<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>WwW.HeartsMagic.NeT</title>
	<atom:link href="http://www.heartsmagic.net/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.heartsmagic.net</link>
	<description>Linux, sinema, internet, teknoloji ve hayat üzerine...</description>
	<lastBuildDate>Fri, 14 May 2010 08:57:04 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Bir de nankör derler&#8230;</title>
		<link>http://www.heartsmagic.net/bir-de-nankor-derler/</link>
		<comments>http://www.heartsmagic.net/bir-de-nankor-derler/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 May 2010 08:57:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HeartsMagic</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[aslan kedi vefa sevgi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.heartsmagic.net/?p=290</guid>
		<description><![CDATA[Görmeyen vardır belki&#8230;

 

Tanıdık geliyor sanki bir yerlerden?
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Görmeyen vardır belki&#8230;</p>
<p><center><br />
<embed id=VideoPlayback src=http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=7465006116895765146&#038;hl=tr&#038;fs=true style=width:400px;height:326px allowFullScreen=true allowScriptAccess=always type=application/x-shockwave-flash> </embed><br />
</center></p>
<p><a href="http://www.heartsmagic.net/sevmek-kadar-sevilmek/" target="_blank">Tanıdık geliyor sanki bir yerlerden?</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.heartsmagic.net/bir-de-nankor-derler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Casus-2 :)</title>
		<link>http://www.heartsmagic.net/casus-2/</link>
		<comments>http://www.heartsmagic.net/casus-2/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Apr 2010 23:09:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HeartsMagic</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[kedi]]></category>
		<category><![CDATA[komik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.heartsmagic.net/?p=288</guid>
		<description><![CDATA[
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter" title="Casus 2" src="http://i41.tinypic.com/2nl9x6a.png" alt="" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.heartsmagic.net/casus-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fırın/balkabağı&#8230;</title>
		<link>http://www.heartsmagic.net/firinbalkabagi/</link>
		<comments>http://www.heartsmagic.net/firinbalkabagi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Nov 2009 23:52:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HeartsMagic</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[icanhascheezburger]]></category>
		<category><![CDATA[kedi]]></category>
		<category><![CDATA[komik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.heartsmagic.net/?p=285</guid>
		<description><![CDATA[
Heartsmagic.net bir icanhascheezburger fanatiğidir.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://icanhascheezburger.com/2009/11/02/funny-pictures-oven/" target="_blank"><img class="aligncenter" src="/resim/cheezburger/f-p-c-p-o-f-g.jpg" alt="" width="500" height="374" /></a><a href="http://icanhascheezburger.com/2009/11/03/funny-pictures-pumpkins/" target="_blank"><img class="aligncenter" src="/resim/cheezburger/f-p-c-p-t-b-p.jpg" alt="" width="500" height="374" /></a></p>
<p><a href="../" target="_self">Heartsmagic.net</a> bir <a href="http://icanhascheezburger.com/" target="_blank">icanhascheezburger</a> fanatiğidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.heartsmagic.net/firinbalkabagi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Casus :)</title>
		<link>http://www.heartsmagic.net/casus/</link>
		<comments>http://www.heartsmagic.net/casus/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Oct 2009 12:26:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HeartsMagic</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[icanhascheezburger]]></category>
		<category><![CDATA[kedi]]></category>
		<category><![CDATA[komik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.heartsmagic.net/?p=283</guid>
		<description><![CDATA[Sanırım aramızda bir casus var.

Heartsmagic.net bir icanhascheezburger fanatiğidir.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Sanırım aramızda bir casus var.</p></blockquote>
<p><a href="http://icanhascheezburger.com/2009/10/22/classics-now-with-favorite-buttons-39/" target="_blank"><img class="aligncenter" title="Casus" src="http://icanhascheezburger.files.wordpress.com/2009/10/funny-pictures-cat-spots-an-intruder.jpg" alt="" width="500" height="311" /></a></p>
<p><a href="http://www.heartsmagic.net" target="_self">Heartsmagic.net</a> bir <a href="http://icanhascheezburger.com" target="_blank">icanhascheezburger</a> fanatiğidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.heartsmagic.net/casus/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Linux/GNU/Ubuntu</title>
		<link>http://www.heartsmagic.net/linuxgnuubuntu/</link>
		<comments>http://www.heartsmagic.net/linuxgnuubuntu/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Aug 2009 23:30:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HeartsMagic</dc:creator>
				<category><![CDATA[Linux]]></category>
		<category><![CDATA[canonical]]></category>
		<category><![CDATA[debian]]></category>
		<category><![CDATA[gnu]]></category>
		<category><![CDATA[Linus Torvalds]]></category>
		<category><![CDATA[Mark Shuttleworth]]></category>
		<category><![CDATA[Richard Stallman]]></category>
		<category><![CDATA[ubuntu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.heartsmagic.net/?p=278</guid>
		<description><![CDATA[Ubuntu Türkiye SUDO dergisinin sekizinci sayısına verdiğim yazıyı buraya da geçeyim istedim. Ola ki dergiye ulaşamayan Google yolcuları vardır.
1. Giriş
Bu yazıdaki amaç Linux diye tabir edilen dünyaya yeni yelken açacak kullanıcılar için temel anlamda bir rehber teşkil etmektir. Böylece bu dünyaya ilk girildiği anda etrafta oluşan karanlığa bürünme hissi bir nebze olsa da azaltılmak istenmektedir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ubuntu Türkiye <a href="http://sudo.ubuntu-tr.org/" target="_blank">SUDO</a> dergisinin sekizinci sayısına verdiğim yazıyı buraya da geçeyim istedim. Ola ki dergiye ulaşamayan Google yolcuları vardır.</p>
<p>1. Giriş</p>
<p>Bu yazıdaki amaç Linux diye tabir edilen dünyaya yeni yelken açacak kullanıcılar için temel anlamda bir rehber teşkil etmektir. Böylece bu dünyaya ilk girildiği anda etrafta oluşan karanlığa bürünme hissi bir nebze olsa da azaltılmak istenmektedir. Bir konudaki detayları öğrenmek için öncelikle temel meseleleri anlamamız gerekir. Aksi düşünüldüğünde bir süre sonra kullanıcılar üzerilerine bir anda yığılan detaylar içinde boğularak sıkılabilirler. Basamaklar yavaş yavaş çıkılırsa, geriye dönüp baktığımızda her şeyin yerli yerine oturduğunu görürüz. Şimdi bu amaca yönelik ilerleyelim ve öncelikle Linux nedir bunu anlamaya çalışalım. Ancak hemen belirtelim ki bu yazıda anlatılanlar için detay asgari seviyede tutulmaya çalışılacaktır. Daha fazla bilgi için kullanıcıların mutlaka anlatılanları kendi başlarına araştırmaları gerekmektedir.</p>
