<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>WwW.HeartsMagic.NeT &#187; Yaşam</title>
	<atom:link href="http://www.heartsmagic.net/category/yasam/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.heartsmagic.net</link>
	<description>Linux, sinema, internet, teknoloji ve hayat üzerine...</description>
	<lastBuildDate>Fri, 14 May 2010 08:57:04 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Bir de nankör derler&#8230;</title>
		<link>http://www.heartsmagic.net/bir-de-nankor-derler/</link>
		<comments>http://www.heartsmagic.net/bir-de-nankor-derler/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 May 2010 08:57:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HeartsMagic</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[aslan kedi vefa sevgi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.heartsmagic.net/?p=290</guid>
		<description><![CDATA[Görmeyen vardır belki&#8230;

 

Tanıdık geliyor sanki bir yerlerden?
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Görmeyen vardır belki&#8230;</p>
<p><center><br />
<embed id=VideoPlayback src=http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=7465006116895765146&#038;hl=tr&#038;fs=true style=width:400px;height:326px allowFullScreen=true allowScriptAccess=always type=application/x-shockwave-flash> </embed><br />
</center></p>
<p><a href="http://www.heartsmagic.net/sevmek-kadar-sevilmek/" target="_blank">Tanıdık geliyor sanki bir yerlerden?</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.heartsmagic.net/bir-de-nankor-derler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Huzursuz bacak sendromum</title>
		<link>http://www.heartsmagic.net/huzursuz-bacak-sendromum/</link>
		<comments>http://www.heartsmagic.net/huzursuz-bacak-sendromum/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Mar 2009 23:30:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HeartsMagic</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[rahatsızlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.heartsmagic.net/?p=269</guid>
		<description><![CDATA[Hastalığımın ismini yazarken bile gülesim geliyor ancak yapılacak bir şey yok, verilen isim böyle. Bir süredir (tam olarak ne kadar olduğunu hatırlamıyorum), özellikle de geceleri yatarken bacaklarımda bir rahatsızlık hissediyordum. Fakat tarifi güç bir rahatsızlıktı bu. Hareket ettiğimde çoğunlukla geçen, geçmediği takdirde ise beni uyutmayan türden. Bir süre önce öğrenmiş bulunuyorum ki bu bir hastalıkmış [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hastalığımın ismini yazarken bile gülesim geliyor ancak yapılacak bir şey yok, verilen isim böyle. Bir süredir (tam olarak ne kadar olduğunu hatırlamıyorum), özellikle de geceleri yatarken bacaklarımda bir rahatsızlık hissediyordum. Fakat tarifi güç bir rahatsızlıktı bu. Hareket ettiğimde çoğunlukla geçen, geçmediği takdirde ise beni uyutmayan türden. Bir süre önce öğrenmiş bulunuyorum ki bu bir hastalıkmış ve ismi de &#8220;huzursuz bacak sendromu&#8221;ymuş. Arkadaşlarımdan birisinde bu hastalık olmasa, tarifini yapmasa inanın öğrenme imkânım olmazdı. Gerçi arkadaş tarif ederken bile manidar cümleler kuramadı :) Fakat ikimizde de aynı rahatsızlık olunca anlaşmakta güçlük çekmedik.</p>
<p>Öğrendikten sonraysa araştırmaya giriştim. Gördüm kü çok yaygın bir hastalıkmış (Dünya genelinde %10, bizde %3-4 civarı). Muhtemelen bu satırları okuyan bazılarınızda da mevcuttur, ancak hastalık olduğunu bilmiyorsunuzdur. Bu hınzır hastalık öyle bir şey ki, genelde dinlenirken veya çoklukla geceleri saldırıya geçiyor. Tam uykuya dalmak üzereyken bacaklarda tarifi pek kolay olmayan bir rahatsızlık baş gösteriyor. İnsanlar genelde karıncalanma, ürperme, kaşınma, ezilme, acıma, gıdıklanma ifadelerini kullanıyorlar ki inanın bu çok normal. Zira hayatta yaşadığımız diğer acılara veya rahatsızlıklara pek benzemiyor bu meret. Fakat iki tane hasta yan yana gelince çok iyi anlıyorlar birbirlerini. Geçici çözümü bacakları hareket ettirmek. Benim için genelde sıcak olduğunda baş gösteriyor bu. Battaniyenin altından bacaklarımı çıkarıp, bir miktar sallayarak veya hareket ettirerek çözüyorum meseleyi -çok mu özel oldu :) &#8211; Fakat hastalık bende başlangıç düzeyinde olabilir, gördüğüm kadarıyla daha vahim vakalar da var. Örneğin gece boyunca uyuyamayanlar.</p>
<p>Hastalığın kesin nedeni henüz bilinmiyor. Genetik olabilir diyen de var, beyindeki -:)- dopamin dengesizliği, sinir, stres,depresyon vs. gibi nedenler sayan da, ancak kesinlik yok. Tedavisi var mı? Var. Çok boş boğazlık etmek istemiyorum, bir iki bağlantıya yönlendirerek bu yazıyı tamamlayalım. Temennim yaşım ilerledikçe hastalığın şiddetini arttırmaması. Eğer varsa benim gibi mustarip kişiler, şimdiden kendilerine şifa diliyorum :)</p>
<p><a href="http://www.doktorsitesi.com/yazi/601/" target="_blank">[1] Hastalık hakkında bilgi</a></p>
<p><a href="http://www.uzmantv.com/huzursuz-bacak-sendromu-nedir" target="_blank">[2] Hastalık hakkında açıklayıcı videolar</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.heartsmagic.net/huzursuz-bacak-sendromum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>23</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Into The Wild : Bir süperberduş hikâyesi</title>
