Hayat, ÖSS ve bir film: Sınav
Biliyorum yine geç kalınmış bir yorum olacak ancak filmi izledikten sonra bu satırları yazmasaydım sanırım haksızlık etmiş olurdum. Geçen senen sonunda sezona girdiğinde ne yazık ki önyargılarımın kurbanı olduğum için filme gitmemiştim zira pek bir beklentim yoktu. Şöyle etraflıca kaliteli Türk filmleri de yapılmadığından ve ilk ağızdan film hakkında yorumlar duymadığımdan beni sinema salonuna öteleyecek bir tepki oluşmamıştı. Evet, Sınav filmi üzerimde fazlasıyla güzel etkiler bıraktı.
ÖSS bu ülkede gençlerin üstünde bir kabus gibi, ne yazık ki bu böyle ve her öğrenci o döneme geldiğinde haddinden fazla baskı altında kalmakta. Zaten sınavın kendi stresi yetmezmiş gibi bir de aileden, tanıdıklardan, okuldaki öğretmenlerinden, daha doğrusu hayatın ta kendisinden gelen baskılar durumu daha kötü bir hale getiriyor. Tüm hayatlarını etkileyecek 195dk! Ellerine geçen bu fırsatı değerlendirmek için henüz çok küçük yaşta başlayan jokeylik, hayır hayır bizzat “yarış atı” sıfatının ta kendileri oluyor bu genç insanlar. Bir de tam bu arada hayatın kendisi, rolünü çok iyi oynayarak, bir kanaviçe işler gibi örüyorsa yaşamları , seçenekler ve bu seçenekler arasındaki tercihler ÖSS’nin çoktan seçmeli sorularından daha zor oluyor. İşte, benim için klasik bir genç eğlencesi filmi olmanın ötesinde bir anlam ifade etmesinin nedeni budur Sınav filminin. Tüm bu nazenin hislere tercüman olabilmesi ve aradaki tragedya-komedya dengesini iyi kurabilmesinden kaynaklanmaktadır. Hafif bir ironi taşımasıdır nedeni, düşünceleri ve yaşamları iyi kertmesindendir, ortaya usta işi bir oyma çıkartabilmesindendir.
Bir avuç öğrencinin çektiği sıkıntılardan ibaret değil film. Neyi ne,kim için seçtiklerini anlayıp anlayamadıklarını sorgulayan filmde klasik tema olan sınav stresi ve etraf baskısı kullanılsa da ortaya hoş bir yapım çıkmış. Kahramanlarımız için sınavın önemi mutlak olmasına rağmen ortadaki belirsizlik, sınavı kimin için kazanacakları olmasıdır. Aileleri? Hayat? Kendileri? Önlerini göremedikleri bu toz bulutu içerisinde en mantıklısı nedir? Deliler gibi çalışıp 195 dk. içerisinde sınavı ve yaşamlarını kazanabilmek mi yoksa kazanma sandıkları olgunun, aslında kendilerini daha büyük bir zorluğa çekecek olan “gerçek sınav” hadisesi olduğunu anlayabilmeleri midir? Hepsinin kendince sebepleri vardır, seçimlerini bu yönde yapmaya çalışırlar. Ancak son anda hayat yine muzip tebessümünü gösterir ve “siz ne kadar uğraşırsanız da uğraşın, her daim önünüzde başka bir sınav olacaktır” babında bir bilgece söylemle son noktayı koyar. Koyulan son noktayla beraber film için söylediğim tragedya-komedya dengesi tragedya tarafına kaymakta ki bununla beraber filmi bir başka sevdiğimi anladım. Beklediğimden çok daha güzel, sade, duygulu, gerçek bir son olmuş. Mesaj veriyor ancak bu kesinlikle zorlama bir mesaj değil, aksine yaşamın ta kendisi bu mesaj, yönetmen ve senarist fazla bir şey katmaya çalışmamış sanki. Yaşananları aktarmaları, ya da en azından bir tutam hayat serpiştirmeleri yeterli olmuş.