<p>2. Linux nedir?<br />
Bilgisayarların işlevlerini yerine getirmesi yani kullanıcılarının isteklerine cevap verebilmesi için üzerilerinde bir işletim sisteminin koşması gerekmektedir. Bu işletim sistemi sayesinde kullanıcı istediği yazılımı yükler ve çalışmalarını gerçekleştirir. Günümüzde işletim sistemleri kullanıcılarını memnun etmek için bazı toplu yazılımlarla beraber geliyor olabilir. Linux dünyasında da bu böyledir. Peki Linux cidden nedir ve işletim sistemleri dünyasında tam olarak nerede bulunur?</p>
<p>Her işletim sisteminin üzerinde durduğu çok sağlam bir direk vardır: Çekirdek ya da İngilizce&#8217;deki ifadesiyle kernel. Çekirdek genel anlamda bilgisayarın üzerindeki yazılımlarla donanımları arasında iletişimi sağlar. İletişim sağlamakla da kalmaz, bu kaynakları yönetir. Kısacası sistemimizde bulunan işlemci, bellek ve diğer donanımlarla haberleşme ve yönetim işini çekirdeğin ta kendisi yapar. Bu nedenle rahatlıkla anlaşılabileceği üzere çekirdeklerin işletim sistemleri açısından önemleri çok büyüktür. Bir işletim sisteminin çekirdeği ne kadar sağlamsa, kendisi de buna doğru orantılı olarak o kadar sağlamdır demek yanlış olmaz. Linux&#8217;un kendisi ise çekirdeğin ta kendisi olmasından öte, başka bir şey değildir. Peki, etrafımızda işletim sisteminin kendisi için Linux yaygın kullanım ifadesi nereden gelmektedir ve tam anlamıyla doğru mudur? Bu bölümde yazdıklarımızı gözden geçirdiğimizde bir çekirdeğin klasik anlamdaki işletim sistemleri için yeterli olmadığı görülmektedir. O zaman duruma açıklık kazandırmaya çalışmadan hemen önce Linux çekirdeğinin kendisinden bir miktar bahsedelim, ardından da bu son sorumuza cevap arayalım.</p>
<p><span id="more-278"></span><br />
Linux, Linus Torvalds tarafından *nix benzeri bir işletim sistemi olan Minix üzerinden geliştirilmeye başlanmıştır. Üzerinde geliştirilirken aynı zamanda bazı özellikleri de Torvalds&#8217;a ilham olmuştur. Torvalds&#8217;ın çıkış amacı kendi ihtiyaçlarını karşılayan ve tam anlamıyla ticari olmayan bir Unix ve Minix benzeri işletim sistemi oluşturmaktı. Temel sistemi yazdıktan sonra bunu topluluğa duyurdu ve destek aradı. Bu desteği de buldu. Linux&#8217;un 0.1 numaralı sürümü duyurulduğunda sadece 10,239 adet kod satırından oluşuyordu. Son yayımlanan 2.6.29 sürümünde ise 11,010,647 adet kod satırı olduğunu düşündüğümüzde, kabul gören desteğin ne kadar muazzam olduğunu anlayabiliriz. Kısacası Linux yayımlandığı 1991 yılından bu yana büyük bir atılımla kendisini geliştirmiştir. Linux&#8217;un yayımlandığı tarihteki tek büyük başarısı sistem kaynaklarını güzel bir şekilde yönetmesi değil aynı zamanda GNU Projesi dahilindeki gcc, bash gibi yazılımları da çalıştırabilmesiydi. Bir dakika, GNU Projesi de nedir? Yeni bir kavram daha girdi araya.</p>
<p>GNU Projesi&#8217;nin kendisini öğrenmeden Linux dünyasını anlamanın ne yazık ki imkânı yok. Bu nedenle bu bölümün ilk paragrafının sonundaki soruyu cebimize koyarak (Peki Linux cidden nedir ve işletim sistemleri dünyasında tam olarak nerede bulunur? ) bu yeni sorunun cevabını arayalım. Cebimizdeki soruyu yazımızın ilerleyen bölümlerinde mutlaka çıkartacağız. Fakat girişte de bahsedildiği üzere öncelikle merdivenleri tek tek çıkmalıyız ve gerimizdeki her şeyin yerli yerine oturduğundan emin olmalıyız.</p>
<p>Bir sonraki bölüme geçmeden önce şu ana kadar anlatılanları özetlersek:</p>
<p>a. Farklı bir dünyaya giriş yapıyoruz, temel noktaları öğrenmeliyiz.<br />
b. Çekirdekler işletim sistemlerinin kalbidir. Etrafta işletim sistemlerine bağlı olarak birçok çekirdek olabilir.<br />
c. Çekirdekler tek başlarına son kullanıcı için bir şey ifade etmezler.<br />
ç. Linux, Linus Torvalds tarafından geliştirilmeye başlanmıştır ve topluluğa duyurulmuştur.<br />
d. Linux, (b) maddesinde bahsedilen çekirdeklerden sadece bir tanesidir.</p>
<p>3. GNU Projesi nedir?</p>
<p>GNU Projesi Richard Matthew Stallman&#8217;ın (RMS) başlattığı, özgür bir işletim sistemi ve bunun çevresindeki özgür yazılımları içeren bir projedir. RMS gerçek anlamda bir bilgisayar &#8220;hacker&#8221;ıdır. 1970&#8242;lerde Massachusetts Institute of Technology (MIT)&#8217;de yoğun olarak Unix üzerinde çalışmaktadır. Program lisans meseleleri o yıllarda yeni fişeklenmiştir ve RMS bundan fazlasıyla rahatsız olmuştur. Kendi sahibi oldukları bir yazıcıya, sürücüsünün kapalı olması nedeniyle istedikleri bir özelliği ekleyememesi ise RMS açısından bardağı taşıran son damla olur ve MIT&#8217;teki işinden 1984 yılında istifa ederek henüz bir yıl önce duyurmuş olduğu GNU Projesi üzerinde çalışmaya başlar.</p>
<p>GNU Projesi, GNU işletim sistemini de kapsayan bir özgür yazılımlar bütünüdür. GNU yani &#8220;GNU&#8217;s not Unix&#8221; gibi tekrarlanan bir isme sahip olan bu işletim sistemi Unix benzeridir ancak Unix&#8217;ten hiçbir kod barındırmayan, tamamen açık kaynak kodlu ve özgür bir işletim sistemidir. Daha doğrusu işletim sistemi olma niyetindedir. Bu amaç doğrultusunda hummalı bir çalışma başlar ve Emacs, gcc ve bash gibi ardı ardına GNU Projesi&#8217;ne dahil olan yazılımlar ortaya çıkar. RMS GNU Projesi ile beraber Özgür Yazılım Hareketi&#8217;ni (Free Software Movement) de başlatmış olur. Bu bağlamda Özgür Yazılım Vakfı&#8217;nı (Free Software Foundation &#8211; FSF) kurar ve GPL Lisansı&#8217;nı (GNU General Public Lisans) oluşturur. Böylece GPL Lisansı&#8217;na sahip olan yazılımlar özgür yazılım kategorisine dahil edilir ve RMS&#8217;nin hayal ettiği özgür işletim sistemine doğru adım adım yaklaşılmaya başlanır. Peki, GNU Projesi&#8217;nin kalbi olması gereken işletim sistemi oluşturulurken bu yazının ikinci bölümünde değindiğimiz çekirdek tam olarak nerededir?</p>
<p>GNU Projesi dahilinde işletim sistemini çevreleyecek yazılımlar geliştirilmeye başlandığında eş zamanlı olarak bir de çekirdek için çalışma başlatılmıştır. Elbette bir işletim sisteminin en can alıcı bölümü olan çekirdek olmadan işletim sisteminin kendisini düşünmek pek de doğru olmayacaktır. İşte bunun farkında olarak RMS ve bir grup başka &#8220;hacker&#8221; kolları sıvamış ve GNU Projesi&#8217;ne dahil olacak GNU işletim sistemi için bir çekirdek yazmaya başlamışlardır. İsmine de HURD demişlerdir. 1984 senesinde başlayan bu çekirdek çalışması bir süre sonra arada yaşanan anlaşmazlıklardan dolayı diğer yazılımlar tamamlandığı halde bitirilememiştir. 1990&#8242;ların başında ortada birçok harika GNU Projesi&#8217;ne dahil olan yazılım varken ve kullanılıyorken hâlâ bir çekirdeğin eksikliği hissedilmektedir ve bu nedenle GNU işletim sistemi bir türlü tamamlanamamaktadır. Tam bu esnada başka bir &#8220;hacker&#8221; kendi projesini başlatmış ve camiaya duyurmuştur. Kader GNU Projesi&#8217;ni Linux ile bir araya getirmiştir!</p>
