marathon.jpg Yaklaşık bir hafta önce bir yazı geçmiştim burada. Bizim için küçük ancak aslında içinde kocaman bir dünya barındıran bir yardım hikayesiydi bu. İnsanların elinden tuttuğunuzda nasıl da işlerin tersine dönebileceğinin, belki de yaşlı dünyamızdaki en güzel başarı örneklerinden birisiydi. Bunun üzerine yanda afişini görmekte olduğunuz Marathon filmini izledim, dokundu! Filmde Otistik bir gencin, verilen destekle neler başarabildiği dokunaklı bir şekilde anlatılmakta. Kendisi bir Kore yapımı ve zirveye oynamasa da sade ve başarılı bir iş çıkartılmış. Bir film inceleme yazısı değil bu, nereden eserse o tarafa yazmak istedim. Bu nedenle de belki Otizmi bilmeyenlerimiz için az biraz bilgi aktarmaya çalışayım.

ribbon.jpg Otizm, ne yazık ki tedavisi olmayan, bu nedenle ortaya çıkan kişilerin ömür boyu taşıması gerektiği beyinsel bir rahatsızlıktır. Yaşamın ilk 3 yılında ortaya çıkar, evet henüz çocukken bu rahatsızlıkla tanışır insanlar ve bir ömür boyunca onunla yaşamak zorunda kalırlar. Sadece kendileri değil, aileleri, arkadaşları, sevenleri ve tüm çevreleri de onlarla beraber yaşarlar. Arkdaşları diyorum ancak sanırım tek arkadaşları kendileri gibi Otistik olanlardır! Zaten çelişki burada ortaya çıkıyor. Özellikle bizim ülkemizde ne yazık ki aileler bu tipte insanlarla çocuklarının yan yana olmasını, hadi bırakın yan yana olmayı yan yana gelmesini bile istemezler. Üzücü bir durum zira bir sonraki çocuklarının Otistik olmayacağını onlara kimse garanti edemiyor. Sebebini şu anki bilim ummanımız içerisinde cevaplıyamıyoruz. Sadece bir kaç teori mecvut bu kadar, çevresel veya gentetik nedenlerden ötürü mü olduğu hala kesin değil. Otistik olan insanlardaki en büyük problem iletişim güçlüğü çekmeleridir, çevrelerine karşı ilgisizlerdir, aslında yalnız kalmayı sevmezler ancak bu hep böyle bilinir zira kolay arkadaşlık kuramadıklarından genelde yalnızdırlar, değişiklikten hoşlanmazlar ve en küçük bir farklılıkta son derece rahatsız olurlar. Göz temasından kaçınırlar, sıradan insanların yapacağı bazı şeyleri yapamazlar, örneğin uzaktan koşarak bir topa yaklaşıp, dengeyi kurup, belirledikleri hedefe göndermek gibi. Fakat bunun yanında bazı el kabiliyetleri vardır, örneğin kendilerince resim çizebilirler.
rainman.jpg Benim akranlarım Otizmi sanırım Rain Man filmi ile tanımışlardır. Ben film Amerikada gösterime girdiğinde henüz 8 yaşımdaymışım, sanırım izlediğimde ise 10 yaşlarımdaydım. Otizmi tanımamla beraber bu filmde Dustin Hoffman ile de tanışmış bulunuyordum. Filmde oynamıyor adeta yaşıyordu, sanırım kendisinin Otistik olduğuna inanmıştım. Benim gözümde performansının zirvesine bu film ile çıkmıştır Hoffman. Biraz derine inmek gerekirse, Hoffman filmde Otistik birisini canlandırıyordu, uçarı kardeşi (Tom Cruise) ile bir araya gelirler, film gelişir falan. İzlemeyenlere tavsiye ederim izlesinler ancak mesela aslında film değil. Hoffman filmde Otistikti ancak ilginç kabiliyetleri vardı. Örneğin ezberleme kabiliyeti çok iyiydi, bir bakışta kürdan dolu bir kutudaki kürdanların sayısını ezberleyebiliyordu. Biraz anormal görünüyordu ancak çok tatlıydı. İşte bizim yanlış anladığımız kısım burası, aslında Otistik insanların durumu ne yazık ki bu kadar “şirin” değil. Gerçeği söylemek gerekirse Hoffman o filmde Otistik bile değildi, Otizm ile yakın ilişkili olan Otizm Spektrumu (çeviri için affola, varsa bilen lütfen düzelttirsin) üyelerinden sadece %10′luk bir dilimi temsil ediyordu. Otizm ile aynı şey değil yani. Kısacası bize şirin görünen şeyin altında ne yazık ki bu kadar güzel bir dünya yatmıyor.

