Beşiktaş’a neler oluyor?

HeartsMagic - November 8th, 2007

bjk.jpgYazının girişinde hemen belirtmek isterim ki asla bir fanatik değilim. Futbol takımı desteklemeyi sınırlar dahilinde severim. Takımım yendiği zaman sevinir, yenildiği zaman üzülürüm ancak yenilginin bu oyunun bir parçası olduğunu, bir yenilen olmazsa yenenin de olmayacağını bilecek kadar meseleyi idrak etmiş birisiyim. Kaldı ki bunu herkesin idrak edebilmiş olması gerekir diye düşünür, edemeyenleri de uzaktan garip garip izlerim. Bu nedenlerden ötürü takımım yenildiği zaman öyle hemen birilerini suçlamam, olabilecek şeyler derim, bir sonraki maçı yine keyifle izlemeye çalışırım. Hatta bir sene boyunca dahi takımım kötü oynasa yorumum “her takımın başına kötü bir teknik adam ya da kötü bir idare geçebilir” olur, seneyi beklemeye çalışırım. Çünkü bunlar olağan şeylerdir. Dünya üzerindeki büyük kulüplere bakarsak büyük çoğunluğunun ara ara sıkıntılı dönemlerden geçtiğini görürüz, hatta görüyoruz. Ancak birkaç senedir Beşiktaş için olan şeylere baktığımızda ben bile isyan bayraklarını çekmiş durumdayım, özellikle 8-0′lık! Liverpool maçından sonra.

Hep Beşiktaş’ın o “deli dolu” taraftarından bahsederiz: Çarşı. Evet bugüne kadar ne yağmur çamur, ne kış kıyamet, ne kötü oynanan futbol, ne rakibin büyüklüğü ne de bir başka olumsuzluk Çarşı’nın önüne geçemedi. Hemen burada şunu eklemek istiyorum ki Çarşı denilen grubun tamamını tasvip etmiyorum, çok dengesiz olayların da ortaya çıktığını gördüm. Ancak takım desteği dendiği zaman Türkiye’de bu bir kabuldür ki Çarşı tartışmasız bir numaradır. Dediğim gibi yaptıkları her şeyi tasvip etmesem de onlar bugüne kadar takımın gidişatını önemli ölçüde etkileyen bir gruptu. Hatırlayın ki Süleyman Seba’yı bile baskı sonucu sindiren onlardı, istenmeyen oyuncuları dışlayarak yedek kulübesine hapseden, kulüp ve camia istemese bile bir oyuncuyu bağırlarına basan da onlardı. Kısacası onlar hep aykırı bir grup olmuştu. Ta ki bu yönetime kadar!

Evet, bu yönetime kadar nedense işler kötü gittiği zaman tribünlerden “yönetim istifa” seslerini duymamız an meselesi olurdu. Bazıları hoşnutsuzluğu anlar ve kendine çeki düzen verirdi. Ha, saman altından su yürüten yine yürütürdü, bu bizim ülkemizin ve futbol kulüplerinin değişmeyen bir kanunu ancak durum hiç bugünkü kadar vahim olmamıştı. Takım hallaç pamuğu gibi dağılmış gidiyor, yönetim başa geldiğinden beri liderlik nedir görülmemiş, doğru dürüst icraat olmamış, borç her geçen gün artmış, iyi oynanmayan bir futbol var (sadece şu an değil) ancak Çarşı hala gık demiyor.

Hemen buradan işi yönetime bağlayalım. Dediğim gibi yönetimin doğru dürüst bir icraatini görmedik, son derece pasif bir idare var, sadece arada bir laf gevelemeyi biliyorlar. Doğru dürüst bir icraatleri olmadığı gibi son zamanda Sinan Engin gibi bir uzmanı! da takıma menajer olarak getirip son derece başarılı! bir işe imza attılar. Düşünün ki bu uzman Liverpool maçından sonra çıkıp hala son derece basiretsiz açıklamalar yapabiliyor. Örneğin: “Biz derbiyi tehir etmek isterken işte bunun için istemiştik” “Bu takıma daha çok yarar sağlayacak futbolcular alacağız”. Sayın Engin o çok yönlü basiretinizi kullansaydınız da bu akşam, derbide oynadığınız Fenerbahçe eğer yenerse ne derim diye bir tasavvur etseydiniz. Fenerbahçe bu akşam çıktı, son derece güzel top oynadı ve kazandı. Demek ki olayın derbiyle falan alakası yok, o konuda lagaluga yapmaya gerek de yok. Futbolcu alımı kısmına gelince, adama sormazlar mı “aklınız bugüne kadar neredeydi?” diye.

Bütün bunlara ilaveten sorulacak soru şudur: Sinan Engin kimdir? Ne iş yapar? Böyle bir hezimetten sonra bu basiretsiz açıklamaları yapmak ona mı kalmıştır? Bu takıma yararı nedir? Yoksa zararı mı vardır? Büyük sitelerde yapılan anketlerin olumsuz kısımlarında neden yönetimle beraber kendisinin ismi hep zirvededir?