<p>4. Linux ve GNU Projesi buluşması</p>
<p>RMS Özgür Yazılım Hareketi kapsamında GNU Proje&#8217;sini geliştire dursun Helsinki Üniversite&#8217;sinde bir öğrenci olan Linus Torvalds 1991 yılında Intel 8386 işlemcili bilgisayarını satın almış, üzerindeyse Minix kullanmaktadır. Geniş Unix sunucularına bağlanmak için ihtiyaç duyduğu programı kendisi yazmaya başlayan Linus, bunun için yeni aldığı işlemcinin nimetlerinden yararlanmak istemiş ve hali hazırda kullanmış olduğu işletim sisteminden farklı bir terminal öykünücüsü yazmıştır. Linus, programı geliştirdikçe yazılan şeyin artık bir programın ötesine geçtiğini, hemen neredeyse bir işletim sistemi çekirdeği olduğunu fark etmiştir. Bu aşamadan sonra kendi ihtiyaçlarını karşılayacak Unix benzeri, Minix&#8217;ten ilham alan bir çekirdeğin temellerini oluşturmuş ve bunu camiaya duyurmuştur. Bu çekirdeğin üzerinde gcc ve bash gibi bazı GNU programlarını çalıştırması da cabası olmuştur. Bu yıllarda etrafta GNU Projesi dahilinde yazılmış birçok program olmasına rağmen bu programların üzerinde koşacağı bir çekirdek ve buna bağlı olarak bir işletim sisteminin eksikliğinin oluşu büyük bir sıkıntı durumundadır. İşte tam bu noktada Linux&#8217;un duyurulması hem Linux hem de özgür yazılım savunucuları için büyük bir umut ışığı olmuştur.</p>
<p>İlk yılında farklı bir lisans ile dağıtılmaya başlayan Linux, ikinci yılında tamamen GNU GPL lisansı altına girip bu şekilde dağıtılmaya başlanmıştır. Bunun da kazandırdığı ivmeyle birçok GNU programı Linux ile bütünleştirilmiş ve işletim sistemine dahil edilmiştir. Bu aşamadan sonra çekirdek olarak başlayan Linux ismi bir işletim sistemi olarak anılmaya başlanmıştır. Fakat bununla beraber bir kavram kargaşası peyda olmuştur.</p>
<p>İkinci bölümde cebimize koyduğumuz soruyu çıkartmanın zamanı geldi. Şu ana kadar anlatılanlarla aslında soruya cevap vermiş olduk. Fakat bir üstteki paragrafta bahsi geçen kavram kargaşasını açıklamak ve sorunun cevabını toparlamak adına bir derleme yapalım. Linux olarak adlandırılan işletim sistemi aslında üç parçadan oluşmaktadır.</p>
<p>4a. Çekirdeğin kendisi: Linux<br />
4b. Üzerine giydirilen GNU Projesi dahilindeki programlar: gcc, vb.<br />
4c. GNU Projesi kapsamına girmeyen üçüncü parti yazılımlar: Xorg, vb.</p>
<p>Görüldüğü üzere şu anda bizlerin Linux diye adlandırdığı işletim sistemi sadece çekirdeğin kendisini barındırmamaktadır. Biz her ne kadar kavram kargaşasını açıklayalım desek de ortada süre giden bir kargaşa mevcuttur. RMS ortaya çıkan bu işletim sistemini sadece Linux olarak adlandırmanın doğru olmadığını, mutlaka GNU/Linux olarak kullanılması gerektiğini savunmaktadır. Zira RMS&#8217;ye göre GNU programları olmadan Linux bir anlam ifade etmeyecektir. Linus Torvalds ise adlandırmanın Linux olarak yapılmasının yanlış olmadığını zira bu projenin aslen GNU projesine girmediğini söylemektedir. Görülebileceği üzere ortada nihaî bir karar yoktur ve olması da mümkün değildir. Kimi kullanıcılar GNU/Linux tercih ederken, birçok kullanıcı ve camia genel olarak kullanılan işletim sistemine Linux demektedir.</p>
<p>GNU programlarının da kendisine dahil edilmesiyle Linux bir işletim sistemi haline gelmişti. Ancak bu işletim sistemini bir araya getirmek için iyi seviyede *nix bilgisi ve yapılandırma tecrübesine sahip olmak gerekiyordu. Peki son kullanıcı nasıl Linux kullanmaya başladı? Elbette çekirdeğin kendisini alıp, üzerine GNU ve üçüncü parti programları yükleyip, yapılandırmayı kendisi hallederek değil. Linux&#8217;un yayımlanmasından hemen sonra ortaya Linux dağıtımları çıkmaya başladı. Bir sonraki bölümde bir Linux dağıtımı ne demektir bunu açıklamaya çalışacağız. Fakat öncelikle ikinci bölümün sonunda yaptığımız özeti biraz daha genişleterek tekrar verelim.</p>
<p>a. Farklı bir dünyaya giriş yapıyoruz, temel noktaları öğrenmeliyiz.<br />
b. Çekirdekler işletim sistemlerinin kalbidir. Etrafta işletim sistemlerine bağlı olarak birçok çekirdek olabilir.<br />
c. Çekirdekler tek başlarına son kullanıcı için bir şey ifade etmezler.<br />
ç. Linux, Linus Torvalds tarafından geliştirilmeye başlanmıştır ve topluluğa duyurulmuştur.<br />
d. Linux, (b) maddesinde bahsedilen çekirdeklerden sadece bir tanesidir.<br />
e. Richard Stallman tarafından başlatılan GNU Projesi ile ortaya birçok GNU uygulaması ve bir adet gelişimini tamamlayamayan çekirdek (HURD) çıkmıştır.<br />
f. Linux çekirdeğinin ve GNU uygulamalarının bir araya gelmesiyle Linux veya GNU/Linux olarak adlandırılan işletim sistemi ortaya çıkmıştır.</p>
<p>5. Linux dağıtımları</p>
<p>Son kullanıcı açısından çekirdeği alıp, üzerine uygulamaları giydirip ardından da yapılandırmaları tamamlamak pek kolay bir iş değildir. İlk aşamada bir Linux işletim sisteminin kendisini bile kullanmak bir hayli zorlu bir durumken, tek tek bütün bu işlemleri yapmaksa ortalama bir *nix bilgisinin üzerini gerektirmektedir. İşte bunun farkında olan bazı uzman kullanıcılar, biraz da her seferinde aynı derleme, toparlama işlemini yapmamak için &#8220;Linux dağıtımı&#8221; geliştirme fikrini düşünmüşlerdir. Bu iş ilk olarak her ne kadar H J Lu&#8217;s &#8220;Boot-root&#8221; isimli bir dağıtım ile başlamış görünse de tam olarak ortaya çıkan ve topluluğa açılan dağıtım MCC Interim Linux olmuştur. Dağıtımın çıkışı Linux çekirdeğinin 0.01 sürümünün dağıtıma açılmasından altı ay sonra olmuştur. Bu aşamadan sonra ardı ardına yeni dağıtımlar hazırlanmaya başlanmıştır. MCC Interim Linux&#8217;u takip eden sene, arada çıkıp miadını tamamlayan bir dağıtım olmuştur: SLS. Kullanıcıları arasında Patrick Volkerding ve Ian Murdock da vardır. Daha sonra bu iki isim çıkış tarihi en eski olup da (Ağustos 1993) hâlâ günümüzde yaşayan iki büyük dağıtımı oluşturmuşlardır: Slackware ve Debian. Slackware SLS üzerinden doğmuş olup, Debian özgün bir şekilde oluşturulmuştur.</p>
<p>Peki dağıtımların son kullanıcı açısından tam olarak faydası neydi? Her şeyin başında ortaya çıkan dağıtımlar bu bölümün ilk cümlelerinde açıklanan sıkıntıları son kullanıcının omuzundan almaktaydı. Çekirdek ve etrafında olması gereken uygulamaları bir araya getirip, ilgili yapılandırmaları halletmekteydiler. Hatta bir kurulum aracı eşliğinde bunları kullanıcılara rahatlıkla yaptırmaktaydılar. Tabii dağıtımların faydaları bu kadarla kalmayacaktı. İlerleyen senelerle beraber çıkan dağıtım sayısı da artacak, kullanıcıların daha rahat bir şekilde Linux kurup kullanmaları için çeşitli ve köklü değişiklikler olacaktı.</p>
