Aşk
Adı Neymiş
Bir kıpırtıdır başlar önce içinde, ince bir su sızıntısı gibi, kaynağından. Yol aldıkça büyür, serpilir, çağlayan olur gün geçtikçe. Belki de bir denize dökülür kimse sahiplenmezse, sessizce. Belli olmaz bu akıntının ne getireceği, yoluna çıkanı boğar bazen, acımasız olur. Bakarsın kardelenler bitmiş yamacında, hayat verir hiç umulmadık bir anda.
Aşk derler adına, anlamsızca…
İki yürek değildir artık atan, bir olmuştur. Farklı olsa da mekan, aynı hayal içindir çırpınışlar. Günler geçmez olur, işlemez zaman. İki yürek birdir ya, dikeni battı mı içinde sürüklendiği hayatın birine, canı acır ötekinin, bilmem hangi şehrin hangi caddesinde. Hele mutluluk konduğu zaman yüzüne, anlam veremez diğeri, kendi dudaklarındaki istemsiz tebessüme. Bir şarkı mırıldanır sadece, sessizce.
Aşk derler adına, sebepsizce…
Hatırlamak değildir O’nu, bilakis yaşamaktır hayatı her anında onunla. Rüyalarda görmek değildir, rüyanın ta kendisi olmaktır, dönülmeyeceği bilinse de gerçek hayata. O’nun gibi Onun için yaşamaktır, damlanın yaşadığı misal okyanusta. Köprü olmaktır amansız uçurumların üstünde, ayaklarının altına. O geçtikten sonra bırakıvermektir kendini boşluğa, fedakarca. Hem ne anlamı var ki bir damlanın okyanusta, anlamı olmadığı gibi köprünün, üzerinden geçeni olmayınca!
Aşk derler adına, pervasızca…
Adını kazımaktır Onun, ağaçlara değil, göz bebeklerinin ta içine. Görebilirsin böylece ismini her gün, her gece, uykunda bile. Ya da yıldızlarına yazmaktır şu yaşlı kainatın, görürsün belki ismini her daim, varana kadar kıyamete. Katılırsın ışığa doğru uçuşan kelebeklere veya uçarsın yıldızlara doğru, ulaşmak için Onun ismine. Ama kelebekler döner, döner ve can verirler nihayetinde, sonlarını bildikleri halde. Sen de biliyorsun sonunu, hazır mısın, katlanabilir misin çok sevsen bile?
Aşk derler adına, kabul edilmese bile…
Buz dağları gibi yaşarsın hayatı artık. Görünen kısmı değildir tamamı, fırtınalar kopuyordur içinde hiç kimse bilmese de. Saklarsın gözlerindeki yaşları geceler boyu, bir dehliz misali, yastığına düşse de. Lezzet vermez artık eski tatlar sana, bir sıkımlık canı kalmıştır hayatın, gözlerin göğe bakmaz artık, yolları ezberler, bir de bir türkü, Onun ismine.
Aşk derler adına, kabul edilmişçesine…



Edebiyat ağlamış. Fazla söze ne gerek!
AŞK gerçekten böyle bir şey mi* madem böyle bir şey neden AŞK a saygı duyulmuyor****
gerçekler yalandır her zaman buda bir YALAN…
aşk bazı duyguları harekete geçirmektir evt doğru insanı başka aleme çeker peki geriyi kim getirecek…
Geriye kim mi getirecek seni,seni sevmeyen bir kişinin sevdasına düşmüşsen bir başkasının senin sevdana düşmesini bekliyceksin eger sende onu seversen tabi ki…
Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar.
Ne de şeytan, bir günahı,
Seni beklediğim kadar.
Geçti istemem gelmeni,
Yokluğunda buldum seni;
Bırak vehmimde gölgeni,
Gelme, artık neye yarar?
NECİP FAZIL KISAKÜREK
aşk herşeydir
aşk….daha iyi anlatılamazdı.ama nedense her güzel olan gibi aşk da bir gün uçurumun kenarına geliyor.bilebile düşmeli mi yoksa yoksa elveda diyip çekip gitmeli mi?
ya aşk ne güzel bişey yaaaa ahhhhhh aşkkkkkkkk ahhhhhhhh……..
sevmek ölüm dilldr bence sevmesini bilirsen karşılıksız aşkın bile bi güzelliği vardır…sevemeyenlerdir asıl uçurumun kenarında olnlar..her an ölmeye hzırdırlar..aşk her zmn acı vermezz bakamsını yaşamasını bilrrsen..gözyaşı olucaktır kaifif kırgınlıklarda bunlar yaşamdada yokmu nasıl yaşamak güzel olduğu kadar zorsa
aşkta öle.. kolay olduğunu kmse söyliymez ama aşkın acısını yşamk..sevdiğini beklemek…umutla yaşamk…karşılıksız sevnce birne tutunmak…en zor anlarda gülümseyeblmekk…bunlar kötüü diillkii..
birde şunu söylemk isterimki aşk anlatılır ama içinde yaşanan kişiller aslaa anlatıkmaz..istensede o yürekte ve gözlerdedir….