		<link>http://www.heartsmagic.net/into-the-wild-bir-superberdus-hikayesi/</link>
		<comments>http://www.heartsmagic.net/into-the-wild-bir-superberdus-hikayesi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Jan 2009 21:05:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HeartsMagic</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[christopher mccandless]]></category>
		<category><![CDATA[emile hirsch]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[sean penn]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.heartsmagic.net/?p=265</guid>
		<description><![CDATA[

“Mutluluk sadece paylaşıldığında gerçektir” olur gencin son sözleri. Umarsızca uzanır, belli belirsiz bir şekilde gözlerini semaya diker. Son hayalini kurar, son göz yaşlarını döker &#8230;
Yazıya konu olan filmi izledikten sonra aslında insanın pek karalayası gelmiyor. Filmin etkisi öyle bir çöküyor ki üzerinize, öyle saatlerce susarak, uzun bir süredir yapmadığınız iç muhasebenizi yapma isteğiniz depreşiyor. Fakat, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter" title="McCandless" src="/resim/chris_mccandless.jpg" alt="" width="608" height="246" /></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;">“Mutluluk sadece paylaşıldığında gerçektir” olur gencin son sözleri. Umarsızca uzanır, belli belirsiz bir şekilde gözlerini semaya diker. Son hayalini kurar, son göz yaşlarını döker &#8230;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">Yazıya konu olan filmi izledikten sonra aslında insanın pek karalayası gelmiyor. Filmin etkisi öyle bir çöküyor ki üzerinize, öyle saatlerce susarak, uzun bir süredir yapmadığınız iç muhasebenizi yapma isteğiniz depreşiyor. Fakat, madem böyle güzel bir film izledik paylaşmamız gerekiyor. Kaldı ki, çok ama çok geç kalınmış bir sözüm de var.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;">Filmi izlemişliğim yeni değildir. Bundan yedi ay önce filmi görmüş ve çok beğenmiştim. Yine o zamanlar sevgili <a href="http://www.vaveyla.net" target="_blank">Suskun</a>&#8216;un günlüğünde filmin <a href="http://www.vaveyla.net/into-the-wild-alexander-superberdusun-hikayesi/" target="_blank">yazısına rastlamış</a>, ufak bir de yorum <a href="http://www.vaveyla.net/into-the-wild-alexander-superberdusun-hikayesi/#comment-589" target="_blank">yaparak</a> film hakkında yazacağımı da söylemiştim. Araya hayat! girdi ve yazı bugüne kadar kaldı. Ne kadar da haklıymış Alexander Süperberduş, şehrin ışıltılarına ve keşmekeşliğine bakarak tekrar medeniyete -kısa bir süre de olsa- dönmeyerek ve yolculuğuna devam ederek. Hayat o kadar katı ki, ufacık isteklerimizi gerçekleştirmemize bile, biraz da tembelliğimizi kullanarak, sığıntı bahanelerin arkasına bizi sıkıştırarak engel oluyor.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;">Hemen belirteyim ki bu yazı diğer film yorumlarım gibi olmayacak. Okudukça filmin kendisi ve sonu hakkında fazlasıyla detaya sahip olacaksınız. Ancak bu saydıklarım zaten aşikar olanlar. Filmi zaten ne olduğunu bilerek izliyorsunuz. Aksi takdirde çok bir anlamı da kalmıyor, hatta etkisini bile yitiriyor olabilir.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><span id="more-265"></span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;"><a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Christopher_McCandless" target="_blank">Christopher Johnson McCandless</a>, kabaca söylemek gerekirse, kendisinin hastalık olarak tanımladığı toplumdan, onun neden olduğu çürümüşlükten, bizi kendimizden uzaklaştıran her şeyi de arkada bırakarak doğaya, insanın özüne doğru olan bir yolculuğa çıkan ve bu yolculuğunu tamamlayamadan, doğanın göbeğinde henüz yirmi dört yaşındayken açlıktan ölen bir “süperberduş” tur. Üniversiteden mezun olur olmaz, pek yakında olmasalar da, sorunlu ailesinden ve hayatın kendisinden kaçarak en büyük hayali olan bir başına kalma ve Alaska&#8217;da yaşama hedefine ulaşmak için kimselere haber vermeden, tüm parasını bir hayır kurumuna bağışlayıp, arkasında bir tane bile kimlik bırakmayarak kayıplara karışmıştır. Bu başlangıçtan itibaren yolda farklı insanlarla tanışmış, farklı işlerde çalışmış ve başından birçok olay geçmiştir. Hayalinin son durağı olan Alaska&#8217;nın derinliklerine ulaşamadan, daha kıyısındayken yine kendi tabiriyle “sihirli otobüs”ün içinde hayata veda etmiştir. Aradan geçen bu süreç iki senedir ve işte filmimiz bu iki seneyi anlatmaktadır.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;"><span>Filmin senaryosu aslında bir kitaba dayanmakta. McCanddless&#8217;ın hayatını anlatan, <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Jon_Krakauer" target="_blank">Jon Krakauer</a> tarafından 1996 yılında <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Into_the_wild" target="_blank">kaleme alınmış bu kitap</a> filmin temeli sayılır. Senaryo tamamen kitaba uygun şekilde uyarlanmış ve hayata geçirilmiştir. İşte bu hayata geçirme faslıdır ki filmi hikayesiyle birleştiğinde oldukça etkili kılan. İşte budur ki yönetmen ne kadar ince iş çıkartmışsa, oyuncu da bir o kadar nüfuz etmiştir bu etkiye ve ta derinlere kadar, insan oluşumuzdan öte gelen duygularımıza hitap etmiştir. Kısacası oldukça güçlü bir işbirliği vardır bu filmde, teker teker incelenmesi gereken.