Oyunculaklar ise oldukça kayda değer. Abartı yok, doğal, içten. Ancak bir ana-oğul var ki bahsetmeden edilemeyen: Güler - Mert yani Ayda Aksel ve Ismail Hacıoğlu. Filmi özellikle bu ikili kotarmış desem hakkıdır sanırım. Küçücük bir iki sahne bile yeterli oluyor bazen insana. Kendisi küçük ancak etkisi oldukça büyük. Filmi izeyenler bilirler şu sahneyi:
Azıcık duygu sahibi insanların, en kaba tabiriyle “koptuğu” sahnedir burası. Kulağa işleyen o güzel müzikle beraber beliren o diyalog ve sözlerin bu kadar oturaklı anlam kazanması çok az filmde, çok az şekilde şahit olduğum bir şekilde yansımış ekrana. Herkesin mutlaka bu sahne için yerine koyacağı anıları ve birileri vardır. Bu sahneyle beraber beni Badem ile tanıştıran ve o eşsiz parçaları Sen Ağlama‘ya bu sahneyle hayat verenlere ve böyle bir film çıkarttıkları için Ömer Faruk Sorak ve Yiğit Güralp’e teşekkür ediyorum.
Badem - Sen Ağlama
Kara gözlerinden bir damla yaş düşünce,
Güzel yüzün yanakların ıslanır.
Kara gözlerinden bir damla yaş düşünce,
Hüzün keder yüreğime yaslanır.Sen ağlama!
Bir damla gözyaşın yeter.
Sen üzülme gülüm.Gece gökyüzünden bir damla yaş düşünce,
Bahar gelir tüm çiçekler ıslanır.
Kara gözlerinden bir damla yaş düşünce,
Hüzün keder yüreğime yaslanır.Sen ağlama!
Bir damla gözyaşın yeter.
Sen üzülme gülüm
Gamzende güllerin biter.
Yollarıma,
Taş koysalar da döneceğim
Gözlerinden,
Yaşlarını sileceğim
Filmin final sahnesi içinse yine müthiş bir parça seçilmiş. Adeta dudaklardan dökülesi sözler ve melodiyle beraber çalınmakta parça, Dursun Zaman
Dursun zaman dursun diyorsun da oyun değil ki yaşamak….
İzlemeyenlere tavsiye edilir, benim gibiler zor da olsa ÖSS-ÖYS yıllarını hatırlar, anlık durum içerisinde olanlar ise bir parça farklı zaviyeden bakarlar hayata.



Filmi ben de izlemedim. Sanırım aynı zamanda vizyona giren bir diğer Türk filminin gazabına uğradı. Hoş onu da seyretmedim ben :)
Dikkati çektiği konular açısından dediğin gibi seyredilebilir fakat yine de çok birşey beklememek gerektiği kanısındayım.
Filmi ben de izledim ve gayet başarılı buldum. Biraz önyargı vardı tabi, Mehmet Ali Erbil ve tayfası yüzünden Türk filmlerini izleyemez olmuştum. Filmde özellikle ismail hacıoğlu’yu beğendim. Nedense bu oğlanın tüm filmlerine gidesim var. Güzel oynuyor.
Badem’in şarkısının muhteşem olduğunu biliyordum ama film hakkında hiçbir bilgim yoktu. Tavsiye dikkate alınıp en kısa zamanda temin edilip izlenecektir. :)
Kesinlikle Ogün Sanlısoy dan “Koşu Başladı” dinlenmeli bu filmin ardından
bu filmi izledım arkadaşlarla ağlıyarak çıktık zaetn salondan, süperdi yaaaaaa!!.. hayatımda izlediğim en güzel filmdi bu!!!
Ben de bu filmi izledim ve izlemeyenlerin hayatında ne kadar büyük bir eksiklik olduğunu fark etmedikleri için onlar adına üzülüyorum. Bu film kesinlikle arşivlenmeli çünkü muhteşem bir film, ben tüm ark.larla gittim ve hepimiz ağlayarak çıktık. Bir öğrenci psikolojisini ve Gamze’nin hayatı gibi bir hayatı olanları tam anlamıyla çözmüş bir film. Ben de bu sene sınava gircem ama bu filmden sonra hayatta herşeyin bu sınavlara bağlı olmadığını ve bu sınavların öğc. ark.larımı ne kadar çok sıktığını ve ne hallere soktuğunu bir kez daha kavradım. Bütün ark.larıma sesleniyorum, hayatımız sınav, ailenizden önemli hiç birşey olamaz ama sınavı kazanırsak da iyi olur ama kendinizi fazla sıkıp psikolojinizi bozmaya gerek yok vede I love you İsmail abi çok tatlısın ve çok iyi bir oyuncusun Yağmur abicim sende öyle