<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>WwW.HeartsMagic.NeT</title>
	<atom:link href="http://www.heartsmagic.net/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.heartsmagic.net</link>
	<description>Linux, sinema, internet, teknoloji ve hayat üzerine...</description>
	<lastBuildDate>Thu, 02 Jul 2009 11:30:19 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Ice Age: Down of the Dinosaurs</title>
		<link>http://www.heartsmagic.net/ice-age-down-of-the-dinosaurs/</link>
		<comments>http://www.heartsmagic.net/ice-age-down-of-the-dinosaurs/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Jul 2009 11:30:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HeartsMagic</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[3b]]></category>
		<category><![CDATA[eğlence]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[ice age]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.heartsmagic.net/?p=273</guid>
		<description><![CDATA[Bir önceki yazıda belirlediğim hedeflerimden ilkini  tamamladım. 3B olarak izlediğim bu şirin serinin son filmini de beğendim. Özellikle Scrat&#8216;in olduğu sahnelerde bol bol güldüm. Arkadaş topluluğu içinde kendisine benzetilmem de (fiziksel olarak değil :D) bu gülme hadisesini kamçıladı diyebilirim :) Film olarak eleştirilecek çok fazla bir tarafı yok. Gülmek istiyorsanız gidip görebilirisiniz. Sizi krize sokacak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir önceki yazıda belirlediğim hedeflerimden ilkini  tamamladım. 3B olarak izlediğim bu şirin serinin son filmini de beğendim. Özellikle <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Scrat" target="_blank">Scrat</a>&#8216;in olduğu sahnelerde bol bol güldüm. Arkadaş topluluğu içinde kendisine benzetilmem de (fiziksel olarak değil :D) bu gülme hadisesini kamçıladı diyebilirim :) Film olarak eleştirilecek çok fazla bir tarafı yok. Gülmek istiyorsanız gidip görebilirisiniz. Sizi krize sokacak kadar olmasa da keyifli bir akşam geçirmenizi sağlıyor film. Zaten alt tarafta çok sağlam bir hikâye arayan izleyiciyi bu türden bir filmin tatmin etmesi beklenemez. Benim tek hayal kırıklığım 3B olarak tasarlanan filmin, arkasına aldığı bu teknolojinin tüm nimetlerinden yararlanamamış olması. Son izlediğim 3B film olan <a href="http://www.heartsmagic.net/dunyanin-merkezine-yolculuk-3b-eglence/" target="_blank">Dünyanın Merkezine Yolculuk</a> bu konuda çok başarılıydı örneğin.  Eşe dosta tavsiye olunur, gidin izleyin, eğlenin. Bu arada filme yeni dahil olan <a href="http://www.imdb.com/character/ch0144688/" target="_blank">Buck</a> karakteri de çok iyi bir hava katmış bu seriye. Eğer devamı gelecekse mutlaka görmek isteriz bu &#8220;deli gelinciği&#8221;.</p>
<p><a href="http://moviesmedia.ign.com/movies/image/article/995/995484/ice-age-dawn-of-the-dinosaurs-20090617032332055_640w.jpg"><img class="alignnone" src="http://moviesmedia.ign.com/movies/image/article/995/995484/ice-age-dawn-of-the-dinosaurs-20090617032332055_640w.jpg" alt="" width="279" height="158" /></a><a href="http://chicago.metromix.com/content_image/full/1202031/560/370"><img class="alignnone" src="http://chicago.metromix.com/content_image/full/1202031/560/370" alt="" width="237" height="159" /></a></p>
<div class="wp-caption aligncenter" style="width: 417px"><a href="http://graphics8.nytimes.com/images/2009/07/01/arts/01ice600.jpg"><img src="http://graphics8.nytimes.com/images/2009/07/01/arts/01ice600.jpg" alt="" width="407" height="199" /></a><p class="wp-caption-text">Buck - Nam-ı diğer Deli Gelincik</p></div>
<p style="text-align: center;">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.heartsmagic.net/ice-age-down-of-the-dinosaurs/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kararlıyım bu defa&#8230;</title>
		<link>http://www.heartsmagic.net/kararliyim-bu-defa/</link>
		<comments>http://www.heartsmagic.net/kararliyim-bu-defa/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 29 Jun 2009 07:54:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HeartsMagic</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[ice age]]></category>
		<category><![CDATA[johnny-depp]]></category>
		<category><![CDATA[sherlock holmes]]></category>
		<category><![CDATA[terminator]]></category>
		<category><![CDATA[Tim Burton]]></category>
		<category><![CDATA[transformers]]></category>
		<category><![CDATA[x-men]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.heartsmagic.net/?p=271</guid>
		<description><![CDATA[Hadi günlüğe yazı geçmeyi bıraktım ancak benim gibi bir sinamasever filmlere gitmeyi de mi bırakacaktı? Biraz tembellik, biraz zamanlama sorunları, biraz da vakit yetersizliğinden dolayı çok isteyip de gidemediğim kaç tane film geldi geçti hatırlayamıyorum. Geriye doğru yakından daha uzağa doğru gidecek olursam şöyle bir liste çıkıyor ortaya:
1. Transformers: Revenge Of The Fallen [1] [2] [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hadi günlüğe yazı geçmeyi bıraktım ancak benim gibi bir sinamasever filmlere gitmeyi de mi bırakacaktı? Biraz tembellik, biraz zamanlama sorunları, biraz da vakit yetersizliğinden dolayı çok isteyip de gidemediğim kaç tane film geldi geçti hatırlayamıyorum. Geriye doğru yakından daha uzağa doğru gidecek olursam şöyle bir liste çıkıyor ortaya:</p>
<p><strong>1. Transformers: Revenge Of The Fallen</strong> <a href="http://www.imdb.com/title/tt1055369/" target="_blank">[1]</a> <a href="http://www.rottentomatoes.com/m/transformers_revenge_of_the_fallen/" target="_blank">[2]</a> <a href="http://www.metacritic.com/film/titles/transformers2" target="_blank">[3]</a></p>
<p>Tamam illa görülmesi gereken bir film değil. Zaten IMDB, RT ve MC puanından da belli bu. Fakat o aksiyon sahneleri mutlaka sinemada izlenmeliydi. Hâlâ izlemek için fırsatım var biliyorum ancak gider miyim, gitmez miyim meçhul. Açılış haftasını kaçırdıktan sonra nedense benim açımdan bu işlerin büyüsü bozuluyor.</p>