</span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;"><span>Baştan belirteyim ki eğer film bu kadar iyi yönetilmeseymiş sanırım etkisi bu kadar muazzam olmazmış. Bu sebeptendir ki <a href="http://www.imdb.com/name/nm0000576/" target="_blank">Sean Penn</a> büyük bir takdir kazanmıştır gözümde. Oyunculuğunu da beğendiğim düşünüldüğünde yeri çok ayrıdır artık Penn&#8217;in benim için. Özensiz ellerde dramatik fakat sıradan bir gezgin hikayesine dönüşebilecek olan bu yapıt, bu kadar özenli ve ince bir işlemeyle harika bir eser haline gelmiş. Bu nedenledir ki, izlendiğinde etkisinden uzun bir süre kurtulamıyor insan. </span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;"><span>Penn filmin henüz on beş dakikasında girişi öyle bir örmüş ki, müziklerinden tutun da monologlarına, oradan Alexander&#8217;ın vahşi doğaya dalışını resmetmesine kadar her şey muazzam. Filmin gidişatı aslında bu on beş dakikadan bile tahmin edilebiliyor. Bu sahneler sırasında geyiklere uzun uzun bakıp da ardından kahramanımızın dudaklarından dökülen “sonsuz özgürlük” sözü bile bizi alıp oralara götürmeye yetiyor. Filmin en büyük etkisi ise -elbette bana göre- araya serpiştirilmiş monologlar ve zaman zaman filmdeki diğer kahramanlara cevaben söylenen doğa hayranı yazar-filozoflardan alıntılar. McCandless&#8217;ın bir Tolstoy, Jack London ve Henry David Thoreau hayranı olduğu düşünülürse bu alıntıların ne kadar manidar olduğu anlaşılacaktır. Tolstoy için bir şeyler söyleme ihtiyacı bile hissetmiyorum. Küçükken Jack London&#8217;ın iki kitabını okuduğumdan dolayı filmle ne kadar örtüştüklerini iyi biliyorum: The Call of The Wild (Vahşetin Çağrısı) ve White Fang (Beyaz Diş). İkisi de bir köpeğin vahşi yaşamla mücadelesini anlatır ki oldukça da etkilidir. Thoreau&#8217;yu filmle tanımakla beraber şu sözü neden filmde ve kahramanın gözde yazarları arasında yer aldığını izah edecektir:</span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<blockquote>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><span>Bana aşk, para, inanç, şöhret, adalet yerine gerçeği verin.</span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
</blockquote>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><span>Filmde buna benzer birçok alıntı göreceksiniz ve bazen geri sarıp tekrar tekrar dinleme ihtiyacı hissedeceksiniz. Bir iki örnek daha vermek gerekirse, işte size Tolstoy&#8217;dan bir tane:</span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<blockquote>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><span>Başımdan çok şey geçti ve şimdi mutluluk için gereken şeyi bulduğumu düşünüyorum. Taşrada, iyilik yapılması kolay olan ve kendilerine iyilik yapılmasına alışkın olmayan insanlara faydalı olma ihtimaliyle, sessiz, gözlerden uzak bir yaşam. Ve birilerine fayda sağlayacağı umulan bir iş. Sonra dinlence, doğa, kitaplar, müzik ve komşu sevgisi. İşte benim mutluluk tanımım budur. Ve tüm bunların üstüne, eş olarak sen ve belki de çocuklar. Bir erkek hayattan  daha başka ne ister ki?</span></p>
</blockquote>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;"><span>Kahramanımızın dudaklarından dökülürken hayranlıkla dinlediğim bir başkası daha:</span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<blockquote>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><span>&#8230; eğer yaşama sevincinin esasen insan ilişkilerinden kaynaklandığını düşünüyorsan yanılıyorsun. Tanrı bunu bütün çevremize yaydı. O her şeyde mevcut. Tecrübe edeceğimiz her şeyin içinde var. İnsanlar sadece, bu şeylere bakış açılarını değiştirmeliler. </span></p>
</blockquote>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;"><span>Filmin kurgusu iki koldan devam ettirilmiş ve bu şekilde bir senaryo işlenmiş. Bir yandan üniversiteden mezuniyetin ardından yolculuğun başlangıcı anlatılırken, diğer yandan Süperberduş&#8217;un son dört ayını izlemekteyiz. Böylece iki koldan devam eden kurgu finalde birleşiyor ve ortaya etkileyiciliği muazzam olan bir son çıkıyor. İşte bu aşamada Penn&#8217;in hakkını vermemiz gerektiğini tekrar belirtmek isterim. Zira hem bu iki koldan kurgu çok güzel işlenmiş, hem de filmin yapısına uygun bir şekilde olaylar seyirciye aktarılmış. Ne fazlasıyla acındırma var, ne de gerçekleri inkar. Film için, daha doğrusu McCandless&#8217;ın yolculuğu için yapılan eleştiriler mevcut. Fakat bu eleştiriler gerçeği örtmüyor. Kendisi ne olursa olsun, bu yolculuğu denemiş, öyle ya da böyle bir noktada sonlandırmak zorunda kalmıştır. İster mecburiyet deyin bunun ismine, isterseniz bilerek yapılmış olsun adı. Ortadaki gerçek su götürmeyecek kadar yalındır: Bir genç adam, hayalleri, arada düş kırıklıkları ve ölüm. Buna rağmen mutlu yaşadığını bilmemizi istediği her halinden belli olan, arkasında bıraktıkları&#8230;.