Babam ve Oğlum Filmi

HeartsMagic - January 17th, 2006

Babam Ve Oğlum-Afiş
Nihayet sonunda geç de kalmış olsam “Babam ve Oğlum” isimli filme gitmeyi başarabildim. Gitmeden önce o kadar çok yorum okumuştum, o kadar insandan dinlemiştim ki, sanki biraz şartlanarak gidiyor gibi hissettim kendimi. Aslında herkes aynı şeyden bahsediyordu; “sıradan düz bir hikayesi var, fakat güzel”. Ve herkes aynı şeyi ekliyordu; “çok duygusaldı, göz yaşlarımı tutamadım”…
Bütün bunların üzerine gittim ve filmi izledim. Eksik kalmasın ben de yorum yapayım kendi penceremden.
Esasen filmin konusu çok da muhteşem değil. İzleyenler ne demek istediğimi anlayacaklardır. Fakat yönetmenin büyük katkısıyla ve oyuncuların müthiş performansıyla film öyle bir örgülenmiş ki, insan etkilenmeden edemiyor. Filmi izlerken kendimi hiç sinema salonunda gibi hissetmedim, sanki oyuncularla beraber oradaydım ve onların yaşadıkları heyecenları, sıkıntıları, mutluluğu ben de yaşıyordum. İnsanı içine alıp çeken bir tarafı vardı bu filmin. Öyle içten, öyle samimi öyle sevecen bir tarafı vardı ki filmin, kendimi alamadan bunun sebebini düşünmeye başladım. Bu kadar başarılı olan neydi acaba?
Dediğim gibi konu muhteşem değil, şaşırtıcı değil. Dikkatli izleyen birisi olayları önceden kestirebiliyor (mesela bana ince bir öksürük yetti). Her şey kafanızda planladığınız şekilde ilerliyor filmde. Peki ne bu kadar insanı etkileyen?
Kendimce şunda karar kıldım. Yönetmen film yapmak için film yapmamış. Nasıl dikkat çeksem de bu işi başarsam diye kafa yormamış. Asıl yapması gereken şeyi yapmış, filmini çevirmiş. Göz boyamaya, allamaya pullamaya ihtiyaç duymamış, insanımıza günümüzde en çok ihtiyacı olan filmi sunmaya çalışmış; bizim filmlerimizden bir Türk filmi. Özlemi duyulan, içimizden, bize hitap eden, unutulmuş, yıpratılmış duygularımızı hatırlatan, içimizdeki durgun suyu canlandıran, “evet bu değerim ne kadar da öksüz kalmış” dedirten,bizi bize hatırlatan bir film yapmış. Ne kadar da iyi etmiş.
Buna ilaveten arada mesajlar da serpiştirmiş. İnsan dalıp gidiyor bazen bu mesajlar arasında. Hani biri vardı ki başrol oyuncunun ağzından dökülen; “Ne gidebildim, ne kalabildim! Ben hep aradaydım” dediği. Aklıma bir zamanların kayıp gençliği geldi. Bir hiç uğruna kandırılan, çıkar uğruna birilerinin önüne konulan bir zaman diliminin gençliği. Onları tarif ediyordu, sadece bir kisveyi değil ama topyekün o zaman diliminin gençliğini…
Filmdeki öne çıkan diğer bir başarı da oyuncuların müthiş performansı. İnsan kaliteli bir ekibi şıp diye ayırt edebiliyor. Filmin başından sonuna kadar bu kadar iyi rol kesen (şahsen ben filmi çevirirken yaşıyormuşçasına çevirdikleri düşüncesindeyim) bu kadroyu teker teker kutlamak isterdim. Çocuk oyuncusundan, en uzak akraba rolündeki herkese kadar bütün kadro muhteşemdi.
Filme girmek için beklerken, salondaki diğer afişlere gözüm ilişti. “Hababam Sınıfı 3,5″,”Keloğlan Bilmem Kime Karşı” gibi filmler sırada bekliyordu. Birinin fragmanına göz ucuyla bakmıştım (haftada bir TV izlediğim için pek bilmiyorum), o filme giden ne kazanacak anlamış değilim. Ya da giden, ne bekler de gider bunu da kestiremiyorum. Üzülüyorum böylelerini gördükçe, yılda 5 tane “Babam ve Oğlum” gibi film çevrilse millet olarak unuttuğumuz bir çok şeyi hatırlarız sanırım.

Üzüldüğüm bir şey de film çıkışında oldu. Mecburen kulak misafiri olduğum bir grup içinden, benim yaşlarımda bir erkeğin yaptığı şu yorum beni üzdü: “Bana göre sınırlı insanlara hitap eden bir film”. Saygı duymak gerekir ama üzüldüm. İki taraflı düşündüm ne demek istediğini. Sınırlı ,yani az sayıda kişiye mi demek istedi, yoksa dünyası sınırlı insanlara mı? Ama küçümser ifadesinden anladığım kadarıyla ikinci şıkdı doğru olan. Düşündüm sonra, eğer ben bu filmi içtenlikle izlediysem, hoşuma gittiyse, bana hiç unutmamam gereken şeyleri tekrar tekrar hatırlattıysa ve O’na göre dünyam sınırlıysa, varsın olsun. Ben sınırlı dünyası olan bir insan olayım.

Bu değerlerim kaybolduktan sonra, dünyam geniş olsa ne anlamı var, çok hür olsam neye yarar!! Hem düşünce anlamında, hem yaşam, fark etmez..
Hülasatül hülasa. Görülmesi gereken bir film. Zaten başka şey de söylenemezdi. Umarım herkesin yorumladığı bu yığınlar arasında ufak bir katkım olur, biri gelir belki okur, gitmeye karar verir. İşte o zaman ben de sevinirim…

“Babam ve Oğlum Filmi” için 2 yorum

  1. (Sanırım ben biraz daha geç kaldım bu filmi seyretmek için ve nihayetinde muradıma erdim)Öncelikle neden geç kaldım onu açıklayayım. Ne zaman filme gitmek istediysek bilet bulamadık. Bu yüzden filmi izlemek kısmet olmamıştı. Sonunda Cd’ sini aldım ve evimde izledim. Filmi annemle beraber izlemem doğru muydu bilmiyorum. O çok çabuk indirdi yelkenleri. Ben ise tamam filmin acıklı sahnesini atlattık diyordum(dedenin gömleğini yırttığı sahneden bahsediyorum) diğer karelerde kırıverdi benim içimdeki kabuğuda süzülüverdi tane tane yaşlar gözümden. Yorumda filmin içeri hakkında doyurucu bilgiler mevcut…Yorumu uzatıp sizleri sıkmamak adına bu kadarını kafi görüyorum ve son olarak ilave etmek istiyorum Bu filmin DVD ’si evinizin baş köşesinde bulunsun…Oturun ailecek izleyin…

  2. Heartsmagic yorumların gerçekten güzel. Babam ve oğlum adlı film hakkındaki yorumunu okudum ve sana hak verdim. O film çıkışındaki çocuk kim oluyorda öylesine muhteşem bir kadronun onca emek harcayıp tüm içtenlikleriyle bize sunduğu en azından emek harcadığı film hakkında cahilce bir yorumda bulunuyor, ve yorumun da dışına çıkarak diğer insanlar hakkında karar veriyor?
    Önce emeğe saygı olmalı.
    Filmi bende biraz geç izledim ama aynı şekilde katılıyorum, çok etkileyici bir film.

Trackbacks/Pingbacks

Yorum Yapın

Şunları kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>