Mutfaktaki şirin faremiz: Ratatouille (Ratatuy)

HeartsMagic - August 31st, 2007

Pixar yine yaptı yapacağını ve seyrine doyum olmayan bir film çıkarttı karşımıza. Aylar önce sinemalarda reklamını gördüğümde zaten anlamıştım bu sevimli farenin (baksanıza ne kadar da şirin duruyor) büyük başarı yakalayacağını. Kendisi sevimli sevimli olmasına, ancak asıl icraat biraz da konu da yatmakta; mutfakta yemek yapan bir fare, hem de oldukça başarılı! Düşünsenize bir kere, ortalığın ne kadar evlere şenlik olacağı insanın zihninde hemen beliriyor, o an şimşek çakıyor yani. Hal böyle olunca ve de Pixar diğer yapımlarında olduğu gibi bu filmini de özene bözene hazırlayınca ortaya defalarca seyredilebilcek güzellikte bir film çıkmış. Bu sadece benim görüşüm de değil, izleyen kime sorsam film hakkında aynı yorumu yapıyor, ayrıca imdb’deki yerine bakınca da ne demek istediğimi anlarsınız. 26bin küsür oyla şu an ilk 250 film sıralamasında 79. sıraya yerleşmiş bile. Sanırım Pixar‘ın IMDB’deki en iyi sıralaması bu. Aryıca film Rottentomatoes ve Metacritic‘de de almış başını yürümüş. Kısacası sinema camiası Ratatuy’u sevdi. Peki nedir bu kadar sevilme nedeni?

Öncelikle şunu söylemek lazım Pixar kötü film yapmıyor. Diğer filmlerini de göz önüne aldığınızda ne demek istediğimi anlarsınız. Bir bakalım;

* Toy Story - 3 dalda Oscar adayı, Academy Special Achievement Award galibi
* A Bug’s Life - 1 dalda Oscar adayı
* Toy Story 2 - 1 dalda Oscar adayı, Best Motion Picture - Comedy/Musical Golden Globe galibi
* Monsters, Inc. - 2 dalda Oscar adayı, Best Song Oscar galibi
* Finding Nemo - Best Animated Feature Oscar galibi
* The Incredibles - Best Animated Feature Oscar ve Best Sound Editing Oscar galibi
* Cars - 2 dalda Oscar adayı, Inaugural Best Animated Feature Golden Globe galibi
* Ratatouille

Bu filmlerin hepsini izlemiş biri olarak kesinlikle listede kötü film olmadığını gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Herhangi bir animasyon sevene sorsanız sanırım yine aynı cevabı alırsınız. Bunun altında yatan neden Pixar‘ın filmlerini hazırlarken son derece titiz davranması, iyi bir ekibe sahip olması, seyircinin neden hoşlanacağını iyi kestirmesi, abartıya kaçmadan ama insanı büyüleyen bir şekilde hikayeyi sunmasından kaynaklanmakta diye düşünmekteyim. Titiz davranıyor dedim, aslında bunu sadece filmlerini izlerken bile anlayabilirsiniz ancak az bir araştırma yaptığınızda bunu daha da net görüyorsunuz. Zira Pixar Ratatuy’u hazırlamadan önce yemek gurmelerinden danışmanlık almış, ayırca mutfakta hayatın ve işlerin nasıl yürüdüğünü anlaması için animatörlerini yemek pişirme ile ilgili bir okulda yemek derslerine katmış. Zaten insan filmi izlerken bunun farkında oluyor, bu bilgileri edinmeyen birilerinin bu kadar başarılı bir sunum yapmaları imkansız.

Gelelim filmimize. Yazımın başında da söylediğim gibi filmin konusu zaten ilgi çekici, mutfakta bir fare, hem de şef olmak isteyen bir fare. Sadece konuyu bile düşündüğünüzde filmin ne kadar eğlenceli geçeceğini kestirebiliyorsunuz. Nitekim benim için sonu böyle de oldu gerçekten. Filmin her karesinden zevk aldım desem yalan olmaz. Hafta içinde erken bir saatte (pek de erken değil 17:30 ancak iş çıkışı öncesi) gittiğimden midir nedendir bilmiyorum salon biraz boştu, dolu olan kısmın bir bölümünü de çocuklar oluşturuyordu. Sanırım aileleri seveceklerini umarak getirmişler. Sevmişlerdir orası ayrı fakat sadece animasyon ve bir fare filmi olmasından dolayıdır. Ben ve arkadaşım ise filmi neredeyse yarısında kahkahalar atarak izledik. Dikkatimi çekti, tek biz kahkaha atıyorduk :) Sanırım espiriler biraz daha büyüklere hitap ediyor. Bu yüzden kesinlikle doğrudan küçüklere hitap etmiyor, Pixar‘ın diğer filmlerinde olduğu gibi. Bu kadar ince elenip sık dokunulan bir filmde ortaya güzel bir iş çıkıyor. Özellikle mutfak sahnelerinde insan bunun farkına daha bir iyi varıyor. Tüm o koşturmaca, yemekler, yemekler için kullanılan malzemeler, karakterler ve hareketlerdeki gerçekçilik payı insanı alıp götürüyor. Ayrıca Pixar her filminde olduğu gibi bu filminde de alttan alta toplumsal mesajlar vermeyi de ihmal etmiyor. “Herkes yemek yapabilir” mesajının verildiği filmde bana kalırsa aslında “herkes zevk aldığı ve başarmayı amaçladığı bir şeyi er geç yapabilir, yeter ki fırsat verilsin ya da kendisi fırsat oluşturmak için gayret göstersin” mesajı veriliyor. Bilmiyorum ya da benim hayal gücüm fazla geniş, olaya biraz daha geniş baktım. Bu bağlamda baktığımızda filmin konusu bunun üzerine kurulmuş durumda. Remy (fare kahramanımız) film boyunca bunun peşinde koşturuyor, hem de bir çok tehlikeyi göz önüne alarak. Ayrıca filmin gönderme yaptığı ikinci mesaj ise, insanın illa ki hayatın veya seçimlerinin bir tarafında bulunması gerekmediği. Bazen ait olmanız gereken asıl ortamdan bir süreliğine ayrılıp bir başka ortamın bir parçası da olabilirsiniz. Kısacası tek yönlü olmaya zorunluluk yok. Her ortamın da kendisine göre güzel ve kötü tarafları olabilir, siz iki tarafın da güzel kısımlarını kullanmaya çalıştığınız sürece sorun yoktur. Nitekim, Remy filmde bu ikilem arasında kalıyor; kendi fare yaşamı ve insanların korkutucu! ortamı.