</span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;"><span>Şimdilik eleştirileri yazının sonuna saklayarak oyunculuktan bahsedelim. Baş roldeki oyuncumuz olan <a href="http://www.imdb.com/name/nm0000576/" target="_blank">Emile Hirsch</a>&#8216;i bu filmle tanımıştım. Genç yaştaki bu aktörü film ilerledikçe daha bir hayranlıkla izledim. Hani, <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Roger_Ebert" target="_blank">Roger Ebert</a>&#8216;ın dediği gibi “oyunculuk değil adeta hipnotize eden bir performans”. Kendisi rol için ne kadar hazırlandı, McCandless&#8217;ın hayatını ne kadar araştırdı, hakkında ne kadar okudu bilemiyorum ancak şunu kesinlikle söyleyebilirim ki, ekranda izlediğimizin bir aktör değil de adeta McCandless&#8217;ın kendisi olduğu izlenimine kapılıyoruz. </span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;"><span>Filmin müziklerine gelecek olursak, size filmi izleyen herkesin hiç atlamadan konuştuğu noktalardan bir tanesinin de müzikler olduğunu söylesem, sanırım ne kadar güzel olduklarını tahmin edebilirsiniz. Filmle o kadar örtüşmüş ki müzikler, o vahşi doğanın içinde ya da Süperberduş&#8217;un yolculukları sırasında dinlediğimiz Eddie Vedder&#8217;ın söylediği şarkılar hiç eğreti durmuyor, aksine filmle bütünleşiyor. Sizi alıyor o yolculukların ya da mekanın tam ortasına tutup bırakıyor. Bu arada Guaranted isimli parçanın Golden Globe&#8217;dan ödül aldığını da ekleyelim. </span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;"><span>Yazıda bahsettiğim McCandless&#8217;ın yolculuğu hakkındaki eleştiriler ise şu yönde. Alaska&#8217;lı bir grup insan bu yolculuğun fazlaca dramatize edildiği yönünde düşünceye sahipler. Filmde örneğin McCandless&#8217;ın taşan nehrin karşısına geçemediği olayla ilgili, çok kısa bir mesafe (400 mt.) ötede el yapımı bir geçiş aracı (maden ocaklarındaki tramvay türünde) olduğunu, kendisinin buraya kadar gidip hayatını kurtarabileceğini söylemekteler. Ayrıca bu yolculuğa çıkmadan önce vahşi yaşamda hayatı sürdürme hakkında yeterince araştırma yapmadığı, yanına pusula, harita gibi malzemeleri almadığını da eklemekteler. Bunlar göz önünde bulundurulduğunda ortaya çıkan durumun intihara teşebbüs olduğu iddia edilmekte. </span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;"><span>Yazının bir bölümünde dediğim gibi her ne olursa olsun ortada bir gerçek var. Genç bir insan hayalleri doğrultusunda bir yolculuğa çıkıyor, yine istediği tarzda bir yaşama sahip oluyor. Daha ötesini istese de bir nedenden ötürü ne yazık ki bunu başaramıyor. İsterseniz akıl edemedi deyin, isterseniz intihar etmek istemiş, ölmek istemiş deyin, bu ortadaki gerçeği değiştirmeyecektir. Kaldı ki film zaten bu gencin yaşantısı üzerinden bazı gerçekleri görmemizi sağlamıyor mu? Hayatınızı tekrar gözden geçirin, bütün bu keşmekeşlik arasında kendimizle ne kadar baş başa kalabiliyoruz? Bizi insan kılan değerlerimizi ne kadar hatırlayabiliyoruz? Her gün dinmek bilmeyen isteklerimize ne kadar sert bir şekilde hayır diyebiliyoruz? McCandless filmin bir yerinde ailesinin kendisine eski arabasının yerine yeni bir tane vermek istediklerini söylediklerinde şöyle diyor: </span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<blockquote>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><span>Neden yeni bir araba isteyeyim ki? </span></p>
</blockquote>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;"><span>Kaçımız artık böyle düşünebiliyor ve kaçımız artık McCandless&#8217;ın yazının başında bulunduğu fotoğrafında olduğu kadar mutluyuz? O fotoğraf kendisinin ölümünden sonra makinesinde tab edilmemiş şekilde bulunmuş. Resmi dikkatlice incelemenizi öneririm. Kendimi düşündüğümde uzun zamandır bu kadar içten ve dolu dolu bir gülümsememi hatırlamadım&#8230; </span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;"><span>Yazımı McCandless&#8217;ın ölümünü tasvir eden cümlelerle başlatmıştım,  McCandless&#8217;ın son sözleriyle, ölüm döşeğinde baş ucundaki son yazısıyla bitireyim:</span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<blockquote>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><span>Mutlu yaşadım ki Tanrı&#8217;ya şükürler olsun. Güle güle size, O hepinizi korusun.</span></p>
</blockquote>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;"><span>Yolculuğu boyunca kendisine bulduğu Alexander Supertrap (Süperberduş) ismini kullanan McCandless, bu yazının altına gerçek ismiyle imza atmıştır: Christopher Johnson Mccandless</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.heartsmagic.net/into-the-wild-bir-superberdus-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uykudan uyanış</title>
		<link>http://www.heartsmagic.net/uykudan-uyanis/</link>
		<comments>http://www.heartsmagic.net/uykudan-uyanis/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 16 Nov 2008 01:44:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HeartsMagic</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.heartsmagic.net/?p=261</guid>