Aşkın her zaman acı vermediğini zaten ilk iki paragrafı okuduğunda anlarsın. Kaldı ki aşk elbette ölmek demek değildir. İçerisinde sevinci barındırdığı gibi acıyı da barındırır, bu da kaçınılmaz bir gerçektir. Bu nedenlerle bir gökkuşağı misalı bu satırlar yazılmış zamanında.
Not: Yazarken dikkat etseymişsin iyi olurmuş, cidden zor okunuyor yazdıkların. İmlâ ve yazım yanlışlarını düzeltmeyi severim ancak bu kadar fazla olunca insan üşeniyor.
böyle yazmayı seviyorum bu seni ilgilendirmez…aşkın acı olduğundan fakat herşeye rağmen güzel olduğundan bassettim…ayrıca ölüm senin anladığın gibi değildir biraz düşün…anlayamadığın kesin…merdiven şiirinide nasıl anladın kim bilir?
Aşk gerçekten mukemmel bir duygudur acı çeksende aşkı yaşamak mükemmeldir ancak aşık olcan kişiyi iyi seçmen gerekir…
ya ben bişey dicem ben bişey yazıyorum sonra baktığımda olmuo bi daha cevap veriyorum diğeride çıkıyo:S
Yazdıkların elbette beni ilgilendirir, benim yazmış olduğum bir yazının altına yorum yapmaktasın. Ancak unutmaman gerekir ki yazdıkların asıl seni ilgilendirir, bu kadar dikkatsiz ve özensiz yazan birisinin düşüncelerinin de dikkatsiz ve özensiz olduğu düşünülebilir sonra, zira yazdıklarını anlayabilmek için inan insanın 2 defa okuması gerekiyor.
Ben ölüm hakkında ne söylemişim de yanlış anladığımı söylemektesin merak ettim. Benim ölümü nasıl anladığımı yazarsan buna yorum yapabilirim.
Tabi..Ölümü sen bence gerçekten ölmek anlamında kullandın…Ama ben sadece ölmeyi mecaz anlamda kullandım.Yani yaşarken ölmek gibi…Acı çekersin,nesef alırsın ama nedensiz yere…Umarım okuyabileceğin gibi yazmışımdır!
Asla düşüncelerim dikkatsiz değildir.Ben msn diliyle yazmıştım.Düşüncelerim bazen çok farklı olabilir.Bunu kabul edebilirim ama dikkatsizliği kabul edemem.
ne cavabı yaa.. ayrıca ben böyle yazıyorum seni ilgilendirmez…imlân iyi olablir ama düşüncelerini ifasde edemiyorsun bence…birz buna çalış..
Ben böyle bişey yazmadım benim adımda yazılmış ama ben değilim.
Evet bu şekilde daha iyi anlaşılıyorsun, eğer MSN dilini MSN dışında bırakmayı denersen hep daha iyi anlaşılırsın. Kusura bakma, kırmak veya kızdırmak niyetinde değilim ancak gerçekleri söylemeden de yapamam.
Yazıda geçen ölüm elbette gerçek anlamda kullanılmadı, zira sonuçta bu bir yazı denemesi ve gerçek anlam yerine mecazi anlamlar yüklenmeye çalışıldı zamanında. Bu nendenle yazıyı bu gözle okumanı tavsiye ederim. Beğenip beğenmemek elbette sana bağlı ancak olduğundan farklı şekilde anlaşılmasını istemem.
Not: Son yorumun dikkate alınmıştır bir üstteki bana ait değil dediğin yorumu sildim.
Teşekkür edrim…Aslında bende senin anlatmak istediğini vurguluyorum ama benim anlatım biçimim pek anlaşılmaz…Evet dikkate aldım zaten ikinci cevabımı sinirliyken vermiştim.Nese bende de bazı yazılar var bunları burda nasıl paylaşabilirim acaba…
Günlüğümde benden başka yazan yok, zaten adı üstünde sadece bir günlük :)
Ancak eğer bu şahsi günlükte kendi yazılarının yayımlanması senin için bir şey ifade edecekse, bana e-posta ile gönderirsen yayımlayabilirim.
Benim adıma yanınlanması önemli değil…sadce bazı olaylarda insanların düşüncesini almak istiyorum…
Yayınlanırsa senin adına yayınlanır, insanlar da dilerse fikir beyan ederler. Dediğim gibi bir e-posta ile bana gönderirsen seve seve yayımlarım.
hayat ask üzerine kurulmus koca bir masal
Aşık söyler maşuk besteler derlermiş bir zamanalar dedelerimiz…
Kazık kadar adam olduk hala bi kızın arkasından ağlıyoruz. Bu nasıl bir çaresizliktir, neyin cezasıdır? Bilinmez… Gittiği yere kadar ne yapalım benim hayatımda böyle.
Yorumlarda bu şiiri okuyunca gözlerim doldu. Gelsen neye yarar be Nagihan…
Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar.
Ne de şeytan, bir günahı,
Seni beklediğim kadar.
Geçti istemem gelmeni,
Yokluğunda buldum seni;
Bırak vehmimde gölgeni,
Gelme, artık neye yarar?
NECİP FAZIL KISAKÜREK