John Rambo da evine dönermiş
Aslında başka bir film için yazacaktım fakat Rambo‘yu izleyince dayanamadım. Sen ne yapmışsın böyle Sylvester ağabey. Ne zamandır bu kadar canlı kanlı savaş! filmi izlememiştim. Aslında bunu ciddi anlamda söylüyorum. Birçok filmin pabucunu dama atmış çatışma sahnelerinde. Daha önceki bir yazımda eski Rambo serisini izleyip beni etkisine alma sebebinin çocukluğum olduğunu anladığımı söylemiştim. Hani filmleri izlerken hep bir tebessüm oldu suratımda, nostalji yaptım. Ancak bu son filmde işler değişti. Tamam Stallone yönetmen koltuğuna geçtiği bu son filmde eski çizgiyi korumaya çalışmış gibi. Ancak olaylar ilerledikçe şaşkınlığımı gizleyemedim.
Aslında filmin nasıl gideceği açılışından belliymiş. Gerçek haberlerden kesitler olduğunu düşündüğüm görüntüler zaten insanı yeterince ürkütüyor ve üzüyor. Cennet gibi bir ülkede yaşadığım için bir kere daha şükrettim o an. İzleyenlerin bileceği klasik Rambo açılışı ve hikayenin gelişme süreci var. Rambo yalnızdır, hayattan kendisini tecrit etmiş öyle bön bön günlerini geçirmektedir. Kendisinin kobra ve piton yılanlarıyla uğraşması gününün sıra dışı olmasına yetmez. Onun için günler hep bön bön geçmektedir. Tabi makus talihi yine kendisine yardıma gelen birilerini bulacaktır her zamanki gibi. Bu sefer gelenler Burmadaki insan kıyımını kendi başlarına durduracaklarını düşünen doktor-misyoner karışımı bir ekiptir. Haliyle Rambo önce teklifi güzelce reddeder ve ortaya tadından yenmeyecek diyaloglar çıkar! Rambo’nun ha bire filmdeki hatuna söylediği “Go home” repliğinin bizim kulağımızın dikine dikine sokulması boşuna değil elbette. Acı acı çıkartacaktır Rambo bunu filmin sonunda. Neyse hatunun ısrarları karşısında Rambo kararından cayar, ekibi Burmaya götürür. Tabi Burma yönetimindeki diktatör yönetim, ekibimiz insanlara ilaç sağlıyor, tedavi ediyor arada da İncilden parçalar okuyor diye hoş geldin demeyecektir ve olan olur, ekip esir düşer. Bilin bakalım kurtarmak kime düşecektir?
Şimdi burada bizim ekipten söz etmek gerekli. Daha yolun başında Rambo bunların kıçını (af edersiniz) kurtarmasına rağmen, ekipteki gıcık tipin “insan öldürmek kötü bir şeydir” temasını yüzümüze yüzümüze fırlattığında filmin sonuna doğru neler olacağı aslında belliydi. Ortadaki gıcık tipimizin hayatın gerçekleri ile karşılaşınca neler yapabileceğini hem kendisi hem de biz gördük film nihayete ermeden hemen önce. Ekip, Rambo’nun o buğulu sesiyle beraber, baygın bakışları arasından gelen “Go home” lafının ne demek olduğunu acı acı öğrendiler netekim.
İlginçtir hep yalnız çalışan Rambo bu sefer bir grup askerin arasına karışıyor. Biraz mecburi de olsa böyle oluyor. Tabi kendisini açığa çıkarttığı bir an var ki, “vay be kayıkçı, sen neymişsin böyle” diyen askeri ekibin lider kılıklı herifiyle hepimiz aynı düşünceleri sarf ediyoruz.
Filmde sürpriz yok, Rambo serilerini izleyenler hemen bilirler ne olacağını. Ancak beni şaşırtan filmdeki çatışma sahneleriydi. Hani bugüne kadar az gördüm böylesini. Delik deşik olan insanlar, havada uçuşan kol,bacak ve kafalar, mermilerin vücutlara ne zaman girip çıktığını anlamadığımız sahneler ve çok ama çok daha acımasız bir Rambo! Hele hele filmin sonunda Hannibal Lecter’a bir selam çakmış ki Rambo ağabey gözlerim yaşardı cidden. Tabi filmin sonlarına doğru bir de “ben size go home demedim mi ülen” diyen Kadir abi bakışları vardı, belirtmeden geçemem. Herkes başını öne eğdi ve “haklıymışsın Rambo ağabey” edasıyla gık bile çıkartamadı.
Uzatmayalım, Rottentomatoes ve Metacritic‘te yerlerde sürünen eleştirmen puanlarına rağmen izleyiciler coşmuş. IMDB‘de hatırı sayılır bir puanı var, bahsi geçen sitelerin kullanıcı oylarında da aynı yükseklik göze çarpıyor. Sanırım insanlar bol bol kol bacak görmek istiyorlarmış, Rambo doyurmuş oldu herkesi. Ha başlığı mı merak ettiniz, o da sürpriz olsun.




Aynen sizin gibi, filmi izlediğim zaman ben de öyle düşündüm. Bu adamlar hakikaten aşmışlar bu işi. Hatta arkadaşa dedim ki bunların silahlarında mermi mi var yoksa roket mi vurduklarının kolları, bacakları, başları ayrı yerlere düşüyor.
Filmde en çok “Hiçbirşey için yaşar birşey için ölürüz” sözü hoşuma gitti. Hatta bu filmi bloga yazmayı düşünmüştüm bu sözü başlık olarak kullanarak. İyi ki yazmamışım gerçekten keyifle okuduğum bir eleştiri olmuş :)
Go home muhabbeti gerçekten hoştu. Elinize sağlık güzel değerlendirme olmuş.
Ben de diyordum bir şey yazmayı unuttum :)
Filmde o söz geçince “vay be” demiştim, aktarayım şunu hehe.
“Live for nothing, die for something”
Hatırlatma için çok teşekkürler.
Ne yazık ki bir çok film gibi önyargıyla yaklaştığım bir film Rambo. İtiraf etmem gerekirse çocukluğumda da içimi sıkıntılar basa basa seyrederdim.
Bu filme önyargıyla yaklaşma sebebim ise şöyle; evet Sayın Stalone bir çok film ile zihnimize kazınmıştır. Fakat Rambo ve Rocky Stalone denilince aklımıza gelen ilk iki film. Zamanında bu filmler doruk noktasına ulaşan Stalone bana göre yerini çok da güzel koruyamadı. Bu filmde biraz kendini hatırlatmak, kanıtlamak amaçlı yapılmış gibime geliyor. Yani durup Rambo’nun yeni versiyonuyla ortaya çıkması bana sanki uzun bir reklam filmi izleyeceğim hissini veriyor.
Bunların yanı sıra insan yedisinde neyse yetmişinde de o olurmuş sözünden yola çıkarsam yeni halini izlediğimde de sıkıntı basacak diye düşünüyorum.
Ben çocukken erkekler GIJoe ‘yu -hatalı yazmış olabilirim-, kızlar Heidi, Şeker Kız Candy falan seyrederlerdi :p Rambo’yu izlemerken sıkılma sebebim de sanırım Heidi ve Şeker Kız Candy :)