		<description><![CDATA[Uzun süredir boş bırakmışım buraları. Kısacası uykuya yatırmışdım günlüğümü. İki ay geçmiş bile, hoş bana daha kısa gibi geliyor. Demek ki koşturmaca esnasında insan pek fark etmiyor geçen zamanı. Burasıyla ilgilenmezken bazı şeyler değişti, değişmiş. Örneğin günlük mışıl mışıl uyurken takip edenlerinin sayısı artmış. Garibime gitti, sürekli kış uykusuna mı yatırsam ne :) Wordpress yeni [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" title="Uyku" src="/resim/uyku.jpg" alt="" width="200" height="150" />Uzun süredir boş bırakmışım buraları. Kısacası uykuya yatırmışdım günlüğümü. İki ay geçmiş bile, hoş bana daha kısa gibi geliyor. Demek ki koşturmaca esnasında insan pek fark etmiyor geçen zamanı. Burasıyla ilgilenmezken bazı şeyler değişti, değişmiş. Örneğin günlük mışıl mışıl uyurken takip edenlerinin sayısı artmış. Garibime gitti, sürekli kış uykusuna mı yatırsam ne :) Wordpress yeni sürüm çıkartmış, Amerika yeni başkanını seçmiş, dünya krize girmiş&#8230;.</p>
<p>İnsan kendi çemberinin dar halkalarıyla uğraşırken dış halkaları göremiyor bir süre. Ne zaman ki dar halkalarla işi bitiyor, kafasını şöyle bir kaldırıyor, o zaman dışarıdaki hengâmeyi fark ediyor. Bu süre içerisinde internetten tamamen kopmasam da eskisi kadar iştigal edemedim kendileriyle. İyi mi oldu, kötü mü bunun ince bir muhasebesini yapmış değilim. Bana getirdikleri kadar götürdükleri de olmuştur elbet.</p>
<p>Artık uyku faslı bitti, belki bir süre mahmurluk devam edebilir. Ancak fırsatını bulduğum ilk anda yine faydasız yazılarımı göndermeye devam edeceğim.</p>
<p>Not: <a href="http://www.vaveyla.net/" target="_blank">Suskun</a> emin ol &#8220;Into The Wild&#8221; hâlâ aklımda :)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.heartsmagic.net/uykudan-uyanis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gerçek dostluk</title>
		<link>http://www.heartsmagic.net/gercek-dostluk/</link>
		<comments>http://www.heartsmagic.net/gercek-dostluk/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Sep 2008 01:26:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HeartsMagic</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[aslan]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan sevgisi]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[vefa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.heartsmagic.net/?p=259</guid>
		<description><![CDATA[Şu başlıkta benim daha önce de yazmış olmama ve internette birçok yerde verilmesine rağmen es geçemedim bu konuyu. O zaman izlediğimde çok etkilenmişdim. Sağ olsun Çınar bana bu videonun daha uzun bir sürümünü gösterdiğinde ilgiyle izledim. Altta Whitney Houston&#8217;ın muhteşem I Will Always Love You yorumu ve Gerçek Dostluğa bir örnek:
 
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.heartsmagic.net/sevmek-kadar-sevilmek/" target="_blank">Şu başlıkta</a> benim daha önce de yazmış olmama ve internette birçok yerde verilmesine rağmen es geçemedim bu konuyu. O zaman izlediğimde çok etkilenmişdim. Sağ olsun <a href="http://www.c1n4r.com/" target="_blank">Çınar</a> bana bu videonun daha uzun bir sürümünü gösterdiğinde ilgiyle izledim. Altta Whitney Houston&#8217;ın muhteşem I Will Always Love You yorumu ve Gerçek Dostluğa bir örnek:</p>
<p><embed id="VideoPlayback" src="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=-3878854120360673189&#038;hl=tr&#038;fs=true" style="width:400px;height:326px" allowFullScreen="true" allowScriptAccess="always" type="application/x-shockwave-flash"> </embed></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.heartsmagic.net/gercek-dostluk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsan hakları. İyi de kime söyleyeceğiz?</title>
		<link>http://www.heartsmagic.net/insan-haklari-iyi-de-kime-soyleyecegiz/</link>
		<comments>http://www.heartsmagic.net/insan-haklari-iyi-de-kime-soyleyecegiz/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 May 2008 21:00:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HeartsMagic</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[vicdan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.heartsmagic.net/?p=200</guid>
		<description><![CDATA[Sözüm üzerine bugün yazı yazmam icap ediyor, kampanyaya da katılmıştım zaten. Aslında zorunluluktan ziyade bu benim bir süredir yazmak istediğim bir konuydu. Ancak doğrudan insan hakları değil de onunla ilintili, belki de merkezindeki bir mefhumla ilgiliydi bu: Vicdan. Zaten bana insanlara insan haklarını anlatmak çok komik geliyor. Misal hayvanlara nazaran kimilerine göre bir üst yaşam [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://unite.blogcatalog.com/" target="_blank"><img class="alignleft" style="float: left;" src="/resim/humanrightsbadge3.jpg" alt="" width="160" height="205" /></a><a href="http://www.heartsmagic.net/15-mayista-lafazanlik-degil-insan-haklari/" target="_blank">Sözüm üzerine</a><a href="http://www.heartsmagic.net/15-mayista-lafazanlik-degil-insan-haklari/" target="_blank"> </a>bugün yazı yazmam icap ediyor, <a href="http://unite.blogcatalog.com/" target="_blank">kampanyaya da</a> katılmıştım zaten. Aslında zorunluluktan ziyade bu benim bir süredir yazmak istediğim bir konuydu. Ancak doğrudan insan hakları değil de onunla ilintili, belki de merkezindeki bir mefhumla ilgiliydi bu: Vicdan. Zaten bana insanlara insan haklarını anlatmak çok komik geliyor. Misal hayvanlara nazaran kimilerine göre bir üst yaşam formu, kimilerine göre çok ayrı bir yaratılmış olan biz insanların hayvan haklarını konuşmasını bile deha makul bulurum. Dikkat edin yine doğru demiyorum, zira bana göre bir canlının hayatına sebepsiz yere öyle ya da böyle kıymak veya eziyet göstermek bile konuşulacak bir durum değil.</p>