Neyse ki Remy bu ikilemi güzel bir şekilde atlatıyor ve iyiler kazanıyor :) Evet ’spoiler’ yapayım, Pixar‘ın tüm filmlerinde olduğu gibi Ratatuy da iyi sonla bitiyor. İşte bütün bu anlattıklarıma binaen sinema camiası Ratatuy’u sevdi. Amerikada iyi bir giriş yapamasa da hikayenin geçtiği Fransa’da rekorları alt üst etmiş durumda Ratatuy. Şu anda dünya genelinde de $371,264,945 gibi iyi bir kazanç getiren film iyi bir başarı yakalamış bulunmakta. Bu rakamın biraz daha artacağı aşikar ancak sanırım Finding Nemo’yu yakalaması imkansız; $864,625,978. Zaten eleştirmenler Pixar‘ın en iyi filmi olmadığı yönünde fikir birliği etmiş durumdalar. Ancak ben şunu eklemeliyim, kesinlikle en eğlenceli filmiydi (Şahsi yorumum). Bu arada filmin orijinal ismi olan Ratatouille’un ne demek olduğunu veya nerden geldiğini merak edenleriniz olabilir. Ratatouille bir Fransız yemeği, daha çok fakir çiftçilere has ya da en azından eskiden öyleymiş. Kabak, domates, yeşil ve kırmızı biber, soğan ve sarımsaktan oluşan bir mevsim yemeği. Peki filmle ne alakası var diye soracak olursanız, filmi izleyin demekle yetineceğim.

Filmin tek kötü yanı kendisine ait değil. Ne yazık ki bilet almak için gittiğim gişede, 17:30 seansı acaba orijinal mi yoksa dublaj mı diye sorduğumda, karşımdaki hanımefendi “Türkçe, hepsi Türkçe” dediğinde az şaşırıp, sonra üzülüp, sonra da “madem böyle yapacak bir şey yok” diyerekten biletleri aldım. Benim gibi animasyon olmayan filmleri dahi orijinal izleyen birisi için bu hazin bir sondu. Zira animasyonlarda filmin kendisi kadar seslendirme de ön plandadır, çünkü karakterlere hayat veren bu seslendirmedir. Pixar‘ın titizlikle yaptığı işlerden biri de bu. Sonuç olarak Türkçe izlemek zorunda kaldık. Seslendirme çok mu kötüydü, evet diyemem ancak orijinalini mutlaka izlemem lazım ve bence bu tipte filmlerin salonlarda mutlaka orijinal alternatiflerinin de olması lazım.

Kaynak:
Wikipedia

“Mutfaktaki şirin faremiz: Ratatouille (Ratatuy)” için 3 yorum

  1. Ya bu fare mutfağa girip, yemekten tadıp, tadını beğenmediği için içine bişeyler katıp güzel yemek yapan fare değil mi? Sonra aşçı yamaklarından biri bunun farkına varıyo falan. Bu hikayeyi biliyo gibiyim sanki. Noluyo anlamadım. Birileri bana bişey yaptı sanki :)

  2. Türkçe Dublaj kötüdür önyargısı ile film izleyerek seyir zevkinizi baltalamayın. “acaba” bile demeden harika bir dublaj olduğunu söylemem gerekiyor. Özellikle kısa boylu şefi seslendiren “Skinner” harika bir iş çıkarmış.

    Kötü dublaj vardır ancak bu onlardan biri değil.

  3. Filmleri mümkün mertebe kendi dilinde izlerim. Dublajların büyük bölümünün ne yazık ki aynı hissi veremediğini düşünürüm. Bu filmin Türkçe dublajı için zaten kötü demedim dikkat ederseniz. Orijinal dilinin seçenek olmayışı kötü olandı. Kaldı ki daha sonra başka salonlarda orijinal diliyle sunulduğunu gördüm, sanırım benim gittiğim salonla alakalı bir durumdu bu. Ayrıca daha sonra elime geçen orijinal seslendirme ne yazık ki beni üzdü. Zira Türkçe dublaj çok daha iyiydi.

    Evet körü körüne kötü demek zaten yanlış ancak dediğim gibi filmleri kendi dilinden izlemek genelde ilk seçimimdir.

    Teşekkürler.

Trackbacks/Pingbacks

Yorum Yapın

Şunları kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>