<p><strong>2. Terminator Salvation</strong> <a href="http://www.imdb.com/title/tt0438488/" target="_blank">[1] </a><a href="http://www.rottentomatoes.com/m/terminator_salvation/" target="_blank">[2]</a> <a href="http://www.metacritic.com/film/titles/terminatorsalvation?q=terminator" target="_blank">[3]</a><br />
İşte bu filmi kaçırmamam gerekiyordu. Benim gibi Terminator serisi hayranı birisi için yüz karası bir durum bu. Zamanlama sıkıntısı nedeniyle es geçmek zorunda kaldım açılış haftasında. Bu film için de hâlâ şansım devam ediyor. Görmeyi planlıyorum. Hoş puanlamalar pek iç açıcı değil ancak bir hayran olarak vefamı sürdürmeliyim.</p>
<p><strong>3. X-Men Origins: Wolverine</strong> <a href="http://www.imdb.com/title/tt0458525/" target="_blank">[1]</a> <a href="http://www.rottentomatoes.com/m/wolverine/" target="_blank">[2]</a> <a href="http://www.metacritic.com/film/titles/wolverine?q=wolverine" target="_blank">[3]</a><br />
Yine puanlamada başarısız görünen bir film. Ancak Terminator gibi X-Men serisinin de hayranı olarak kendimi bu konuda da affetmiyorum. Artık bu filmi sinemada görme şansım da kalmadı. Kısmet başka şekilde izlemek yönündeymiş.</p>
<p>Gidemediğim bu filmler için kendimi kıyılara vurup uzun uzun düşündüm. Memlekette zaten dert yok. Bundan iyi fırsat mı olur, kendime dert edinmeliyim bu filme gidememe meselesini. Kararımı verdikten sonra kaleme kağıda sarılır gibi yaparak kafama bir iki film kazıdım. Mutlaka sinemada göreceğim bu filmleri. Şimdi de bunları listeleyelim.</p>
<p><strong><span id="more-271"></span><br />
1. Ice Age: Down of the Dinosaurs</strong> <a href="http://www.imdb.com/title/tt1080016/" target="_blank">[1]</a> <a href="http://www.rottentomatoes.com/m/1194515-ice_age_dawn_of_the_dinosaurs/" target="_blank">[2]</a><br />
Görüldüğü gibi puanlamada coşmuş. Kaldı ki Ice Age serisinden bir filmin eğlenceli olmama gibi bir şansı yok. &#8220;Trailerlar&#8221;da bile bu görülebiliyor. Bir tanesini geçeyim:</p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="560" height="340" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/rhskSbh6EbA&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="560" height="340" src="http://www.youtube.com/v/rhskSbh6EbA&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p>Haliyle listemin başında bu film geliyor. Vizyona girme tarihi de çok yakında. Gidip güzelce eğlenmeyi planlıyorum.</p>
<p><strong>2.  Sherlock Holmes</strong> <a href="http://www.imdb.com/title/tt0988045/" target="_blank">[1]</a></p>
<p>İşte sabırsızlıkla beklediğim bir film daha.  Sherlock Holmes&#8217;ü zaten severim, kitaplarını bayıla bayıla okurdum. Neden bu vakte kadar beklendi böylesine bir filmin yapılması için anlamış değilim. Buna da şükür ki şu günleri gördük. Hani dert yok ya memlektte. Neyse, film diyorduk değil mi. Haliyle bir fanatik olarak kim oynarsa, kim yönetirse bu filme giderdim. Fakat kader ağlarını öyle bir örmüş ki yöneten de, oynayanlar da çok beğenimi kazanan kişiler. Yönetmen koltuğundaki Guy Ritchie&#8217;nin sevmediğim filmi yoktur. Buna bizim buralara geldiğinde  pek sevilmeyen <a href="http://www.imdb.com/title/tt0365686/" target="_blank">Revolver</a> de dahil. Görüldüğü gibi puanı çok vasat. Fakat benim çok beğendiğim filmleri arasındadır. Konuyu dağıttık yine. Kısacası yönetmenin ismini gördüğüm an bile gitme isteğim ikiye katlanmış durumdaydı. Oyuncuları görünce bu daha da arttı. Son zamanlarda beğenerek izlediğim Robert Downey Jr. Holmes rolüyle karşımızda. Yardımıcısı Watson rolüyse Jude Law&#8217;un. Onu da çok beğenerek izlerim. Bu kadar söz söyledikten sonra bu filme gitmezsem cidden ayıp olur. Hemen bir &#8220;trailer&#8221; da onun için geçelim.</p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="560" height="340" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/S4K3aM5H5KM&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="560" height="340" src="http://www.youtube.com/v/S4K3aM5H5KM&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p><strong>3. Alice in Wonderland</strong> <a href="http://www.imdb.com/title/tt1014759/" target="_blank">[1]</a></p>
<p>Böylesine derin bir hikâye çok farklı şekillerde sinemaya (veya televizyona) kazandırıldı aslında. Fakat söylediğim üzere hikâye o kadar derin ki, kim yeniden ele alsa farklı bir bakış açısıyla sunabilir izleyenlere. Düşünün ki bu hikâye matematiksel ifadelere bile alengirli göndermelerde bulunabiliyor.</p>
<p>İşte bu hikâyeyi bizlere 2010 Mart ayı gibi yeniden sunacak isim Tim Burton&#8217;dan başkası değil. Kendisine hayranlığımı bilmeyenler günlüğümü birazcık karıştırabilirler. Ustanın elinden Sweeney Todd&#8217;dan sonra böylesine bir film izlemek oldukça ilginç olacaktır. Bilin bakalım başrollerde kimler var :) Neyse sürpriz olmayack elbtte. Johnny Depp, Helena Bonham Carter zaten kendisinin gedikli oyuncularından. Johnny Depp muazzam bir aktör ve Burton ile çok iyi anlaşıyor. Aksi takdirde sanmıyorum ki böyle bir projeye başka bir yönetmen ile girsin. Kendisini şarkı söylemeye iknâ eden bir yönetmen onu bu projeye dahil etmek için zorlanmamış olsa gerek.  Diğeri ise biricik eşidir Burton&#8217;ın. Fakat hakkını yemeyelim iyi oyuncudur. Kadroda bir de Anne Hathaway ve Michael Seen gibi iki parlak oyunucu da olunca film mutlaka görülmeliler listesine giriyor. Özellikle Nixon&#8217;daki çok ama çok başarılı oyunculuğunun ardından Michael Sheen&#8217;i yeni bir filmde izlemek beni oldukça memnun edecek.</p>