<p>İnsan haklarının geçmişi (ya da bunun bağıra bağıra belirtilmesi diyelim biz buna) pek belli olmasa da çok eskilere dayanıyor. Az vicdan kırıntısına sahip herkes veya her lider bundan bahsetmiş. Kimisi bunu yazıya dökmüş, kimisi anlaşma olarak hayata geçirmiş. Şu an bizim tabi olduğumuz beyannamenin bile yarım asırdan fazla bir mazisi var. Var olmasına var da değişen bir şey var mı? Etrafımıza baktığımızda ne görmekteyiz? Bütün bu çırpınışlar niye? Sebebi açık: Kimilerimizin vicdandan yoksun oluşu. Bana göre karşımızdaki insanın içerisinden vicdanı alıp söktüğünüzde geride &#8216;bir tür canavardan&#8217; başka bir şey kalmıyor. Hayvan bile diyemiyorum bunun için, onlar da bile vicdanın olduğuna inanmaktayım. Hadi ismi vicdan olmasın da içgüdüsel olarak yaşadıkları vicdan benzeri bir olgu olsun. Ancak vicdana sahip olmayan insan işte söylemek istediğim gibi hayvan bile olamıyor. Bunun ispatı son derece kolay. Dünyada şu an şu satırları yazdığım anda bazı insanlara diğer bazı insanların yaptıklarını bir düşünün ve sonra bu yapılanların hiçbir hayvan tarafından başka bir hayvana yapılıp yapılmadığını hatırlamaya çalışın. Boşuna uğraşmayın hatırlayamayacaksınız. Böyle bir yazıda &#8216;hayvan&#8217; kelimesinin bu kadar çok geçmesinden ötürü özür dilerim ancak bu bir çeşit günah çıkartma sanırım. Ne zaman insanlara yapılan insan dışı bir müdahale görsem içimden ve dışımdan &#8220;hayvan herifler&#8221; diye küfrederdim. Şu an anlıyorum da hata ediyormuşum.</p>
<p>Şimdi ben ne yazayım dünyanın dört bir tarafındaki insan hakları ihlalleri hakkında? Maruz kalan da insan, bu ihlali gerçekleştiren de insan!</p>
<p>Siz istediğiniz kadar beyanname hazırlayın ve yayımlayın neye yarar. Vicdan mirim vicdan.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.heartsmagic.net/insan-haklari-iyi-de-kime-soyleyecegiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>15 Mayıs&#8217;ta lafazanlık değil İnsan Hakları</title>
		<link>http://www.heartsmagic.net/15-mayista-lafazanlik-degil-insan-haklari/</link>
		<comments>http://www.heartsmagic.net/15-mayista-lafazanlik-degil-insan-haklari/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Apr 2008 22:19:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HeartsMagic</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.heartsmagic.net/?p=193</guid>
		<description><![CDATA[ Suskun haberdar etmiş. Blogcatalog şöyle bir proje başlatmış ve 15 Mayıs günü İnsan Hakları üzerine yazacak blog sahiplerini bir araya getirmeye çalışmaktaymış, katılmayı planlıyorum. Her daim gevezelik edecek halimiz yok ya, 15 Mayıs&#8217;ta ecnebi kardeşlerimizle beraber bu konu üzerinde beraberce yazarız. Dilimiz döndüğünce elbette.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" style="float: left;" src="http://www.heartsmagic.net/resim/humanrightsbadge2.jpg" alt="İnsan Hakları" /><a href="http://www.vaveyla.net/" target="_blank"> Suskun</a> <a href="http://www.vaveyla.net/2008/04/18/blog-yazarlari-insan-haklari-konusuna-dikkat-cekiyor.html" target="_blank">haberdar etmiş</a>. <a href="http://www.blogcatalog.com/" target="_blank">Blogcatalog</a> <a href="http://unite.blogcatalog.com/" target="_blank">şöyle bir proje</a> başlatmış ve 15 Mayıs günü İnsan Hakları üzerine yazacak blog sahiplerini bir araya getirmeye çalışmaktaymış, katılmayı planlıyorum. Her daim gevezelik edecek halimiz yok ya, 15 Mayıs&#8217;ta ecnebi kardeşlerimizle beraber bu konu üzerinde beraberce yazarız. Dilimiz döndüğünce elbette.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.heartsmagic.net/15-mayista-lafazanlik-degil-insan-haklari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Üretken Olamamanızın 7 Nedeni</title>
		<link>http://www.heartsmagic.net/uretken-olamamanizin-7-nedeni/</link>
		<comments>http://www.heartsmagic.net/uretken-olamamanizin-7-nedeni/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Apr 2008 21:10:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HeartsMagic</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[İş-Güç]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[üretkenlik]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.heartsmagic.net/?p=184</guid>
		<description><![CDATA[Üretken Olamamanızın 7 Nedeni
Daily Blog Tips
Yazar: Daniel Scocco
7 Reasons Why You Might Never Be Productive
Çeviri: Ben
Bu yazı The Online Business Handbook&#8216;ın yazarı Alan Johnson tarafından misafir sıfatıyla yazılmıştır.