<p>Linux yıllar geçerek gelişmeye devam ettikçe, kendisini temel alarak ortaya çıkan dağıtım sayısı da artmaya başladı. Suse, Red Hat, Mandrake gibi dağıtımlar birer birer camiada yerini aldılar. Dağıtımlarla beraber son kullanıcının hizmetine sunulacak başka projeler de oluşturulacaktı. Birer yıl arayla Linux kullanıcıları için günlük anlamda sistemi kullanabilecekleri, yapılandırmalarını bazı araçlarla yapabilecekleri, beraberinde gelen uygulamaları ile işlerini görebilecekleri masaüstü ortamları olan KDE ve Gnome&#8217;un ilk sürümleri yayımlandı (1998 &#8211; 1999). Linux artık son kullanıcı masasına çoktan inmiş, yavaş yavaş kişisel bilgisayarlarda yerini almaya başlamıştı. Artık bu yeni işletim sistemi dağıtımlar gibi masaüstü ortamları olarak da kullanıcılarına alternatifler sunuyordu ve bu özgürlüğün getirilerinden sadece bir kaçıydı. Ancak asıl köklü değişim program kurulumlarının derlemenin ötesine geçmesiyle yani paketleme sistemlerinin devreye girmesiyle yaşanacaktı.</p>
<p>6. Paketleme sistemleri</p>
<p>- Debian ve DEB paketleri -</p>
<p>Linux&#8217;un ilk yayımlandığı süreçte sadece kendisini derleyip toparlamak ve ardından yapılandırmasını tamamlamak dağıtımların ortaya çıkışıyla bir şekilde aşılsa da, kullanıcı daha sonradan kendi isteğiyle bir program kurmak istediğinde yine belli başlı zorluklarla karşılaşıyordu. Programlar kaynak kodlarıyla beraber dağıtılıyor, bir kullanıcı bu programı kullanabilmek için bu kaynak kodu alıp, derleyip ardından çalıştırabileceği bir ikilik uygulama haline getiriyordu. Bu sürecin tamamlanması yani kullanıcıların bu programı derleyebilmesi için, geliştirme program ve kütüphanelerine ihtiyaçları oluyordu. Bazen bunların tespiti kolay olsa da zaman zaman hangi program ve kütüphaneye ihtiyaç duyulduğunun belirlenmesi biraz karışık olabiliyordu. İşte bu noktada akıllara yeni bir fikir geldi. Debian&#8217;ı geliştiren Ian Murdock ve ekibi, programların derlenip kuruluma hazırlanabileceği, daha sonra da paketlenmesinin ardından son kullanıcıya servis edebilecekleri bir sistem düşündüler. Kabaca yapılan iş paketleme oluyordu. Bu hap olarak hazırlanan paketi kullanıcı indiriyor ve ardından sistemine kuruyordu. Hazırlanan paketler .deb şeklinde oluyor ve kullanıcı bunu sistemde mevcut bulunan dpkg ile kuruyordu. Bu muazzam fikir son kullanıcı açısından oldukça kolaylaştırıcı bir etki oluşturdu. Kullanıcı derleme meşakkatine girişmeden istediği programı kurabiliyor, beğenmeme veya ihtiyacı kalmaması durumunda sistemden sorunsuzca temizliyordu. Bu gelişmeler yaşandığı sıralarda tarihler 1994 senesini gösteriyordu.</p>
<p>Her ne kadar .deb paketleri ile program kurmak oldukça kolay olsa da, bu programın çalışması için gereken diğer bağımlılıkları bulup kurmak yine kullanıcının kendisine bırakılmış durumdaydı. Örnek vermek gerekirse, eğer bir A programının çalışması için ayrıca bir B programı ve C kütüphanesi gerekiyorsa bunu dpkg kendisi halletmiyordu. Kullanıcı B ve C paketlerini kendisi derleyecek veya varsa .deb paketlerini bulacaktı. Bir süre sonra bu meseleyi de çözmek için yeni bir proje düşünüldü: deselect. deselect kabaca kullanıcının yapacağı işi hallediyor ve kendisine gösterilen kaynakları tarayarak programları tüm bağımlılıkları ile beraber kuruyordu. Bu kaynaklar CD, ağ veya internet üzerindeki bir Debian arşivi olabiliyordu. Projenin ilk alfa sürümünü verdiği tarih 1995 senesinin henüz başlarıydı. Bu öyle bir gelişmeydi ki, günümüzdeki depo (repository) kavramını hayata geçirmiş oluyordu. Artık kullanıcılar etrafta .deb paketleri aramak yerine kolay bir şekilde istedikleri uygulamayı bağımlılık sorunlarını düşünmeksizin kurabileceklerdi. Aradan henüz iki sene geçmişti ki deselect&#8217;in yerini alacak APT uygulamalarının çalışmaları başlatıldı. 1998 senesinde deneme sürüşleri yapılan bu uygulamalar 1999 yılında Debian&#8217;ın 2.1 numaralı sürümüyle dağıtımda yerini aldı ve geliştirilip, yenilenerek günümüze kadar geldi.</p>
<p>- Redhat ve RPM paketleri -</p>
<p>Debian cephesinde .deb paketleri yerli yerine oturmuşken, Redhat cephesinde de paketleme sistemleri için çalışmalar devam ediyordu. Redhat bünyesindeki birkaç projenin geliştirilip bir araya getirilmesinin ardından nihayetinde 1998 senesinde RPM (RPM Package Manager) adıyla bir paketleme sistemi camiaya kazandırılmış oldu. DEB&#8217;e alternatif olan bu paketleme sistemi Redhat ile kullanılmaya başlandıysa bile, bir süre sonra başka büyük dağıtımların da beğenisini kazandı ve bu dağıtımlar tarafından kullanılmaya başlandı. Redhat (Fedora) dışında RPM kullananlar arasından en bilinen dağıtımlar Suse (OpenSuse) ve Mandriva&#8217;dır. RPM de DEB&#8217;e benzer bir mantık sunuyordu kullanıcılara: Hap olarak hazırlanmış paketleri kolayca sisteme kurabilmek. Elbette tek başına RPM de bağımlılık problemlerini çözmüyordu. Bunu halletmek için farklı uygulamalara ihtiyaç vardı. Mandriva&#8217;nın kullandığı urpmi, bağımsız olarak geliştirilmeye başlanan ve daha sonra Suse tarafından kullanılan Yum bunlardan sadece iki tanesidir. Kabaca bunlar da RPM paketleri için depolardan bağımlılık sorunlarını çözerek sisteme paket kurmaya yarayan uygulamalardır.</p>
<p>- Diğer dağıtımlar ve paketleme sistemleri -</p>
<p>Linux tarafında baskın olarak bilinen iki paketleme sistemi DEB ve RPM olmasına, bu iki sistemin birçok dağıtım tarafından kullanılmasına rağmen farklı dağıtımlarla kullanılan başka paketleme sistemleri de mevcuttur. Bunlarda da genel amaç benzerdir: Kullanıcının derleme işlemlerine kendisi tarafından girişilmeden sistem tarafından halledilmesi.</p>
<p>Slackware tarafından ilk günden bu yana kullanılan TGZ, biraz Debian&#8217;ın daha fazla yaygınlaşmasından, biraz da DEB sistemi karşısında kuvvetsiz kalmasından dolayı pek yaygınlaşıp gelişemedi. Kabaca tar kullanan ve basit bir paketleme sistemine sahip olan TGZ, DEB ve RPM kadar kuvvetli bir paketleme sistemi değildir.</p>
<p>Archlinux ile camiaya kazandırılan Pacman dağıtımın belki de popüler olmasındaki en büyük etkenlerinin başında gelmektedir. Sıfırdan yazılan bu paketleme sistemi oldukça hızlı ve kullanışlı olmasıyla ön plana çıkar.</p>
<p>Ülkemizde TÜBİTAK/UEKAE bünyesinde Pardus ile geliştirilmeye başlanan bir başka paketleme sistemi ise Pisi&#8217;dir. Python ile yazılmış olan bu sistem, paketleme aşamalarında yine Python ve XML alt yapısını kullanır.</p>