<p>Ortada resmi bir &#8220;trailer&#8221; yok. Gördüğüm en uygunu alttaki. Oyuncular sıralanıyor en azından.</p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="425" height="344" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/V8hEkAKnTrQ&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="344" src="http://www.youtube.com/v/V8hEkAKnTrQ&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p>Bakalım listemdeki kaç filmi sinemada görebileceğim. Artık tembelliği, zaman uyuşmazlıklarını bir şekilde yenmem gerekiyor. Bu arada hiç sinemaya gitmiyor değilim, en son Angels &amp; Demons&#8217;ı gördüm sinemada. Ancak arada görmek istediklerime de gitsem fena olmayacak sanırım :)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.heartsmagic.net/kararliyim-bu-defa/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Popüler tarih sever misiniz? Sizi şöyle alalım: NTV Tarih</title>
		<link>http://www.heartsmagic.net/populer-tarih-sever-misiniz-sizi-soyle-alalim-ntv-tarih/</link>
		<comments>http://www.heartsmagic.net/populer-tarih-sever-misiniz-sizi-soyle-alalim-ntv-tarih/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Mar 2009 22:04:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HeartsMagic</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[İlim-Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[dergi]]></category>
		<category><![CDATA[ntv tarih]]></category>
		<category><![CDATA[popüler tarih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.heartsmagic.net/?p=270</guid>
		<description><![CDATA[Reklamını ilk gördüğüm anda karar vermiştim alıp bakmaya. Çok fazla akademik düzeyde tarih dergisi takip edecek ne bilgim var ne de gereksinimim. Bu nedenle tarihin bize biraz daha yontularak anlatıldığı, hani günümüzdeki popüler  tarih diye tabir edilen tarafına ilgi duymaktayım. Zamanında neden Popüler Tarih dergisini takip etmemişim diye de düşünüyordum bir yandan. NTV Tarih&#8217;in çıkması [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.ntvtarih.com.tr"><img class="alignleft" title="NTV Tarih" src="/resim/ntv-tarih.jpg" alt="" width="300" height="400" /></a>Reklamını ilk gördüğüm anda karar vermiştim alıp bakmaya. Çok fazla akademik düzeyde tarih dergisi takip edecek ne bilgim var ne de gereksinimim. Bu nedenle tarihin bize biraz daha yontularak anlatıldığı, hani günümüzdeki popüler  tarih diye tabir edilen tarafına ilgi duymaktayım. Zamanında neden Popüler Tarih dergisini takip etmemişim diye de düşünüyordum bir yandan. NTV Tarih&#8217;in çıkması oldukça işime geldi. Derginin ilk sayısını çok beğendim ve haliyle ikinci sayıyı da aldım. Kıvamı iyi tutturmuşlar. İnsanı sıkmayacak, merakını uyandıracak konular seçilmiş ve benim gibi meselenin avamları için çok da teknik teferruata girmeden anlatılmış. Sıkılmadan okunabiliyor dergi. Bir yandan çayınızı, kahvenizi yudumlarken diğer taraftan tarihin küçük veya büyük noktaları arasında yolculuğa çıkabiliyorsunuz.</p>
<p>İlk sayının ardından haliyle okuyucu eleştirileri gelmiş dergiye ve bunlar yayımlanmış. Çoğunluğunun olumlu yönde olduğu bu eleştiriler arasında dergiyi &#8220;magazin saçmalığı&#8221; olarak bulanlar da mevcut. Beklentiden kaynaklanıyor sanırım bu yanılgı. Zaten NTV Tarih kendisini popüler tarih dergisi sınıfına sokuyor. Bir diğer olumsuz eleştiri noktası ise fiyatı. Türkiye şartlarında 5 Lira çok az para değil doğrudur ancak ayda 5 Lira nerelere gitmiyor ki?</p>
<p>İlk sayıdaki yapılan hataların iletildiği bir de bölüm mevcut ki oldukça hoşuma gitti. Bazıları &#8220;bir tarih dergisi bu gibi hataları nasıl yapabilir&#8221; diye soracak olsalar bile ben hoşgörülü olma taraftarıyım. Kaldı ki kendileri Noel Baba&#8217;dan ve hatta perilerden bile özür dilemişler :)</p>
<p>Derginin sitesine de <a title="NTV Tarih" href="http://www.ntvtarih.com.tr/" target="_blank">şuradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.heartsmagic.net/populer-tarih-sever-misiniz-sizi-soyle-alalim-ntv-tarih/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Huzursuz bacak sendromum</title>
		<link>http://www.heartsmagic.net/huzursuz-bacak-sendromum/</link>
		<comments>http://www.heartsmagic.net/huzursuz-bacak-sendromum/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Mar 2009 23:30:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HeartsMagic</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[rahatsızlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.heartsmagic.net/?p=269</guid>
		<description><![CDATA[Hastalığımın ismini yazarken bile gülesim geliyor ancak yapılacak bir şey yok, verilen isim böyle. Bir süredir (tam olarak ne kadar olduğunu hatırlamıyorum), özellikle de geceleri yatarken bacaklarımda bir rahatsızlık hissediyordum. Fakat tarifi güç bir rahatsızlıktı bu. Hareket ettiğimde çoğunlukla geçen, geçmediği takdirde ise beni uyutmayan türden. Bir süre önce öğrenmiş bulunuyorum ki bu bir hastalıkmış [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hastalığımın ismini yazarken bile gülesim geliyor ancak yapılacak bir şey yok, verilen isim böyle. Bir süredir (tam olarak ne kadar olduğunu hatırlamıyorum), özellikle de geceleri yatarken bacaklarımda bir rahatsızlık hissediyordum. Fakat tarifi güç bir rahatsızlıktı bu. Hareket ettiğimde çoğunlukla geçen, geçmediği takdirde ise beni uyutmayan türden. Bir süre önce öğrenmiş bulunuyorum ki bu bir hastalıkmış ve ismi de &#8220;huzursuz bacak sendromu&#8221;ymuş. Arkadaşlarımdan birisinde bu hastalık olmasa, tarifini yapmasa inanın öğrenme imkânım olmazdı. Gerçi arkadaş tarif ederken bile manidar cümleler kuramadı :) Fakat ikimizde de aynı rahatsızlık olunca anlaşmakta güçlük çekmedik.</p>