Ne kadar sıkı çalışırsanız çalışın işlerinizi üretken bir biçimde yapamadığınızdan dolayı hayal kırıklığı yaşadığınız oldu mu? Eğer böyleyse, artık harekete geçme zamanıdır. Aksi takdirde yerinizde durup bir mucize [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Üretken Olamamanızın 7 Nedeni</p>
<p><a href="http://www.dailyblogtips.com/" target="_blank">Daily Blog Tips</a><br />
Yazar: Daniel Scocco</p>
<p><a href="http://www.dailyblogtips.com/7-reasons-why-you-might-never-be-productive/" target="_blank">7 Reasons Why You Might Never Be Productive</a></p>
<p>Çeviri: Ben</p>
<p>Bu yazı <a href="http://www.theratingblog.com/the-online-business-handbook" target="_blank">The Online Business Handbook</a>&#8216;ın yazarı <a href="http://www.theratingblog.com/" target="_blank">Alan Johnson</a> tarafından misafir sıfatıyla yazılmıştır.</p>
<p>Ne kadar sıkı çalışırsanız çalışın işlerinizi üretken bir biçimde yapamadığınızdan dolayı hayal kırıklığı yaşadığınız oldu mu? Eğer böyleyse, artık harekete geçme zamanıdır. Aksi takdirde yerinizde durup bir mucize gerçekleşmesini beklerseniz, sizi temin ederim ki işler daha iyiye gitmeyecektir. Bir &#8216;blogger&#8217; olarak uzun vadeli başarıyı cidden istiyorsanız üretkenlik kesinlikle bir zorunluluktur ve kendinizi kandırarak yaşamak bir seçenek değildir.</p>
<p>Nereden başlamalı? Problemi belirleme daima ilk adım olmuştur ve üretken olamamanızın 7 genel sebebi vardır:</p>
<p><strong>Sebep 1: Yaptığınız Şeyden Nefret Ediyorsunuzdur</strong></p>
<p>Eğer işinize tutkuyla bağlı değilseniz azami verim almak büyük bir uğraş gerektirebilir ve gerektirecektir. Üretken olamayacak, her şeyi önemsiz bir iş gibi görecek veya bir başka deyişle böyle bir davranışla uzun bir dönemde kaybetmeye mahkum olacaksınız.</p>
<p><span id="more-184"></span></p>
<p><strong>Sebep 2: Öncelikleriniz Yanlıştır</strong></p>
<p>Basitçe meşgul olmak üretkenlik için yeterli değildir. Tüm gün boyunca çalışmış olup, kendinizi tükenmiş hissetmenize rağmen kayda değer hiçbir şey üretmediğinizi fark etmeniz muhtemeldir. Üretken olmak istediğinizde, zamanınıza değecek işleri belirlemek ve geri kalanları tehir etmek iyi bir başlangıç olacaktır.</p>
<p><strong>Sebep 3: Çalışmaya Alışık Değilsinizdir</strong></p>
<p>Moralinizi bozmak istemem ancak eğer şu 9-5 işlerinden birindeyseniz, tüm gün masanızın önünde oturuyor ve aslında üretkenlik namına hiçbir şey yapmıyorsanız, halihazırda bulunan üretkenlik seviyenizin etkileyici bir seviyede olmasını bekleyemezsiniz. Ne kadar isterseniz isteyin sonuçları birdenbire göremezsiniz. Her seferinde bir adım ileriye götürüyorsanız doğru yoldasınız demektir.</p>
<p><strong>Sebep 4: Dikkatiniz Çabuk Dağılıyordur</strong></p>
<p>Eğer belli işler üzerinde konsantre olamıyorsanız, herhangi bir şey dikkatinizi dağıtabiliyorsa korkarım ki üzerinde çalışmanız gereken ciddi bir probleminiz var. Dikkatinizi toplayacak küçük şeyler deneyin, örneğin belirli bir odada veya zaman diliminde çalışmak, çevrenizden telefonu uzaklaştırmak gibi.</p>
<p><strong>Sebep 5: Çok Fazla Mola Veriyorsunuzdur</strong></p>
<p>Her zaman hak edilmiş güzel bir mola hakkınızdır ve bunda bir yanlış yoktur. Ancak diğer taraftan ne kadarın yeterli olduğunu belirlemeli ve buna göre hareket etmelisiniz.</p>
<p><strong>Sebep 6: Sağlıksız Bir Yaşam Biçiminiz Vardır</strong></p>
<p>Tüm geçirdiğiniz uykusuz geceler size zarar olarak geri dönecektir, bundan hiç şüpheniz olmasın. Sağlıklı bir yaşam biçimine sahip olmak sizin en iyi yatırımınızdır ve bunla yüzleşmeniz gerekir ki bu yapabilecekleriniz arasında en önemli olanıdır. Bu durumu, olabilecekleri düşünerek göz ardı edin.</p>
<p><strong>Sebep 7: Asla Öğrenemez Durumdasınızdır</strong></p>
<p>Herkes hata yapar, bu son derece doğaldır ve insan olmanın bir parçasıdır. Ancak diğer taraftan, hatalarınızdan hiçbir şey öğrenmemek kabul edilemez bir durumdur. Aynı hataya birden fazla düşmek de normal sayılabilir ancak bundan bir türlü ders alamıyorsak, aynı hataya hiç sonu gelmeyecek şekilde düşeriz ve bu bir seçenek değildir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.heartsmagic.net/uretken-olamamanizin-7-nedeni/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocukken Kavrayamadığımız Şeyler</title>
		<link>http://www.heartsmagic.net/cocukken-kavrayamadigimiz-seyler/</link>
		<comments>http://www.heartsmagic.net/cocukken-kavrayamadigimiz-seyler/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Apr 2008 15:18:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HeartsMagic</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluk]]></category>
		<category><![CDATA[hatıra]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.heartsmagic.net/?p=183</guid>