<p>Görülebileceği üzere Linux dağıtımlarının gelişimi biraz sancılı olsa bile gelinen şu aşamada son kullanıcı açısından oldukça kullanışlı hale gelmişlerdir. Artık bir kullanıcı ihtiyacı olan paketi kurmak için internette gezinerek aramak yerine, kendi dağıtımıyla gelen uygulama kurulum yöneticisini açıp, istediği programı aratıp kur demektedir. Başka bir şey yapmasına gerek kalmadan dağıtımın deposundan ilgili program indirilerek sistemine kurulmaktadır. Mevcut bulunan büyük dağıtımların depoları her geçen gün biraz daha genişleyerek kullanıcıların isteklerine neredeyse %100&#8242;lük bir oranla karşılık verecek duruma gelmişlerdir.</p>
<p>Bir sonraki bölüme geçmeden önce bildiklerimizi tekrar güncelleyelim:</p>
<p>a. Farklı bir dünyaya giriş yapıyoruz, temel noktaları öğrenmeliyiz.<br />
b. Çekirdekler işletim sistemlerinin kalbidir. Etrafta işletim sistemlerine bağlı olarak birçok çekirdek olabilir.<br />
c. Çekirdekler tek başlarına son kullanıcı için bir şey ifade etmezler.<br />
ç. Linux, Linus Torvalds tarafından geliştirilmeye başlanmıştır ve topluluğa duyurulmuştur.<br />
d. Linux, (b) maddesinde bahsedilen çekirdeklerden sadece bir tanesidir.<br />
e. Richard Stallman tarafından başlatılan GNU Projesi ile ortaya birçok GNU uygulaması ve bir adet gelişimini tamamlayamayan çekirdek (HURD) çıkmıştır.<br />
f. Linux çekirdeğinin ve GNU uygulamalarının bir araya gelmesiyle Linux veya GNU/Linux olarak adlandırılan işletim sistemi ortaya çıkmıştır.<br />
g. Linux&#8217;un duyurulmasıyla beraber birer birer farklı dağıtımlar GNU/Linux camiasında yerini almaya başlamışlardır.<br />
h. Bir süre sonra dağıtımlar kullanıcıların rahatlıkla uygulama edinip kurmaları için paketleme sistemleri ve depolar kullanmaya başlamışlardır.</p>
<p>7. GNU/Linux dünyasının haylaz çocuğu: Ubuntu</p>
<p>2000&#8242;li yılları geride bıraktığımızda ortada irili ufaklı birçok dağıtım mevcuttu. Linux dünyasına adım atan hemen her kullanıcı bu farklı dağıtım yelpazesinden birinde demir atıyor, ihtiyaçlarını buna göre şekillendiriyor ve Linux üzerinde yaşamına devam ediyordu. Ancak bu dağıtımlardan hiçbirinin tam anlamıyla baskın olduğunu söylemek mümkün değildi. Ta ki 2004 ile başlayıp günümüze kadar uzanan süreçte Ubuntu&#8217;nun kat ettiği yolu görene kadar.</p>
<p>Ubuntu&#8217;nun hikâyesi Mark Shuttleworth ile başladı dersek pek de yalan söylemiş olmayız. Kendisi Güney Afrika&#8217;da doğmuş olan bu başarılı müteşebbis üniversite yıllarında Debian geliştirici takımı arasına katılmıştır. Bir süre bu desteği sürdürdükten sonra iş hayatına atılıp, kurduğu bir şirketi hatırı sayılır bir miktarda satmasının ardından 2004 yılında aklındaki projeyi hayata geçirmek için tekrar özgür yazılım camiasına dönmüş ve Debian e-posta listesinde fikrini topluluğa duyurmuştur. Mark Shuttleworth&#8217;ün aklındaki fikir son kullanıcı için tasarlanmış, kullanımı kolay ve belirli tarihlerde yeni sürüm veren bir dağıtımdır.</p>
<p>Ubuntu&#8217;dan önce bu dağıtımın arkasında olacak Canonical Ltd. şirketini kuran Mark Shuttleworth, yanına aldığı gönüllülerle beraber projeyi başlatmıştır. İsim seçimi içinse oldukça farklı bir yaklaşım sergilenmiştir. Zulu dilindeki &#8220;Diğerleri için insanlık&#8221; kaba anlamını taşıyan fakat arkasında koskoca bir felsefe barındıran Ubuntu ismi seçilmiştir. İsmiyle bile camiada farklı olacağını hissettiren bu yeni dağıtım, gelişme süreciyle beraber isim seçmedeki başarısını yapısal anlamda da gösterecektir.</p>
<p>Taban olarak Debian ve onun paketleme sistemini kullanan Ubuntu ilk sürümünü 2004 yılının Ekim ayında vermiştir. Sürüm ismi olarak 4.10 seçilmiştir. Burada Yıl.Ay kavramı kullanılmıştır. Ubuntu belirli bir periyotta sürüm yayımlamaktadır. Her altı ayda bir yeni sürüm çıkartan Ubuntu, böylece yılda iki sürüm çıkartmış olur. Çıkartılan aylar olarak da Nisan ve Ekim ayları seçilir. Böylece bir sonraki sürüm 5.04, 5.10 gibi gider. Aynı zamanda her sürüm için bir kod adı belirlenir. Örnek vermek gerekirse 8.04 için Hardy Heron kullanılmıştır. İlk kelime ikinci kelimedeki hayvanı betimleyen bir sıfattır. Buradaki anlamı Dayanıklı, sağlam balıkçıldır. Son çıkan sürüm olan Jaunty Jackalope ise Keyifli Jackalope (Tavşan ve antilop karışımı efsanevi bir hayvan) gibi bir isim taşır ve bunun gibi ilginç kod adlarını Ubuntu&#8217;da görmek mümkündür. Hatta bir sonraki sürümün kod adının ne olacağı konusunda hararetli ve keyifli tartışmalar da yapılır.</p>
<p>Debian&#8217;ın kararsız ağacındaki paketleri kullanan Ubuntu hâlâ yoğun olarak Debian paketlerini kullanır ve kendisine göre şekillendirir. Bu nedenle kendisine Debian&#8217;ın genç kardeşi demek pek yanlış olmaz. Fakat kendisini Debian&#8217;dan ayıran en büyük özelliği son kullanıcı için birçok yapılandırmanın hazır olarak gelmesi ve istikrarlı bir şekilde her altı ayda bir yeni sürüm çıkartmasıdır. Tabii Ubuntu&#8217;nun arkasındaki Canonical Ltd. şirketi ve maddi desteği ise asla es geçemeyiz. Zira  Mark Shuttleworth&#8217;ün kurmuş olduğu bu şirket ve Ubuntu projesine akıttığı para camiaya oldukça olumlu bir ivme kazandırmıştır. Geliştiricileri profesyonel olan ve bu işten para kazanan bu dağıtım tamamen ücretsizdir. Sonuna kadar da ücretsiz olarak yayımlanacağının taahhüdünü de vermektedir. Bu taahhütle de kalmayıp isteyene kapısına kadar Ubuntu kurulum CD&#8217;sini ücretsiz olarak göndermektedir.</p>
<p>2004 yılında çıkışıyla beraber arkasına çok kuvvetli bir rüzgâr alan Ubuntu geçen senelerle beraber güçlendi ve son kullanıcının tercih ettiği en büyük dağıtımlardan biri oldu. Hatta şu andaki kullanım oranlarına bakıldığında en büyüğü olduğunu söylemek pekâlâ mümkün. 2009 yılının ortalarına geldiğimiz şu sıralarda etrafa göz gezdirdiğimizde rahatlıkla Ubuntu&#8217;nun dağıtımlar arasındaki baskın rolünü görebiliyoruz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.heartsmagic.net/linuxgnuubuntu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>12</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Knowing or Not Knowing!</title>
		<link>http://www.heartsmagic.net/knowing-or-not-knowing/</link>
		<comments>http://www.heartsmagic.net/knowing-or-not-knowing/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Jul 2009 13:31:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HeartsMagic</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[kehanet]]></category>
		<category><![CDATA[Nicolas Cage]]></category>
		<category><![CDATA[uzaylı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.heartsmagic.net/?p=275</guid>
		<description><![CDATA[Gaflette bulunup Knowing&#8216;i izlemiş oldum. Artık izlediğim filmler hakkında (sinema haricinde) pek yazmasam da dayanamadım nedense. Hemen listeleyeyim hissiyatımı:
* Daha hafif olsa da ikinci The Wicker Man, Ghost Rider, Next ve izlememiş olsam da Bangkok Dangereous vakası.
* Klişe, klişe, klişe.
* Kötü oyunculuk.
* Mükemmel final!
&#8220;Spoiler&#8221; yapacağım ona göre. Sonra okuyup da bana söylenmeyin.