<p>Öğrendikten sonraysa araştırmaya giriştim. Gördüm kü çok yaygın bir hastalıkmış (Dünya genelinde %10, bizde %3-4 civarı). Muhtemelen bu satırları okuyan bazılarınızda da mevcuttur, ancak hastalık olduğunu bilmiyorsunuzdur. Bu hınzır hastalık öyle bir şey ki, genelde dinlenirken veya çoklukla geceleri saldırıya geçiyor. Tam uykuya dalmak üzereyken bacaklarda tarifi pek kolay olmayan bir rahatsızlık baş gösteriyor. İnsanlar genelde karıncalanma, ürperme, kaşınma, ezilme, acıma, gıdıklanma ifadelerini kullanıyorlar ki inanın bu çok normal. Zira hayatta yaşadığımız diğer acılara veya rahatsızlıklara pek benzemiyor bu meret. Fakat iki tane hasta yan yana gelince çok iyi anlıyorlar birbirlerini. Geçici çözümü bacakları hareket ettirmek. Benim için genelde sıcak olduğunda baş gösteriyor bu. Battaniyenin altından bacaklarımı çıkarıp, bir miktar sallayarak veya hareket ettirerek çözüyorum meseleyi -çok mu özel oldu :) &#8211; Fakat hastalık bende başlangıç düzeyinde olabilir, gördüğüm kadarıyla daha vahim vakalar da var. Örneğin gece boyunca uyuyamayanlar.</p>
<p>Hastalığın kesin nedeni henüz bilinmiyor. Genetik olabilir diyen de var, beyindeki -:)- dopamin dengesizliği, sinir, stres,depresyon vs. gibi nedenler sayan da, ancak kesinlik yok. Tedavisi var mı? Var. Çok boş boğazlık etmek istemiyorum, bir iki bağlantıya yönlendirerek bu yazıyı tamamlayalım. Temennim yaşım ilerledikçe hastalığın şiddetini arttırmaması. Eğer varsa benim gibi mustarip kişiler, şimdiden kendilerine şifa diliyorum :)</p>
<p><a href="http://www.doktorsitesi.com/yazi/601/" target="_blank">[1] Hastalık hakkında bilgi</a></p>
<p><a href="http://www.uzmantv.com/huzursuz-bacak-sendromu-nedir" target="_blank">[2] Hastalık hakkında açıklayıcı videolar</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.heartsmagic.net/huzursuz-bacak-sendromum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>20</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yapamayacağımı düşündüklerim</title>
		<link>http://www.heartsmagic.net/yapamayacagimi-dusunduklerim/</link>
		<comments>http://www.heartsmagic.net/yapamayacagimi-dusunduklerim/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 Feb 2009 22:28:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HeartsMagic</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.heartsmagic.net/?p=267</guid>
		<description><![CDATA[1. Buraya artık eskisi kadar yazı geçemeyeceğim. Zaten uzun süredir tek tük yazıyordum, bundan sonra da fazla değişeceğini sanmıyorum.
2. Mürekkep tekrar hayata döndü, hem de bomba gibi. Alper kısa zamanda oldukça iyi bir konuma getirdi orayı, daha da güzel olacağına eminim. Kendisiyle bir iki yazışmamızda dönmek istediğimi söylemiştim. Ne yazık ki şu an bu da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1. Buraya artık eskisi kadar yazı geçemeyeceğim. Zaten uzun süredir tek tük yazıyordum, bundan sonra da fazla değişeceğini sanmıyorum.</p>
<p>2. <a href="http://www.murekkep.org/" target="_blank">Mürekkep</a> tekrar hayata döndü, hem de bomba gibi. Alper kısa zamanda oldukça iyi bir konuma getirdi orayı, daha da güzel olacağına eminim. Kendisiyle bir iki yazışmamızda dönmek istediğimi söylemiştim. Ne yazık ki şu an bu da pek mümkün görünmüyor. Kaldı ki bensiz hiç ama hiç eksiklik hissedilmeyecektir. Bir iki film yazımdan başka kayda değer bir şey yoktu. Şu an gördüğüm kadarıyla benim yazılarımın çok daha güzelleri orada yer almakta. Bu nedenle arada film izleyip de eleştiri yapmaya kalkarsam buradan devam edecek gibiyim.</p>
<p>3. Oscar töreni yaklaşıyor. Tüm filmleri izleyip yine bir iki yazı çıkartmayı düşünüyordum. Bu da gerçekleşmeyecek gibi. <a href="http://www.murekkep.org/" target="_blank"></a></p>
<p>4. Hâlâ (evet hâlâ) bir fotoğraf makinesi alamadım. Kısa vadede bu da pek mümkün görünmüyor. Uzun vadede ise ömür yeterse mutlaka fotoğrafçılığı sadece hobi mahiyetinde denemek en büyük arzularımdan biri.</p>
<p>Liste daha da uzar gider yazmaya kalkarsam. Dört maddeyle sınırlıyorum şimdilik. Yazarsam daha fazla moralim bozulacak gibi hissetmeye başladım. İnsanlar yapacaklarını genelde sıralayıp yazarlar ki kendilerine hedef olsun bunlar. Bense yapamayacaklarımı yazmaya başladım. Çok mu gerçekçiyim yoksa çok mu karamsar?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.heartsmagic.net/yapamayacagimi-dusunduklerim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Into The Wild : Bir süperberduş hikâyesi</title>
		<link>http://www.heartsmagic.net/into-the-wild-bir-superberdus-hikayesi/</link>
		<comments>http://www.heartsmagic.net/into-the-wild-bir-superberdus-hikayesi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Jan 2009 21:05:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HeartsMagic</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[christopher mccandless]]></category>
		<category><![CDATA[emile hirsch]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[sean penn]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.heartsmagic.net/?p=265</guid>
		<description><![CDATA[

“Mutluluk sadece paylaşıldığında gerçektir” olur gencin son sözleri. Umarsızca uzanır, belli belirsiz bir şekilde gözlerini semaya diker. Son hayalini kurar, son göz yaşlarını döker &#8230;
Yazıya konu olan filmi izledikten sonra aslında insanın pek karalayası gelmiyor. Filmin etkisi öyle bir çöküyor ki üzerinize, öyle saatlerce susarak, uzun bir süredir yapmadığınız iç muhasebenizi yapma isteğiniz depreşiyor. Fakat, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter" title="McCandless" src="/resim/chris_mccandless.jpg" alt="" width="608" height="246" /></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;">“Mutluluk sadece paylaşıldığında gerçektir” olur gencin son sözleri. Umarsızca uzanır, belli belirsiz bir şekilde gözlerini semaya diker. Son hayalini kurar, son göz yaşlarını döker &#8230;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">Yazıya konu olan filmi izledikten sonra aslında insanın pek karalayası gelmiyor. Filmin etkisi öyle bir çöküyor ki üzerinize, öyle saatlerce susarak, uzun bir süredir yapmadığınız iç muhasebenizi yapma isteğiniz depreşiyor. Fakat, madem böyle güzel bir film izledik paylaşmamız gerekiyor. Kaldı ki, çok ama çok geç kalınmış bir sözüm de var.