		<description><![CDATA[Sevgili Suskun birkaç gün önce beni mimleyip başlıktaki yazıyı bana paslamıştı. Kendisine söz vermeme rağmen araya iki yazı girdi. Buradan özürlerimi bildirdikten sonra hemen konuya geçeyim. Baya bir düşünmeme rağmen nedense çocukken anlam veremediğim şeyleri hatırlayamadım. Belki de bu nedenle gecikti yazı. Beynim bu konuda tersine işliyor sanırım. Daha çok anlam verdiğim şeyleri hatırlıyorum ben. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.heartsmagic.net/resim/Childhood.jpg" target="_blank"><img class="alignleft" style="float: left;" src="http://www.heartsmagic.net/resim/tmb.Childhood.jpg" alt="Çocukluk" width="252" height="191" /></a>Sevgili <a href="http://www.vaveyla.net/" target="_blank">Suskun</a> birkaç gün önce beni mimleyip başlıktaki yazıyı bana paslamıştı. Kendisine söz vermeme rağmen araya iki yazı girdi. Buradan özürlerimi bildirdikten sonra hemen konuya geçeyim. Baya bir düşünmeme rağmen nedense çocukken anlam veremediğim şeyleri hatırlayamadım. Belki de bu nedenle gecikti yazı. Beynim bu konuda tersine işliyor sanırım. Daha çok anlam verdiğim şeyleri hatırlıyorum ben. Bir iki örnek yazıyı <a href="http://www.heartsmagic.net/icimizdeki-cocuk-hic-uyanmasin/" target="_blank">şurada</a> ve <a href="http://www.heartsmagic.net/nostaljinin-dorugu-parliament-pazar-gecesi-sinemasi-ve-all-my-life-sarkisi/" target="_blank">şurada</a> geçmiştim. Fakat çok genel geçer olsa da bana da bazı şeylerin anlamsız geldiğini hatırlar gibi oldum. Örneğin henüz okula bile gitmezken -4,5 yaşlarında olsam gerek- evimizin haricinde bir yerlere ziyarete gittiğimizde o kadar kargaşa içinde bana ayrı bir dünya gibi gelen yollarda nasıl kaybolmadığımızı düşünür, bizimkilerin eline sıkı sıkı yapışırdım. Şimdilerde arada bir hayal kırıntıları ile İstanbul&#8217;da gezinirken bazı yerleri hatırlıyorum da gülüyorum. Ancak bu çok normal olsa gerek. Sonra yine bu gezi dönüşlerini neden otobüsle değil de hep kutu gibi olan dolmuşlarla yaptığımızı anlayamazdım. Sebebi ilerde anladım: İETT o zamanlar bu kadar çalışkan değilmiş. Düşündükçe geliyor hatıra bazı şeyler. O kadar sokak hayvanının açlıktan nasıl ölmediklerini de anlamazdım. Yağmur, çamur, kar, soğuk yani kocaman bir kış geçerdi de hayvancıklar hala yaşardı. Hoş bunu hala pek anlayabilmiş değilim. Sanırım yeter :) Pek etrafı mimlemesem de bu sefer pas atmak geçti içimden. Biliyorum çok vakitleri yok ve pek mim sevmiyorlar ancak bu yazıyı ben de <a href="http://blog.arsln.org/" target="_blank">Fatih</a>, <a href="http://tarikzengin.wordpress.com/" target="_blank">Tarık</a> ve <a href="http://www.tutkudalmaz.org/gunluk/" target="_blank">Tutku</a>&#8216;ya paslamak istedim. Canları isterse :)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.heartsmagic.net/cocukken-kavrayamadigimiz-seyler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sevmek kadar sevilmek&#8230;</title>
		<link>http://www.heartsmagic.net/sevmek-kadar-sevilmek/</link>
		<comments>http://www.heartsmagic.net/sevmek-kadar-sevilmek/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Mar 2008 12:50:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HeartsMagic</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[aslan]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan sevgisi]]></category>
		<category><![CDATA[kedi]]></category>
		<category><![CDATA[vefa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.heartsmagic.net/sevmek-kadar-sevilmek/</guid>
		<description><![CDATA[Sevgili Fatih paylaşmış ben de buradan geçmeden edemeyeceğim. Goddes Artemis kendi günlüğünde geçmiş bu olayı.  Yazının başlığı şöyle: Gerçek Sevgi Unutulmaz, Ölmez, Yok Olmaz. Orada yorum yapamadım, hem 22 senedir kedi besleyen, hem de hayvan sevgisini had safhada içinde hisseden bendeniz bu yazıyı paylaşmazsam kendime ihanet etmiş gibi hissederdim. Kısaca; kendisini büyüten iki insanı, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="/resim/LionCub-and-Men.jpg" alt="" width="347" height="226" align="left" />Sevgili <a href="http://blog.arsln.org/" target="_blank">Fatih</a> paylaşmış ben de buradan geçmeden edemeyeceğim. <a href="http://goddess-artemis.blogspot.com" target="_blank">Goddes Artemis</a> <span style="text-decoration: line-through;">kendi günlüğünde geçmiş bu olayı</span>.  Yazının başlığı şöyle: Gerçek Sevgi Unutulmaz, Ölmez, Yok Olmaz. Orada yorum yapamadım, hem 22 senedir kedi besleyen, hem de hayvan sevgisini had safhada içinde hisseden bendeniz bu yazıyı paylaşmazsam kendime ihanet etmiş gibi hissederdim. Kısaca; kendisini büyüten iki insanı, bir yıl sonra vahşi ortamında tekrar gördüğünde sevgisini nasıl dile getirdiği gösterilen bir aslan ve sahiplerinin videosu. Mutlaka göz atın mutlaka izleyin&#8230;</p>
<p><object id="VideoPlayback" style="width: 400px; height: 326px;" classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="100" height="100" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="src" value="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=-3878854120360673189&amp;hl=tr&amp;fs=true" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed id="VideoPlayback" style="width: 400px; height: 326px;" type="application/x-shockwave-flash" width="100" height="100" src="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=-3878854120360673189&amp;hl=tr&amp;fs=true" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.heartsmagic.net/sevmek-kadar-sevilmek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