Nicolas Cage nereye gidiyor [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/en/thumb/0/08/Knowingposter08.jpg/200px-Knowingposter08.jpg" alt="" width="200" height="295" />Gaflette bulunup <a href="http://www.imdb.com/title/tt0448011/" target="_blank">Knowing</a>&#8216;i izlemiş oldum. Artık izlediğim filmler hakkında (sinema haricinde) pek yazmasam da dayanamadım nedense. Hemen listeleyeyim hissiyatımı:</p>
<p>* Daha hafif olsa da ikinci <a href="http://www.imdb.com/title/tt0450345/" target="_blank">The Wicker Man,</a> <a href="http://www.imdb.com/title/tt0259324/" target="_blank">Ghost Rider</a>, <a href="http://www.imdb.com/title/tt0435705/" target="_blank">Next</a> ve izlememiş olsam da <a href="http://www.imdb.com/title/tt0814022/" target="_blank">Bangkok Dangereous</a> vakası.<br />
* Klişe, klişe, klişe.<br />
* Kötü oyunculuk.<br />
* Mükemmel final!</p>
<p>&#8220;Spoiler&#8221; yapacağım ona göre. Sonra okuyup da bana söylenmeyin.</p>
<p><span id="more-275"></span></p>
<p><a href="http://www.imdb.com/name/nm0000115/" target="_blank">Nicolas Cage</a> nereye gidiyor anlamadım ben. Hani her oyuncu kariyerinde düşüş yaşar da böylesine seçici olmaktan vazgeçmez diye düşünürdüm. İnsan eline alıp da senaryoları bir nebze okumaz mı? Oku, beğenme. Bırak başkası oynasın bu filmlerde, aktör mü kalmadı kocaman Holivud&#8217;da. İlk maddede saydığım filmleri toplayın bir tane iyi yapıma bedel oluyor mu? Hayır. Bunların arasına <a href="http://www.imdb.com/title/tt0368891/" target="_blank">National Treasure</a> serisini de sokacaktım ancak bendeki <a href="http://www.heartsmagic.net/20-yillik-hasret-sona-erdi-indiana-jones-ve-kristal-kafatasi-kralligi/" target="_blank">Indiana Jones</a> sevgisi ve onun tarzındaki filmlere olan sempatim nedeniyle yenik düştüm.  Peki bir <a href="http://www.imdb.com/title/tt0119094/" target="_blank">Face/Off</a>, <a href="http://www.imdb.com/title/tt0118880/" target="_blank">Con Air</a>, <a href="http://www.imdb.com/title/tt0117500/" target="_blank">The Rock</a>, <a href="http://www.imdb.com/title/tt0120632/" target="_blank">City of Angels</a>, <a href="http://www.imdb.com/title/tt0086969/" target="_blank">Birdy</a>, <a href="http://www.imdb.com/title/tt0218967/" target="_blank">The Family Man</a>, <a href="http://www.imdb.com/title/tt0399295/" target="_blank">Lord of War</a> gibi yapım beklemek bu kadar mı zor bre adam. Neyse, çok içerlemişim ben sevgili Cage&#8217;e, bu kadar yergi yeter :) Onu hep Face/Off&#8217;taki &#8220;haaalelujaahhhh&#8221; repliği ve açılış sekansındaki performansıyla hatırlamak istiyorum :D</p>
<p>İkinci maddemize gelirsek. Filmimiz çok fazla klişeyi içinde barındırmakta. Bir kere şu ufak kız ve gizem havasını zaten uzakdoğulular buram buram soktu zihinlerimize, bir de bu filmde görmüş olduk. Hoş, ucundan gösterip bırakmışlar ancak etkisi bir film boyunca sürüyor. Geleceğe ait olayların deşifre edilmesi ve deşifrenin nasıl olduğuna dair gizemin korunması, sorunlu baba oğul ilişkisi, uzaylı mı, in mi, cin mi, peri mi olduğu belli olmayan insanımsılar, kıyamet günü, süper zeki MIT profesörü gibi daha saymakla bitiremeyeceğim bir dünya klişe filme zerk edilmiş durumda. Isıtıp ısıtıp sunmuşlar önümüze. Yahu bir insan üzeri anlamsız rakamlarla dolu bir A4 kağıdına bakıp da nasıl zırt diye tarih çıkartıverir? O sayı bloğunu oradan nasıl ayırt ettin arkadaş? MIT&#8217;te profesör olmak, süper zeki olmak buna yeter mi? Kaldı ki film böyle başlıyor zaten. Buraya takıldığım anda sürekli hatırlayıp durdum sahneyi. Klişeyi bozmuş diyebileceğimiz tek şey dünyamızın yerle bir olmasıydı. Onu da zaten olayı finale bağlamak için yapıvermişler.</p>
<p>Oyunculuk  için söylenecek pek bir şey yok. En beğendiğim oyuncu filmin başındaki küçük kızımızdı :) Cage gitmemiş bu filme açıkçası. Her ne kadar bazı rollerde çaba göstermişse de izlerken sürekli gözüme battı varlığı. Hele bir final sahnesi var ki baba oğul ağlaşırken ben gülüyordum bir yandan.</p>
<p>Finalin nasıl olduğuna az çok değindim. Meşhur veda sahnesinden sonra -her nedense- sadece kendisini duyanları  yanlarına alan uzaylılarımız fırlayıp gidiveriyorlar uzaya doğru. O an görüyoruz ki uzayda çil yavrusu gibi gemiler seyretmekte. Anlıyoruz ki birden fazla çift almışlar. Evet, çift alıyorlar demek ki. Nuh nebî tarzı bir yaklaşım kısacası. Çifter çifter alıp bir başka dünyada salıveriyorlar. Bu da Adem ile Havva yaklaşımı oluyor galiba! Finalden anladığım buydu benim. Çocuklarımız ilerideki bir ağaca doğru koşarken birden aklıma Hayat Ağacı dizisi geliverdi. Neden diye sormayın, ağaç çok benziyordu :D Tabii finalinde aklıma Hayat Ağacı&#8217;ndan başka bir şey getirmeyen film için IMDB&#8217;ye gidip oyumu kullanıverdim :)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.heartsmagic.net/knowing-or-not-knowing/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beggin&#8217; çılgınlığı</title>
		<link>http://www.heartsmagic.net/beggin-cilginligi/</link>
		<comments>http://www.heartsmagic.net/beggin-cilginligi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Jul 2009 14:53:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HeartsMagic</dc:creator>
				<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[begüm]]></category>
		<category><![CDATA[beggin']]></category>
		<category><![CDATA[four seasons]]></category>
		<category><![CDATA[frankie valli]]></category>
		<category><![CDATA[madcon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.heartsmagic.net/?p=274</guid>
		<description><![CDATA[Ne olduysa geçen sene ile beraber oldu. Bu güzel &#8220;Frankie Valli &#38; Four Seasons&#8221; parçasını severek dinleyen ben birden radyolarda, yazlık mekânlarda ve hatta mesire yerlerinde bile duyar oldum. Biraz kulak kesilince dinlediğim şeyin şarkının aslı olmadığını fark ettim. Kokusu zaten bir süre sonra ortaya çıktı. Madcon isimli grubun yorumu ve &#8220;single&#8220;ı ile dünya piyasalarına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ne olduysa geçen sene ile beraber oldu. Bu <a href="http://www.lastfm.com.tr/music/Frankie%2BValli%2B%2526%2BThe%2BFour%2BSeasons/_/Beggin%27" target="_blank">güzel</a> &#8220;<a href="http://www.lastfm.com.tr/music/Frankie%2BValli%2B%2526%2BThe%2BFour%2BSeasons" target="_blank">Frankie Valli &amp; Four Seasons</a>&#8221; parçasını severek dinleyen ben birden radyolarda, yazlık mekânlarda ve hatta mesire yerlerinde bile duyar oldum. Biraz kulak kesilince dinlediğim şeyin şarkının aslı olmadığını fark ettim. Kokusu zaten bir süre sonra ortaya çıktı. <a href="http://www.lastfm.com.tr/music/Madcon" target="_blank">Madcon</a> isimli grubun yorumu ve &#8220;<a href="http://www.lastfm.com.tr/music/Madcon/_/Beggin%27" target="_blank">single</a>&#8220;ı ile dünya piyasalarına servis edilen Beggin&#8217; çılgınlar gibi dinlenmeye başlamıştı.</p>
<p>Genelde asıllardan hoşlanan ben parçayı dinledikçe beğendim. İyi yorumlamış Madcon. Zaten parçanın tekrar popüler olmasının nedeni de bu güzel yorumun ta kendisi. Güzel de bir &#8220;klip&#8221; çekmiş arkadaşlar, eğlencelik bir parça haline gelmiş. Hemen aşağıda bir örneğini geçelim.</p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="560" height="340" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/edtun2odUyc&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="560" height="340" src="http://www.youtube.com/v/edtun2odUyc&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p>Sosyal ağlardan ve televizyondan uzak kalan ben geçenlerde bir video daha fark ettim. Bazı arkadaşlar benimle yeni gördüğüme dair dalga geçseler de piyasada benim gibi görmeyenlerin olduğunu görünce içim rahatladı. En azından sosyal ağlardan küflenecek kadar uzak kalmamışım dedim kendi kendime.</p>