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;">Filmi izlemişliğim yeni değildir. Bundan yedi ay önce filmi görmüş ve çok beğenmiştim. Yine o zamanlar sevgili <a href="http://www.vaveyla.net" target="_blank">Suskun</a>&#8216;un günlüğünde filmin <a href="http://www.vaveyla.net/into-the-wild-alexander-superberdusun-hikayesi/" target="_blank">yazısına rastlamış</a>, ufak bir de yorum <a href="http://www.vaveyla.net/into-the-wild-alexander-superberdusun-hikayesi/#comment-589" target="_blank">yaparak</a> film hakkında yazacağımı da söylemiştim. Araya hayat! girdi ve yazı bugüne kadar kaldı. Ne kadar da haklıymış Alexander Süperberduş, şehrin ışıltılarına ve keşmekeşliğine bakarak tekrar medeniyete -kısa bir süre de olsa- dönmeyerek ve yolculuğuna devam ederek. Hayat o kadar katı ki, ufacık isteklerimizi gerçekleştirmemize bile, biraz da tembelliğimizi kullanarak, sığıntı bahanelerin arkasına bizi sıkıştırarak engel oluyor.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;">Hemen belirteyim ki bu yazı diğer film yorumlarım gibi olmayacak. Okudukça filmin kendisi ve sonu hakkında fazlasıyla detaya sahip olacaksınız. Ancak bu saydıklarım zaten aşikar olanlar. Filmi zaten ne olduğunu bilerek izliyorsunuz. Aksi takdirde çok bir anlamı da kalmıyor, hatta etkisini bile yitiriyor olabilir.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><span id="more-265"></span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;"><a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Christopher_McCandless" target="_blank">Christopher Johnson McCandless</a>, kabaca söylemek gerekirse, kendisinin hastalık olarak tanımladığı toplumdan, onun neden olduğu çürümüşlükten, bizi kendimizden uzaklaştıran her şeyi de arkada bırakarak doğaya, insanın özüne doğru olan bir yolculuğa çıkan ve bu yolculuğunu tamamlayamadan, doğanın göbeğinde henüz yirmi dört yaşındayken açlıktan ölen bir “süperberduş” tur. Üniversiteden mezun olur olmaz, pek yakında olmasalar da, sorunlu ailesinden ve hayatın kendisinden kaçarak en büyük hayali olan bir başına kalma ve Alaska&#8217;da yaşama hedefine ulaşmak için kimselere haber vermeden, tüm parasını bir hayır kurumuna bağışlayıp, arkasında bir tane bile kimlik bırakmayarak kayıplara karışmıştır. Bu başlangıçtan itibaren yolda farklı insanlarla tanışmış, farklı işlerde çalışmış ve başından birçok olay geçmiştir. Hayalinin son durağı olan Alaska&#8217;nın derinliklerine ulaşamadan, daha kıyısındayken yine kendi tabiriyle “sihirli otobüs”ün içinde hayata veda etmiştir. Aradan geçen bu süreç iki senedir ve işte filmimiz bu iki seneyi anlatmaktadır.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;"><span>Filmin senaryosu aslında bir kitaba dayanmakta. McCanddless&#8217;ın hayatını anlatan, <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Jon_Krakauer" target="_blank">Jon Krakauer</a> tarafından 1996 yılında <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Into_the_wild" target="_blank">kaleme alınmış bu kitap</a> filmin temeli sayılır. Senaryo tamamen kitaba uygun şekilde uyarlanmış ve hayata geçirilmiştir. İşte bu hayata geçirme faslıdır ki filmi hikayesiyle birleştiğinde oldukça etkili kılan. İşte budur ki yönetmen ne kadar ince iş çıkartmışsa, oyuncu da bir o kadar nüfuz etmiştir bu etkiye ve ta derinlere kadar, insan oluşumuzdan öte gelen duygularımıza hitap etmiştir. Kısacası oldukça güçlü bir işbirliği vardır bu filmde, teker teker incelenmesi gereken.</span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;"><span>Baştan belirteyim ki eğer film bu kadar iyi yönetilmeseymiş sanırım etkisi bu kadar muazzam olmazmış. Bu sebeptendir ki <a href="http://www.imdb.com/name/nm0000576/" target="_blank">Sean Penn</a> büyük bir takdir kazanmıştır gözümde. Oyunculuğunu da beğendiğim düşünüldüğünde yeri çok ayrıdır artık Penn&#8217;in benim için. Özensiz ellerde dramatik fakat sıradan bir gezgin hikayesine dönüşebilecek olan bu yapıt, bu kadar özenli ve ince bir işlemeyle harika bir eser haline gelmiş. Bu nedenledir ki, izlendiğinde etkisinden uzun bir süre kurtulamıyor insan. </span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;"><span>Penn filmin henüz on beş dakikasında girişi öyle bir örmüş ki, müziklerinden tutun da monologlarına, oradan Alexander&#8217;ın vahşi doğaya dalışını resmetmesine kadar her şey muazzam. Filmin gidişatı aslında bu on beş dakikadan bile tahmin edilebiliyor. Bu sahneler sırasında geyiklere uzun uzun bakıp da ardından kahramanımızın dudaklarından dökülen “sonsuz özgürlük” sözü bile bizi alıp oralara götürmeye yetiyor. Filmin en büyük etkisi ise -elbette bana göre- araya serpiltilmiş monologlar ve zaman zaman filmdeki diğer kahramanlara cevaben söylenen doğa hayranı yazar-filozoflardan alıntılar. McCandless&#8217;ın bir Tolstoy, Jack London ve Henry David Thoreau hayranı olduğu düşünülürse bu alıntıların ne kadar manidar olduğu anlaşılacaktır. Tolstoy için bir şeyler söyleme ihtiyacı bile hissetmiyorum. Küçükken Jack London&#8217;ın iki kitabını okuduğumdan dolayı filmle ne kadar örtüştüklerini iyi biliyorum: The Call of The Wild (Vahşetin Çağrısı) ve White Fang (Beyaz Diş). İkisi de bir köpeğin vahşi yaşamla mücadelesini anlatır ki oldukça da etkilidir. Thoreau&#8217;yu filmle tanımakla beraber şu sözü neden filmde ve kahramanın gözde yazarları arasında yer aldığını izah edecektir:</span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<blockquote>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><span>Bana aşk, para, inanç, şöhret, adalet yerine gerçeği verin.</span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
