gibi değil de olayın içinde hissederiz…

Blair Witch Project

Tarihteki ilk örnek olmayabilir ancak benimkiler arasında ilk sıradaki ve belki de en bilineni ile başlamak istiyorum. İzlemeyen kalmış mıdır bilmem. Bu küçük bütçeli film için öyle bir pazarlama ve reklam kampanyası yapılmıştı ki “Sağır Sultan” bile duymuştu. Bazılarının “abi olay gerçekmiş ha, bu kameraları, kasetleri falan bulmuşlar da öyle film olmuş” yorum veya düşüncelerini duydukça pis pis gülüyordum ben. Filmi izlemeden kendisi hakkında düşüncelerimi belirtmesem de reklam kampanyasının ne kadar etkili olduğunu gözlerimle görüyordum. Benim açımdan çok başarılı olmayan bu film 22.000$’lık bütçesine rağmen 248,300,000$ gibi oldukça büyük bir hasılat elde etti ki, sanırım filmin başarısı ya da başarısızlığı kimsenin umurunda olmadı.

Yazının devamını okuyun »

Allah müstahakınızı versin Lost ekibi :)

HeartsMagic - June 1st, 2008

Bugüne kadar yazmadım çizmedim. Etrafta zaten yeterince yazılmışı çizilmişi vardı, bir de ben yazsam ne değişecekti ki sanki. Hem yazmayla çizmeyle kendisini henüz izlemeyenlere bir şey anlatmanın imkanı var mıydı? Misal:

Lost fanatiği şahıs: “Abi Lost‘u izliyor musun?”

İzlemeyen şahıs: “Yoo”

LFŞ: “Nasıl yani! Nasıl olur abi, izlenmez mi, hayatımda izlediğim en iyi, en heyecanlı dizi!”

Altı üstü bir dizi diye düşünen bu bahtsız (ya da bahtı açık mı diyelim) şahıs haliyle sorar:

İŞ: “İzlemiyorum ya işte, ne ki konusu, nasıl bir şey”

LFŞ: “Şimdi bir grup insan var, uçak var, ada var, eee, şeyy, düşüyorlar işte, sonra garip şeyler oluyor, mm, hmm, ya sen en iyisi izlemeye başla, hatta ben sana üç sezonu tamamen vereyim”

İki gün sonra olası muhabbet şu şekilde gerçekleşir:

Artık izleyen şahıs: “Ulan Allah müstahakını versin, felç ettin lan 2 günümü. 2 günde 3 sezon nasıl izledim bilmiyorum. ”

LFŞ: “Ya bırak sen onu şimdi, tabuttaki kim tabuttaki?”

AİŞ: “Kesin Locke abi bak gör, bir ihtimal de Sawyer”

…..

Ne anlatılacak ki :) İzleyenler bile birbirini yiyorlar olaylar şöyleydi, hayır böyleydi diye. Haliyle izleyenler beni anlıyorlardır, izlemeyenler de üzülmesinler :) Neyse ben konuya döneyim. Lost dizisi 4. sezonu tamamladı efendim. Geç de olsa izledim -Lost için 1 günlük fark geç sayılır :) - Duygulandık yahu. Az yüreklerimize su serpildi ama tenimizi kavuran kızgın güneşi düşündüğümüzde o serpilen su bizi ferahlatamadı. (Lost izlemeyenler, hiç kasmayın anlayacağız diye :D) Bu senarist kişiler işlerini biliyorlar. Özellikle sen J.J. Abrams, alacağın olsun. Bak sana söylüyorum dizi bittiğinde 6 sezonun DVD’sini alıp kare kare açık arayacak benim bildiğim bilmem kaç kişi var, dünya genelini düşünemiyorum bile. Tamam ufak detayları hepimiz mazur görürüz ancak temel konuda bir çatlak olursa iki elimiz yakanda. Genelde pek uğrak yerim olmayan ekşiye bir bakayım dedim Lost için, iyi ki bakmışım. Bol bol güldüm, yazının başlığı da oradan esinlendi zaten. Kafayı sıyıran giydirmiş Lost ekibine :) Ben az yumuşattım tepki cümlesini. Gidin okuyun. Şöyle 232. sayfadan başlayın final yorumları için, sona gelene kadar hem gözünüzden kaçanları fark eder, hem fikir alır, hem de bol bol gülersiniz.