<p>Şöyle ki, Okan Bayülgen şu anki TV programına (sanırım ismi Disko Kralı?) Madcon&#8217;u bir ara misafir etmiş.  Onlara hoş bir sürpriz olsun diyerek bu yeniden yorumlanan şarkıyı tekrar yorumlatmış ve bir de &#8220;klip&#8221; çekmiş. Benim kadar küflenmemiş olanlar zaten biliyorlardır kime yaptırdığını. Bilmeyenler için söyleyeyim: Ferhat Güzel. İsmi de Begüm :) Bu uçuk şarkıyı dinleyip de gülmemek -bence- elde değil. Çok başarılı bu çalışmayı her kim hazırladıysa zekâ fışkırması yaşadığına eminim -ciddiyim-  Uuuuuu diyerek onu da paylaşayım.</p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="425" height="344" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/OqJ2HvqnVRs&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="344" src="http://www.youtube.com/v/OqJ2HvqnVRs&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p>Bu kadarla da kalmıyor. Yine sosyal ağlardan uzak olan ben, bir arkadaş Facebook semalarında dolaşırken arkadan gelen hoş bir Beggin&#8217; yorumu duydum. Bir hatun gürûhunun yorumladığı bu yeni Beggin&#8217; çok hoşuma gitmişti. Haliyle kaynağını göremeyen ben şöylece biraz arama yapıp duruma el koydum. Haydi itiraf edeyim çok fazla uğraştırmadı beni, zira video çoktan popüler olmuş durumda. Youtube üzerinden beggin aramasında ikinci sırada yerini almakta. Rochelle, Vanessa, Mollie ve Una adındaki bu hatun kişilerin BBC Radio 1 için yorumladıkları Beggin&#8217; defalarca dinlenebilecek kadar güzel olmuş. Ne diyeyim ağızlarına sağlık. Bu arada arkadaki çalgıcı arkadaşlar da bir hayli maharetli. Onların da ellerine sağlık.</p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="560" height="340" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/_erQi563tTU&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="560" height="340" src="http://www.youtube.com/v/_erQi563tTU&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p>Unutmadan bir de <a href="http://www.heartsmagic.net/cyriak-harris-calismalari/" target="_blank">şu vardı</a> değil mi? Oradaki çalışma da çok manidardır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.heartsmagic.net/beggin-cilginligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ice Age: Dawn of the Dinosaurs</title>
		<link>http://www.heartsmagic.net/ice-age-dawn-of-the-dinosaurs/</link>
		<comments>http://www.heartsmagic.net/ice-age-dawn-of-the-dinosaurs/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Jul 2009 11:30:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HeartsMagic</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[3b]]></category>
		<category><![CDATA[eğlence]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[ice age]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.heartsmagic.net/?p=273</guid>
		<description><![CDATA[Bir önceki yazıda belirlediğim hedeflerimden ilkini  tamamladım. 3B olarak izlediğim bu şirin serinin son filmini de beğendim. Özellikle Scrat&#8216;in olduğu sahnelerde bol bol güldüm. Arkadaş topluluğu içinde kendisine benzetilmem de (fiziksel olarak değil :D) bu gülme hadisesini kamçıladı diyebilirim :) Film olarak eleştirilecek çok fazla bir tarafı yok. Gülmek istiyorsanız gidip görebilirisiniz. Sizi krize sokacak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir önceki yazıda belirlediğim hedeflerimden ilkini  tamamladım. 3B olarak izlediğim bu şirin serinin son filmini de beğendim. Özellikle <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Scrat" target="_blank">Scrat</a>&#8216;in olduğu sahnelerde bol bol güldüm. Arkadaş topluluğu içinde kendisine benzetilmem de (fiziksel olarak değil :D) bu gülme hadisesini kamçıladı diyebilirim :) Film olarak eleştirilecek çok fazla bir tarafı yok. Gülmek istiyorsanız gidip görebilirisiniz. Sizi krize sokacak kadar olmasa da keyifli bir akşam geçirmenizi sağlıyor film. Zaten alt tarafta çok sağlam bir hikâye arayan izleyiciyi bu türden bir filmin tatmin etmesi beklenemez. Benim tek hayal kırıklığım 3B olarak tasarlanan filmin, arkasına aldığı bu teknolojinin tüm nimetlerinden yararlanamamış olması. Son izlediğim 3B film olan <a href="http://www.heartsmagic.net/dunyanin-merkezine-yolculuk-3b-eglence/" target="_blank">Dünyanın Merkezine Yolculuk</a> bu konuda çok başarılıydı örneğin.  Eşe dosta tavsiye olunur, gidin izleyin, eğlenin. Bu arada filme yeni dahil olan <a href="http://www.imdb.com/character/ch0144688/" target="_blank">Buck</a> karakteri de çok iyi bir hava katmış bu seriye. Eğer devamı gelecekse mutlaka görmek isteriz bu &#8220;deli gelinciği&#8221;.</p>
<p><a href="http://moviesmedia.ign.com/movies/image/article/995/995484/ice-age-dawn-of-the-dinosaurs-20090617032332055_640w.jpg"><img class="alignnone" src="http://moviesmedia.ign.com/movies/image/article/995/995484/ice-age-dawn-of-the-dinosaurs-20090617032332055_640w.jpg" alt="" width="279" height="158" /></a><a href="http://chicago.metromix.com/content_image/full/1202031/560/370"><img class="alignnone" src="http://chicago.metromix.com/content_image/full/1202031/560/370" alt="" width="237" height="159" /></a></p>
<div class="wp-caption aligncenter" style="width: 417px"><a href="http://graphics8.nytimes.com/images/2009/07/01/arts/01ice600.jpg"><img src="http://graphics8.nytimes.com/images/2009/07/01/arts/01ice600.jpg" alt="" width="407" height="199" /></a><p class="wp-caption-text">Buck - Nam-ı diğer Deli Gelincik</p></div>
<p style="text-align: center;">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.heartsmagic.net/ice-age-dawn-of-the-dinosaurs/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kararlıyım bu defa&#8230;</title>
		<link>http://www.heartsmagic.net/kararliyim-bu-defa/</link>
		<comments>http://www.heartsmagic.net/kararliyim-bu-defa/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 29 Jun 2009 07:54:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HeartsMagic</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[ice age]]></category>
		<category><![CDATA[johnny-depp]]></category>
		<category><![CDATA[sherlock holmes]]></category>
		<category><![CDATA[terminator]]></category>
		<category><![CDATA[Tim Burton]]></category>
		<category><![CDATA[transformers]]></category>
		<category><![CDATA[x-men]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.heartsmagic.net/?p=271</guid>
		<description><![CDATA[Hadi günlüğe yazı geçmeyi bıraktım ancak benim gibi bir sinamasever filmlere gitmeyi de mi bırakacaktı? Biraz tembellik, biraz zamanlama sorunları, biraz da vakit yetersizliğinden dolayı çok isteyip de gidemediğim kaç tane film geldi geçti hatırlayamıyorum. Geriye doğru yakından daha uzağa doğru gidecek olursam şöyle bir liste çıkıyor ortaya:
1. Transformers: Revenge Of The Fallen [1] [2] [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hadi günlüğe yazı geçmeyi bıraktım ancak benim gibi bir sinamasever filmlere gitmeyi de mi bırakacaktı? Biraz tembellik, biraz zamanlama sorunları, biraz da vakit yetersizliğinden dolayı çok isteyip de gidemediğim kaç tane film geldi geçti hatırlayamıyorum. Geriye doğru yakından daha uzağa doğru gidecek olursam şöyle bir liste çıkıyor ortaya:</p>
<p><strong>1. Transformers: Revenge Of The Fallen</strong> <a href="http://www.imdb.com/title/tt1055369/" target="_blank">[1]</a> <a href="http://www.rottentomatoes.com/m/transformers_revenge_of_the_fallen/" target="_blank">[2]</a> <a href="http://www.metacritic.com/film/titles/transformers2" target="_blank">[3]</a></p>
<p>Tamam illa görülmesi gereken bir film değil. Zaten IMDB, RT ve MC puanından da belli bu. Fakat o aksiyon sahneleri mutlaka sinemada izlenmeliydi. Hâlâ izlemek için fırsatım var biliyorum ancak gider miyim, gitmez miyim meçhul. Açılış haftasını kaçırdıktan sonra nedense benim açımdan bu işlerin büyüsü bozuluyor.</p>
<p><strong>2. Terminator Salvation</strong> <a href="http://www.imdb.com/title/tt0438488/" target="_blank">[1] </a><a href="http://www.rottentomatoes.com/m/terminator_salvation/" target="_blank">[2]</a> <a href="http://www.metacritic.com/film/titles/terminatorsalvation?q=terminator" target="_blank">[3]</a><br />
İşte bu filmi kaçırmamam gerekiyordu. Benim gibi Terminator serisi hayranı birisi için yüz karası bir durum bu. Zamanlama sıkıntısı nedeniyle es geçmek zorunda kaldım açılış haftasında. Bu film için de hâlâ şansım devam ediyor. Görmeyi planlıyorum. Hoş puanlamalar pek iç açıcı değil ancak bir hayran olarak vefamı sürdürmeliyim.</p>
<p><strong>3. X-Men Origins: Wolverine</strong> <a href="http://www.imdb.com/title/tt0458525/" target="_blank">[1]</a> <a href="http://www.rottentomatoes.com/m/wolverine/" target="_blank">[2]</a> <a href="http://www.metacritic.com/film/titles/wolverine?q=wolverine" target="_blank">[3]</a><br />
Yine puanlamada başarısız görünen bir film. Ancak Terminator gibi X-Men serisinin de hayranı olarak kendimi bu konuda da affetmiyorum. Artık bu filmi sinemada görme şansım da kalmadı. Kısmet başka şekilde izlemek yönündeymiş.</p>