</blockquote>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><span>Filmde buna benzer birçok alıntı göreceksiniz ve bazen geri sarıp tekrar tekrar dinleme ihtiyacı hissedeceksiniz. Bir iki örnek daha vermek gerekirse, işte size Tolstoy&#8217;dan bir tane:</span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<blockquote>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><span>Başımdan çok şey geçti ve şimdi mutluluk için gereken şeyi bulduğumu düşünüyorum. Taşrada, iyilik yapılması kolay olan ve kendilerine iyilik yapılmasına alışkın olmayan insanlara faydalı olma ihtimaliyle, sessiz, gözlerden uzak bir yaşam. Ve birilerine fayda sağlayacağı umulan bir iş. Sonra dinlence, doğa, kitaplar, müzik ve komşu sevgisi. İşte benim mutluluk tanımım budur. Ve tüm bunların üstüne, eş olarak sen ve belki de çocuklar. Bir erkek hayattan  daha başka ne ister ki?</span></p>
</blockquote>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;"><span>Kahramanımızın dudaklarından dökülürken hayranlıkla dinlediğim bir başkası daha:</span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<blockquote>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><span>&#8230; eğer yaşama sevincinin esasen insan ilişkilerinden kaynaklandığını düşünüyorsan yanılıyorsun. Tanrı bunu bütün çevremize yaydı. O her şeyde mevcut. Tecrübe edeceğimiz her şeyin içinde var. İnsanlar sadece, bu şeylere bakış açılarını değiştirmeliler. </span></p>
</blockquote>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;"><span>Filmin kurgusu iki koldan devam ettirilmiş ve bu şekilde bir senaryo işlenmiş. Bir yandan üniversiteden mezuniyetin ardından yolculuğun başlangıcı anlatılırken, diğer yandan Süperberduş&#8217;un son dört ayını izlemekteyiz. Böylece iki koldan devam eden kurgu finalde birleşiyor ve ortaya etkileyiciliği muazzam olan bir son çıkıyor. İşte bu aşamada Penn&#8217;in hakkını vermemiz gerektiğini tekrar belirtmek isterim. Zira hem bu iki koldan kurgu çok güzel işlenmiş, hem de filmin yapısına uygun bir şekilde olaylar seyirciye aktarılmış. Ne fazlasıyla acındırma var, ne de gerçekleri inkar. Film için, daha doğrusu McCandless&#8217;ın yolculuğu için yapılan eleştiriler mevcut. Fakat bu eleştiriler gerçeği örtmüyor. Kendisi ne olursa olsun, bu yolculuğu denemiş, öyle ya da böyle bir noktada sonlandırmak zorunda kalmıştır. İster mecburiyet deyin bunun ismine, isterseniz bilerek yapılmış olsun adı. Ortadaki gerçek su götürmeyecek kadar yalındır: Bir genç adam, hayalleri, arada düş kırıklıkları ve ölüm. Buna rağmen mutlu yaşadığını bilmemizi istediği her halinden belli olan, arkasında bıraktıkları&#8230;.</span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;"><span>Şimdilik eleştirileri yazının sonuna saklayarak oyunculuktan bahsedelim. Baş roldeki oyuncumuz olan <a href="http://www.imdb.com/name/nm0000576/" target="_blank">Emile Hirsch</a>&#8216;i bu filmle tanımıştım. Genç yaştaki bu aktörü film ilerledikçe daha bir hayranlıkla izledim. Hani, <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Roger_Ebert" target="_blank">Roger Ebert</a>&#8216;ın dediği gibi “oyunculuk değil adeta hipnotize eden bir performans”. Kendisi rol için ne kadar hazırlandı, McCandless&#8217;ın hayatını ne kadar araştırdı, hakkında ne kadar okudu bilemiyorum ancak şunu kesinlikle söyleyebilirim ki, ekranda izlediğimizin bir aktör değil de adeta McCandless&#8217;ın kendisi olduğu izlenimine kapılıyoruz. </span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;"><span>Filmin müziklerine gelecek olursak, size filmi izleyen herkesin hiç atlamadan konuştuğu noktalardan bir tanesinin de müzikler olduğunu söylesem, sanırım ne kadar güzel olduklarını tahmin edebilirsiniz. Filmle o kadar örtüşmüş ki müzikler, o vahşi doğanın içinde ya da Süperberduş&#8217;un yolculukları sırasında dinlediğimiz Eddie Vedder&#8217;ın söylediği şarkılar hiç eğreti durmuyor, aksine filmle bütünleşiyor. Sizi alıyor o yolculukların ya da mekanın tam ortasına tutup bırakıyor. Bu arada Guaranted isimli parçanın Golden Globe&#8217;dan ödül aldığını da ekleyelim. </span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;"><span>Yazıda bahsettiğim McCandless&#8217;ın yolculuğu hakkındaki eleştiriler ise şu yönde. Alaska&#8217;lı bir grup insan bu yolculuğun fazlaca dramatize edildiği yönünde düşünceye sahipler. Filmde örneğin McCandless&#8217;ın taşan nehrin karşısına geçemediği olayla ilgili, çok kısa bir mesafe (400 mt.) ötede el yapımı bir geçiş aracı (maden ocaklarındaki tramvay türünde) olduğunu, kendisinin buraya kadar gidip hayatını kurtarabileceğini söylemekteler. Ayrıca bu yolculuğa çıkmadan önce vahşi yaşamda hayatı sürdürme hakkında yeterince araştırma yapmadığı, yanına pusula, harita gibi malzemeleri almadığını da eklemekteler. Bunlar göz önünde bulundurulduğunda ortaya çıkan durumun intihara teşebbüs olduğu iddia edilmekte. </span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;"><span>Yazının bir bölümünde dediğim gibi her ne olursa olsun ortada bir gerçek var. Genç bir insan hayalleri doğrultusunda bir yolculuğa çıkıyor, yine istediği tarzda bir yaşama sahip oluyor. Daha ötesini istese de bir nedenden ötürü ne yazık ki bunu başaramıyor. İsterseniz akıl edemedi deyin, isterseniz intihar etmek istemiş, ölmek istemiş deyin, bu ortadaki gerçeği değiştirmeyecektir. Kaldı ki film zaten bu gencin yaşantısı üzerinden bazı gerçekleri görmemizi sağlamıyor mu? Hayatınızı tekrar gözden geçirin, bütün bu keşmekeşlik arasında kendimizle ne kadar baş başa kalabiliyoruz? Bizi insan kılan değerlerimizi ne kadar hatırlayabiliyoruz? Her gün dinmek bilmeyen isteklerimize ne kadar sert bir şekilde hayır diyebiliyoruz? McCandless filmin bir yerinde ailesinin kendisine eski arabasının yerine yeni bir tane vermek istediklerini söylediklerinde şöyle diyor: </span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<blockquote>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><span>Neden yeni bir araba isteyeyim ki? </span></p>