marathon2.jpgHemen buradan Marathon filmine sıçrayalım. Bu filmde yine bir Otizm hikayesi var, ancak bu sefer hikaye kurgu değil gerçek! BAE Hyung-jin isimli bir Koreli gencin neleri başardığına dair hikaye bu. Kendisini izleyenlerin hemen hatırlayacağı Keulraesik filminden Seung-woo Cho canlandırıyor, yönetmen ise Yoon-Chul Jeong. Şunu söylemek istiyorum ki ikisi de iyi iş çıkartmış. Yönetmen abartıya ve aşırıya kaçmadan hikayeyi sade ve düz bir dille anlatıp vermesi gerekilen mesajı vermiş, daha da duygu yoğunluklu olabilirdi ancak bu kadarı bile ince insanlara yeter. Seung-woo Cho’yu ise ilk defa bu kadar iyi rol keserken izledim, beklentilerin üzerine çıkmış. Haliyle bir çok ustanın yaptığı gibi kendisi BAE Hyung-jin ile bizzat tanışmış (zaten o kadar meşhur ki tanışmaması imkansız) ve hareketlerini anlamaya çalışmış. İyi de yapmış olacak ki insan yine filmi izlediğinde karşısındakinin Otistik olabilceği düşüncesine kapılıyor, bu da filmi daha izlenebilir kılıyor. Yönetmen de aynı şekilde üzerinde çalıştığı 2 yıl boyunca BAE Hyung-jin ile sürekli görüşüp durmuş. Merak edenler varsa bakın BAE Hyung-jin neleri başarmış:

    Chuncheon Uluslararas Maraton Sertifikası, Rekor: 2 saat 57 dakika 33 saniye, henüz 2001 yılında 19 yaşındaydı.
    Bir yıl sonra, 2002 yılında, yüzme, bisiklet ve koşu triatlonunu tamamladı, Bir Kore ulusal rekoru, ilk defa genç ve özürlü biri tarafndan kırıldı.

Otistik bir genç için ne kadar büyük bir başarı değil mi. Ancak hepsi BAE Hyung-jin gibi şanslı değiller. Bir köşede ya unutulmayı bekliyorlar ya da kendileri bizi unutuyorlar. Dünyadaki her 1000 kişiden ikisi Otizim ile yüzleşmekte, ne kadar büyük bir oran. İşte kafamın bir köşesinde bir haftadır yer etmiş mesele. Acaba bu 2 kişiden biri ben olsaydım? Ya da bu 2 çocuktan biri benim çocuğum olursa? Elden ne gelirdi, ne gelebilir, ne geliyor?

“Otizm, düşündürdükleri ve bir başarı örneği: Bae Hyung-jin” için 3 yorum

  1. Harika bir film. Duyguları aktarmada kore sineması üstüne yok. gözlerimi yaşartmayı başaran ender filmlerden (hatta film :)) biridir.

  2. Ne yorum yapabilirim ki! Ne güzel söylemişsiniz, ben size cevap vereyim. O 1000 insandan iki kişiden biri de benim oğlum ya da iki çocuğumun biri otistik, elimden hiç bir şey gelmiyor ve hiç bir zamanda gelmeyecek.

  3. Öncelikle Allah’tan sabır diliyorum ve sizi çok çok takdir ettiğimi belirtmek istiyorum. Ne zaman çevremde veya bir hastanede sizin durumunuzdaki aileleri görsem, kalkıp ellerinden öptükten sonra kendilerini tebrik etmek istiyorum ancak yanlış anlaşılırım veya belki kırılırlar diye korkuyorum. Yaptıklarınızı bunlarla yüzleşmeyen insanların anlayabilmesi imkânsız, ben de bunlardan biriyim. Elimden sizi anlamaya çalışmaktan başka bir şey gelmiyor.

    Şuna emin olun ki elinizden çok şey geliyor, diğer insanların geldiğinden çok daha fazla hem de.

Trackbacks/Pingbacks

Yorum Yapın

Şunları kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>