<p>Gidemediğim bu filmler için kendimi kıyılara vurup uzun uzun düşündüm. Memlekette zaten dert yok. Bundan iyi fırsat mı olur, kendime dert edinmeliyim bu filme gidememe meselesini. Kararımı verdikten sonra kaleme kağıda sarılır gibi yaparak kafama bir iki film kazıdım. Mutlaka sinemada göreceğim bu filmleri. Şimdi de bunları listeleyelim.</p>
<p><strong><span id="more-271"></span><br />
1. Ice Age: Down of the Dinosaurs</strong> <a href="http://www.imdb.com/title/tt1080016/" target="_blank">[1]</a> <a href="http://www.rottentomatoes.com/m/1194515-ice_age_dawn_of_the_dinosaurs/" target="_blank">[2]</a><br />
Görüldüğü gibi puanlamada coşmuş. Kaldı ki Ice Age serisinden bir filmin eğlenceli olmama gibi bir şansı yok. &#8220;Trailerlar&#8221;da bile bu görülebiliyor. Bir tanesini geçeyim:</p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="560" height="340" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/rhskSbh6EbA&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="560" height="340" src="http://www.youtube.com/v/rhskSbh6EbA&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p>Haliyle listemin başında bu film geliyor. Vizyona girme tarihi de çok yakında. Gidip güzelce eğlenmeyi planlıyorum.</p>
<p><strong>2.  Sherlock Holmes</strong> <a href="http://www.imdb.com/title/tt0988045/" target="_blank">[1]</a></p>
<p>İşte sabırsızlıkla beklediğim bir film daha.  Sherlock Holmes&#8217;ü zaten severim, kitaplarını bayıla bayıla okurdum. Neden bu vakte kadar beklendi böylesine bir filmin yapılması için anlamış değilim. Buna da şükür ki şu günleri gördük. Hani dert yok ya memlektte. Neyse, film diyorduk değil mi. Haliyle bir fanatik olarak kim oynarsa, kim yönetirse bu filme giderdim. Fakat kader ağlarını öyle bir örmüş ki yöneten de, oynayanlar da çok beğenimi kazanan kişiler. Yönetmen koltuğundaki Guy Ritchie&#8217;nin sevmediğim filmi yoktur. Buna bizim buralara geldiğinde  pek sevilmeyen <a href="http://www.imdb.com/title/tt0365686/" target="_blank">Revolver</a> de dahil. Görüldüğü gibi puanı çok vasat. Fakat benim çok beğendiğim filmleri arasındadır. Konuyu dağıttık yine. Kısacası yönetmenin ismini gördüğüm an bile gitme isteğim ikiye katlanmış durumdaydı. Oyuncuları görünce bu daha da arttı. Son zamanlarda beğenerek izlediğim Robert Downey Jr. Holmes rolüyle karşımızda. Yardımıcısı Watson rolüyse Jude Law&#8217;un. Onu da çok beğenerek izlerim. Bu kadar söz söyledikten sonra bu filme gitmezsem cidden ayıp olur. Hemen bir &#8220;trailer&#8221; da onun için geçelim.</p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="560" height="340" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/S4K3aM5H5KM&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="560" height="340" src="http://www.youtube.com/v/S4K3aM5H5KM&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p><strong>3. Alice in Wonderland</strong> <a href="http://www.imdb.com/title/tt1014759/" target="_blank">[1]</a></p>
<p>Böylesine derin bir hikâye çok farklı şekillerde sinemaya (veya televizyona) kazandırıldı aslında. Fakat söylediğim üzere hikâye o kadar derin ki, kim yeniden ele alsa farklı bir bakış açısıyla sunabilir izleyenlere. Düşünün ki bu hikâye matematiksel ifadelere bile alengirli göndermelerde bulunabiliyor.</p>
<p>İşte bu hikâyeyi bizlere 2010 Mart ayı gibi yeniden sunacak isim Tim Burton&#8217;dan başkası değil. Kendisine hayranlığımı bilmeyenler günlüğümü birazcık karıştırabilirler. Ustanın elinden Sweeney Todd&#8217;dan sonra böylesine bir film izlemek oldukça ilginç olacaktır. Bilin bakalım başrollerde kimler var :) Neyse sürpriz olmayack elbtte. Johnny Depp, Helena Bonham Carter zaten kendisinin gedikli oyuncularından. Johnny Depp muazzam bir aktör ve Burton ile çok iyi anlaşıyor. Aksi takdirde sanmıyorum ki böyle bir projeye başka bir yönetmen ile girsin. Kendisini şarkı söylemeye iknâ eden bir yönetmen onu bu projeye dahil etmek için zorlanmamış olsa gerek.  Diğeri ise biricik eşidir Burton&#8217;ın. Fakat hakkını yemeyelim iyi oyuncudur. Kadroda bir de Anne Hathaway ve Michael Seen gibi iki parlak oyunucu da olunca film mutlaka görülmeliler listesine giriyor. Özellikle Nixon&#8217;daki çok ama çok başarılı oyunculuğunun ardından Michael Sheen&#8217;i yeni bir filmde izlemek beni oldukça memnun edecek.</p>
<p>Ortada resmi bir &#8220;trailer&#8221; yok. Gördüğüm en uygunu alttaki. Oyuncular sıralanıyor en azından.</p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="425" height="344" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/V8hEkAKnTrQ&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="344" src="http://www.youtube.com/v/V8hEkAKnTrQ&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p>Bakalım listemdeki kaç filmi sinemada görebileceğim. Artık tembelliği, zaman uyuşmazlıklarını bir şekilde yenmem gerekiyor. Bu arada hiç sinemaya gitmiyor değilim, en son Angels &amp; Demons&#8217;ı gördüm sinemada. Ancak arada görmek istediklerime de gitsem fena olmayacak sanırım :)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.heartsmagic.net/kararliyim-bu-defa/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Popüler tarih sever misiniz? Sizi şöyle alalım: NTV Tarih</title>
		<link>http://www.heartsmagic.net/populer-tarih-sever-misiniz-sizi-soyle-alalim-ntv-tarih/</link>
		<comments>http://www.heartsmagic.net/populer-tarih-sever-misiniz-sizi-soyle-alalim-ntv-tarih/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Mar 2009 22:04:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HeartsMagic</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[İlim-Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[dergi]]></category>
		<category><![CDATA[ntv tarih]]></category>
		<category><![CDATA[popüler tarih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.heartsmagic.net/?p=270</guid>
		<description><![CDATA[Reklamını ilk gördüğüm anda karar vermiştim alıp bakmaya. Çok fazla akademik düzeyde tarih dergisi takip edecek ne bilgim var ne de gereksinimim. Bu nedenle tarihin bize biraz daha yontularak anlatıldığı, hani günümüzdeki popüler  tarih diye tabir edilen tarafına ilgi duymaktayım. Zamanında neden Popüler Tarih dergisini takip etmemişim diye de düşünüyordum bir yandan. NTV Tarih&#8217;in çıkması [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.ntvtarih.com.tr"><img class="alignleft" title="NTV Tarih" src="/resim/ntv-tarih.jpg" alt="" width="300" height="400" /></a>Reklamını ilk gördüğüm anda karar vermiştim alıp bakmaya. Çok fazla akademik düzeyde tarih dergisi takip edecek ne bilgim var ne de gereksinimim. Bu nedenle tarihin bize biraz daha yontularak anlatıldığı, hani günümüzdeki popüler  tarih diye tabir edilen tarafına ilgi duymaktayım. Zamanında neden Popüler Tarih dergisini takip etmemişim diye de düşünüyordum bir yandan. NTV Tarih&#8217;in çıkması oldukça işime geldi. Derginin ilk sayısını çok beğendim ve haliyle ikinci sayıyı da aldım. Kıvamı iyi tutturmuşlar. İnsanı sıkmayacak, merakını uyandıracak konular seçilmiş ve benim gibi meselenin avamları için çok da teknik teferruata girmeden anlatılmış. Sıkılmadan okunabiliyor dergi. Bir yandan çayınızı, kahvenizi yudumlarken diğer taraftan tarihin küçük veya büyük noktaları arasında yolculuğa çıkabiliyorsunuz.</p>
<p>İlk sayının ardından haliyle okuyucu eleştirileri gelmiş dergiye ve bunlar yayımlanmış. Çoğunluğunun olumlu yönde olduğu bu eleştiriler arasında dergiyi &#8220;magazin saçmalığı&#8221; olarak bulanlar da mevcut. Beklentiden kaynaklanıyor sanırım bu yanılgı. Zaten NTV Tarih kendisini popüler tarih dergisi sınıfına sokuyor. Bir diğer olumsuz eleştiri noktası ise fiyatı. Türkiye şartlarında 5 Lira çok az para değil doğrudur ancak ayda 5 Lira nerelere gitmiyor ki?</p>
<p>İlk sayıdaki yapılan hataların iletildiği bir de bölüm mevcut ki oldukça hoşuma gitti. Bazıları &#8220;bir tarih dergisi bu gibi hataları nasıl yapabilir&#8221; diye soracak olsalar bile ben hoşgörülü olma taraftarıyım. Kaldı ki kendileri Noel Baba&#8217;dan ve hatta perilerden bile özür dilemişler :)</p>
<p>Derginin sitesine de <a title="NTV Tarih" href="http://www.ntvtarih.com.tr/" target="_blank">şuradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.heartsmagic.net/populer-tarih-sever-misiniz-sizi-soyle-alalim-ntv-tarih/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