</blockquote>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;"><span>Kaçımız artık böyle düşünebiliyor ve kaçımız artık McCandless&#8217;ın yazının başında bulunduğu fotoğrafında olduğu kadar mutluyuz? O fotoğraf kendisinin ölümünden sonra makinesinde tab edilmemiş şekilde bulunmuş. Resmi dikkatlice incelemenizi öneririm. Kendimi düşündüğümde uzun zamandır bu kadar içten ve dolu dolu bir gülümsememi hatırlamadım&#8230; </span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;"><span>Yazımı McCandless&#8217;ın ölümünü tasvir eden cümlelerle başlatmıştım,  McCandless&#8217;ın son sözleriyle, ölüm döşeğinde baş ucundaki son yazısıyla bitireyim:</span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<blockquote>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><span>Mutlu yaşadım ki Tanrı&#8217;ya şükürler olsun. Güle güle size, O hepinizi korusun.</span></p>
</blockquote>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;"><span>Yolculuğu boyunca kendisine bulduğu Alexander Supertrap (Süperberduş) ismini kullanan McCandless, bu yazının altına gerçek ismiyle imza atmıştır: Christopher Johnson Mccandless</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.heartsmagic.net/into-the-wild-bir-superberdus-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SUDO: Ubuntu-TR E-dergisi</title>
		<link>http://www.heartsmagic.net/sudo-ubuntu-tr-e-dergisi/</link>
		<comments>http://www.heartsmagic.net/sudo-ubuntu-tr-e-dergisi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 17 Nov 2008 22:21:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HeartsMagic</dc:creator>
				<category><![CDATA[Linux]]></category>
		<category><![CDATA[açık kaynak]]></category>
		<category><![CDATA[özgür yazılım]]></category>
		<category><![CDATA[ubuntu]]></category>
		<category><![CDATA[ubuntu-tr]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.heartsmagic.net/?p=262</guid>
		<description><![CDATA[Ucundan az da olsa ilişkili olduğum Ubuntu-TR ailesi son zamanlarda çok yoğun uğraşlarından biri içindeydi (Platform olarak başka uğraşlar da var, o nedenle biri dedim). Burada pek değinmek istemiyorum ancak malumunuz Ubuntu bir Linux dağıtımı ve oldukça popüler durumda. Bilgi almak istiyorsanız Ubuntu-TR&#8216;yi ziyaret edebilirsiniz. İşte Ubuntu-TR bu dağıtım hakkında bir e-dergiyle camiaya çok güzel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="/resim/sudo.jpg" alt="" width="200" height="150" />Ucundan az da olsa ilişkili olduğum <a href="http://www.ubuntu-tr.org" target="_blank">Ubuntu-TR</a> ailesi son zamanlarda çok yoğun uğraşlarından biri içindeydi (Platform olarak başka uğraşlar da var, o nedenle biri dedim). Burada pek değinmek istemiyorum ancak malumunuz Ubuntu bir Linux dağıtımı ve oldukça popüler durumda. Bilgi almak istiyorsanız <a href="http://www.ubuntu-tr.org" target="_blank">Ubuntu-TR</a>&#8216;yi ziyaret edebilirsiniz. İşte <a href="http://www.ubuntu-tr.org" target="_blank">Ubuntu-TR</a> bu dağıtım hakkında bir e-dergiyle camiaya çok güzel bir katkı daha yaptı. Dergi grubundaki arkadaşların gecelerini gündüzlerine kattığına bizzat şahidim. Bu nedenle ortaya çıkan derginin benim gözümde yeri çok ayrı. Henüz ilk sayı olduğundan illa ki eksikleri olacaktır fakat genel anlamda oldukça güzel ve camia tarafından beğenilen bir çalışma olmuş. Kendilerini bir kere daha buradan tebrik ediyor ve sözü uzatmadan dergiyi indirip göz atabileceğiniz bağlantıyı veriyorum:</p>
<p><a href="http://www.ubuntu-tr.org/index.php?action=tpmod;dl=item8" target="_blank"></a><a href="http://www.ubuntu-tr.org/index.php?action=tpmod;dl=item8" target="_blank">SUDO: Ubuntu-TR E-dergisi</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.heartsmagic.net/sudo-ubuntu-tr-e-dergisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uykudan uyanış</title>
		<link>http://www.heartsmagic.net/uykudan-uyanis/</link>
		<comments>http://www.heartsmagic.net/uykudan-uyanis/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 16 Nov 2008 01:44:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HeartsMagic</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.heartsmagic.net/?p=261</guid>
		<description><![CDATA[Uzun süredir boş bırakmışım buraları. Kısacası uykuya yatırmışdım günlüğümü. İki ay geçmiş bile, hoş bana daha kısa gibi geliyor. Demek ki koşturmaca esnasında insan pek fark etmiyor geçen zamanı. Burasıyla ilgilenmezken bazı şeyler değişti, değişmiş. Örneğin günlük mışıl mışıl uyurken takip edenlerinin sayısı artmış. Garibime gitti, sürekli kış uykusuna mı yatırsam ne :) Wordpress yeni [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" title="Uyku" src="/resim/uyku.jpg" alt="" width="200" height="150" />Uzun süredir boş bırakmışım buraları. Kısacası uykuya yatırmışdım günlüğümü. İki ay geçmiş bile, hoş bana daha kısa gibi geliyor. Demek ki koşturmaca esnasında insan pek fark etmiyor geçen zamanı. Burasıyla ilgilenmezken bazı şeyler değişti, değişmiş. Örneğin günlük mışıl mışıl uyurken takip edenlerinin sayısı artmış. Garibime gitti, sürekli kış uykusuna mı yatırsam ne :) Wordpress yeni sürüm çıkartmış, Amerika yeni başkanını seçmiş, dünya krize girmiş&#8230;.</p>
<p>İnsan kendi çemberinin dar halkalarıyla uğraşırken dış halkaları göremiyor bir süre. Ne zaman ki dar halkalarla işi bitiyor, kafasını şöyle bir kaldırıyor, o zaman dışarıdaki hengâmeyi fark ediyor. Bu süre içerisinde internetten tamamen kopmasam da eskisi kadar iştigal edemedim kendileriyle. İyi mi oldu, kötü mü bunun ince bir muhasebesini yapmış değilim. Bana getirdikleri kadar götürdükleri de olmuştur elbet.</p>