Çarşı neden hala susuyor? Susmakla da kalmayıp hala neden destekliyor? Yönetim neler yapıyor? Sayın Demirören kendi şirketlerini örmeye devam ederken Beşiktaşın başına çorap mı örüyor?

Biliyorum bu soruların cevabı verilmeyecek ve biz yine beklemeye devam edeceğiz. Dediğim gibi asla bir fanatik olmadım ancak asla Beşiktaşı bugünkü gibi hallerde de görmemiştim. Neredesiniz “Metin-Ali-Feyyaz” diye bağıran seyirci topluluğu….

“Beşiktaş’a neler oluyor?” için 6 yorum

  1. Futbolun spor olduğuna beni kimse inandıramaz. Kapitalist düzenin çarklarından biri sadece. Aptal milyonları oyalayan oyuncaklardan. Hal böyle olunca da tiyatro oyununun senaryosu gereği yazılan oynanıyor. Kimler yazıyor? Bilemem.
    Aynı, şu anda ülkemizin ve gelecek nesillerimizin kaderini kimlerin yazdığını bilemediğim gibi.

  2. Kendimi bildim bileli Beşiktaş taraftarıyım ama hiçbir zaman bukadar aşağılandığımızı, küçük düşürüldüğümüzü, basitleştiğimiz, ruhsuzlaştığımızı görmedim. Ayrıca Çarşı gurubunun da bu duruma karşı olan duyarsızlığını anlayamıyorum. Bu taraftar gurubu Efsane Başkan SÜLEYMEN SEBA sonrasında Serdar BİLGİLİ ve birtakım futbolcuları tribün baskısı ile göndermiştir. Fakat liverpool yenilgisinin ardından sonra hiçbir şekilde bir tepki göstermediler.Bu düşündürücü bir durumdur. Ayrıca Sinan Engin’in yaptığı garip garip açıklamalar ise tam bir komedi. Fener maçını bahane etmişti kendileri sanırım ertesi gün oynanan fb-psv maçını izledikten sonra kendine ben ne kadar da boş konuşmuşum demiştir. İşin özü kan değişikliği şart. Ertuğrul SAĞLAM ile yola devam edilmeli Yıldırım DEMİRÖREN ve Sinan ENGİN acil Beşiktaş camiasından kendilerini uzaklaştırmalıdır..

  3. bu ibrahim üzülmez faciası oynamaya devam ettikçe BJK de Milli Takımda bu tip skorlara alışmalı :)
    adam tam bir facia. en ufak bir katkısı bile yok takıma. korner çizgisine kadar başı önde gidip dışarı top atmak en büyük meziyeti. geçen geceki gollerin çoğunda onun eksikliğinin etkisi vardı. ama bi bakıysounuz ne çarşı ne de “malum medya” ona toz kondurtmuyor. nedir bu heriflerle ilişkisi anlamadım gitti.

  4. Öncelikle güzel oyun futbola senin gözünle baktığımı belirtmeliyim Serkan. Ben Galatasaraylıyım. Ama üzüntüm emin ol senin ki kadar büyük. Hoş Galatasaray’ın durumu da pek farklı değil şu günlerde. Bana göre bu tarz durumları yaratan yegane unsur insanlardır. Ve onların yarattığı gruplaşmalardır. Senin bahsetmiş olduğun Sinan Engin mevzusuna fazlasıyla katılmakla beraber, yukarıdaki arkadaşın İbrahim Üzülmez hakkında yazdıklarına da sonuna kadar katılıyorum. Sinan Engin’in maalesef mantık dışı ve kendi özeleştirisini yapmayan açıklamalarnı + İbrahim Üzülmez gibi normal, anadolu kulübünde oynaması gereken bir futbolcunun nasıl Beşiktaş Futbol Takımının kaptanı olduğunu ve bunlara neden ses çıkarılamadığını anlamış değilim. Tıpkı Hakan Şükür ve Hasan Şaş gibi gruplaşmalar yaratan insanların takımda kalması gibi. Bu insanlar ve dolayısı ile yönetimin görevinden ayrılıp yerini Beşiktaş için çalışıp, güzel bir altyapı kurabilecek kişilere bırakması gerekiyor. Tabi bunu denetleyip organize edecek yapı var mı bilemiyorum. Son olarak tek üzüntüm Ertuğrul Sağlam gibi gerçekten beyefendi bir futbol adamının bu gürültüyle Beşiktaş’tan kopması olur. Umarım aklı selim kararlarla yeni başlangıçlar olur. Çünkü hiçbir şey için geç değil.

  5. bjk inş. bu sene şampiyon olur ya, ben de beşiktaşlıyım. iyi günler herkese.

  6. Acaba Serdar Bilgilinin ahımı tuttu Demiröreni (Demirören gidinceye kadar Beşiktaşlılığımı askıya aldım) artık diğer takımlara karşı aşağılanmak istemiyorum.Vantalyalı

Trackbacks/Pingbacks

Yorum Yapın

Şunları kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>