<p>Artık uyku faslı bitti, belki bir süre mahmurluk devam edebilir. Ancak fırsatını bulduğum ilk anda yine faydasız yazılarımı göndermeye devam edeceğim.</p>
<p>Not: <a href="http://www.vaveyla.net/" target="_blank">Suskun</a> emin ol &#8220;Into The Wild&#8221; hâlâ aklımda :)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.heartsmagic.net/uykudan-uyanis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Wordpress 2.6 güncellemesi ve karakter &#8216;encoding&#8217; problemim</title>
		<link>http://www.heartsmagic.net/wordpress-26-guncellemesi-ve-karakter-encoding-problemim/</link>
		<comments>http://www.heartsmagic.net/wordpress-26-guncellemesi-ve-karakter-encoding-problemim/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Sep 2008 09:28:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HeartsMagic</dc:creator>
				<category><![CDATA[FasaFiso]]></category>
		<category><![CDATA[encoding problemi]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe karakter problemi]]></category>
		<category><![CDATA[wordpress]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.heartsmagic.net/?p=260</guid>
		<description><![CDATA[Wordpress 2.6.2 güncellemesi bir açık nedeniyle yayımlanınca yükselteyim dedim. Ancak bu sefer ufak! bir problem oldukça vaktimi aldı. Güncellemeyi yaparken dalgınlıkla wp-config.php dosyasını aynen geçirmişim. Hal böyle olunca ufak bir veri tabanı bağlantı sorunu yaşadım. Üzerine bir de parolamı unutunca evlere şenlik bir durum oldu. Parolayı bulmam çok uzun sürmedi ancak güncelleme bittikten sonra beni [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Wordpress 2.6.2 güncellemesi bir açık nedeniyle yayımlanınca yükselteyim dedim. Ancak bu sefer ufak! bir problem oldukça vaktimi aldı. Güncellemeyi yaparken dalgınlıkla wp-config.php dosyasını aynen geçirmişim. Hal böyle olunca ufak bir veri tabanı bağlantı sorunu yaşadım. Üzerine bir de parolamı unutunca evlere şenlik bir durum oldu. Parolayı bulmam çok uzun sürmedi ancak güncelleme bittikten sonra beni ufak bir sürpriz bekliyordu. Türkçe karakterlerimin yerinde yeller esiyordu. Aklıma ilk gelen mysql oldu. Acaba hangi arada bir soruna neden olmuşdum.</p>
<p>phpMyAdmin&#8217;le bayağı bir haşir neşir olup, içeride bin bir taklalar atmama rağmen sorunu aşamadım. Bir ara o kadar umutsuz duruma düştüm ki tabloları elle değiştirmeyi bile düşündüm :) Güzel bir çözüm bulamadıktan sonra en kötü çözümü bile kabul edebiliyor insanoğlu :) Elle o işin olur yolunu (ya da olmazını :) ) şöyle bir hesapladıktan sonra önce bir araştırma yapmaya karar verdim. Baktım benim istediğimi birileri betik yardımıyla yaptırmaya çalışmışlar. Fakat o kadar meşakkatli bir yol ki, yanına yaklaşmaya bile değmez. Bu kadar şeyi düşünen bendenizin aklına sorunun bir wordpress problemi olabileceği bir türlü gelmiyordu. Halbuki encoding utf-8, collation zımbırtısı da utf8_unicode olmasına rağmen.</p>
<p>Neden sonra o yönde bir araştırma yapınca benzer problem yaşayan birilerini <a href="http://wordpress.org/support/topic/163109" target="_blank">şu başlıkta</a> buldum. Değişikliği yapınca sorunum ortadan kalktı. Gerçi Alex King yaşadığı benzer bir problemin çözümünü <a href="http://alexking.org/blog/2008/03/06/mysql-latin1-utf8-conversion" target="_blank">şu yazısında</a> anlatmış, fakat okumak bile istemedim. Benim çözümü öneren kişi zaten buradaki bir yorumdan yola çıkarak o tavsiyeyi vermiş. Altına Alex King &#8220;bu değişiklik veritabanındaki eski verileri etkilemez&#8221; dese de işe yarıyor vallahi :) Birisi de wp-config.php&#8217;de değişiklik yapmamalısın demiş ya, denize düşen yılana sarılır. Eğer ileride problem yaşarsam bakacağım başımın çaresine.</p>
<p>Bu problemden dolayı öğrendiklerim:</p>
<p>1. Parolalarını unutma :)</p>
<p>2. Suçluyu hemen belirlemeye kalkışma.</p>
<p>3. Google senin iyi bir dostun.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.heartsmagic.net/wordpress-26-guncellemesi-ve-karakter-encoding-problemim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gerçek dostluk</title>
		<link>http://www.heartsmagic.net/gercek-dostluk/</link>
		<comments>http://www.heartsmagic.net/gercek-dostluk/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Sep 2008 01:26:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HeartsMagic</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[aslan]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan sevgisi]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[vefa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.heartsmagic.net/?p=259</guid>
		<description><![CDATA[Şu başlıkta benim daha önce de yazmış olmama ve internette birçok yerde verilmesine rağmen es geçemedim bu konuyu. O zaman izlediğimde çok etkilenmişdim. Sağ olsun Çınar bana bu videonun daha uzun bir sürümünü gösterdiğinde ilgiyle izledim. Altta Whitney Houston&#8217;ın muhteşem I Will Always Love You yorumu ve Gerçek Dostluğa bir örnek:
 
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.heartsmagic.net/sevmek-kadar-sevilmek/" target="_blank">Şu başlıkta</a> benim daha önce de yazmış olmama ve internette birçok yerde verilmesine rağmen es geçemedim bu konuyu. O zaman izlediğimde çok etkilenmişdim. Sağ olsun <a href="http://www.c1n4r.com/" target="_blank">Çınar</a> bana bu videonun daha uzun bir sürümünü gösterdiğinde ilgiyle izledim. Altta Whitney Houston&#8217;ın muhteşem I Will Always Love You yorumu ve Gerçek Dostluğa bir örnek:</p>
<p><embed id="VideoPlayback" src="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=-3878854120360673189&#038;hl=tr&#038;fs=true" style="width:400px;height:326px" allowFullScreen="true" allowScriptAccess="always" type="application/x-shockwave-flash"> </embed></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.heartsmagic.net/gercek-dostluk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
