<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>WwW.HeartsMagic.NeT &#187; film</title>
	<atom:link href="http://www.heartsmagic.net/tag/film/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.heartsmagic.net</link>
	<description>Linux, sinema, internet, teknoloji ve hayat üzerine...</description>
	<lastBuildDate>Fri, 14 May 2010 08:57:04 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Knowing or Not Knowing!</title>
		<link>http://www.heartsmagic.net/knowing-or-not-knowing/</link>
		<comments>http://www.heartsmagic.net/knowing-or-not-knowing/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Jul 2009 13:31:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HeartsMagic</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[kehanet]]></category>
		<category><![CDATA[Nicolas Cage]]></category>
		<category><![CDATA[uzaylı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.heartsmagic.net/?p=275</guid>
		<description><![CDATA[Gaflette bulunup Knowing&#8216;i izlemiş oldum. Artık izlediğim filmler hakkında (sinema haricinde) pek yazmasam da dayanamadım nedense. Hemen listeleyeyim hissiyatımı:
* Daha hafif olsa da ikinci The Wicker Man, Ghost Rider, Next ve izlememiş olsam da Bangkok Dangereous vakası.
* Klişe, klişe, klişe.
* Kötü oyunculuk.
* Mükemmel final!
&#8220;Spoiler&#8221; yapacağım ona göre. Sonra okuyup da bana söylenmeyin.

Nicolas Cage nereye gidiyor [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/en/thumb/0/08/Knowingposter08.jpg/200px-Knowingposter08.jpg" alt="" width="200" height="295" />Gaflette bulunup <a href="http://www.imdb.com/title/tt0448011/" target="_blank">Knowing</a>&#8216;i izlemiş oldum. Artık izlediğim filmler hakkında (sinema haricinde) pek yazmasam da dayanamadım nedense. Hemen listeleyeyim hissiyatımı:</p>
<p>* Daha hafif olsa da ikinci <a href="http://www.imdb.com/title/tt0450345/" target="_blank">The Wicker Man,</a> <a href="http://www.imdb.com/title/tt0259324/" target="_blank">Ghost Rider</a>, <a href="http://www.imdb.com/title/tt0435705/" target="_blank">Next</a> ve izlememiş olsam da <a href="http://www.imdb.com/title/tt0814022/" target="_blank">Bangkok Dangereous</a> vakası.<br />
* Klişe, klişe, klişe.<br />
* Kötü oyunculuk.<br />
* Mükemmel final!</p>
<p>&#8220;Spoiler&#8221; yapacağım ona göre. Sonra okuyup da bana söylenmeyin.</p>
<p><span id="more-275"></span></p>
<p><a href="http://www.imdb.com/name/nm0000115/" target="_blank">Nicolas Cage</a> nereye gidiyor anlamadım ben. Hani her oyuncu kariyerinde düşüş yaşar da böylesine seçici olmaktan vazgeçmez diye düşünürdüm. İnsan eline alıp da senaryoları bir nebze okumaz mı? Oku, beğenme. Bırak başkası oynasın bu filmlerde, aktör mü kalmadı kocaman Holivud&#8217;da. İlk maddede saydığım filmleri toplayın bir tane iyi yapıma bedel oluyor mu? Hayır. Bunların arasına <a href="http://www.imdb.com/title/tt0368891/" target="_blank">National Treasure</a> serisini de sokacaktım ancak bendeki <a href="http://www.heartsmagic.net/20-yillik-hasret-sona-erdi-indiana-jones-ve-kristal-kafatasi-kralligi/" target="_blank">Indiana Jones</a> sevgisi ve onun tarzındaki filmlere olan sempatim nedeniyle yenik düştüm.  Peki bir <a href="http://www.imdb.com/title/tt0119094/" target="_blank">Face/Off</a>, <a href="http://www.imdb.com/title/tt0118880/" target="_blank">Con Air</a>, <a href="http://www.imdb.com/title/tt0117500/" target="_blank">The Rock</a>, <a href="http://www.imdb.com/title/tt0120632/" target="_blank">City of Angels</a>, <a href="http://www.imdb.com/title/tt0086969/" target="_blank">Birdy</a>, <a href="http://www.imdb.com/title/tt0218967/" target="_blank">The Family Man</a>, <a href="http://www.imdb.com/title/tt0399295/" target="_blank">Lord of War</a> gibi yapım beklemek bu kadar mı zor bre adam. Neyse, çok içerlemişim ben sevgili Cage&#8217;e, bu kadar yergi yeter :) Onu hep Face/Off&#8217;taki &#8220;haaalelujaahhhh&#8221; repliği ve açılış sekansındaki performansıyla hatırlamak istiyorum :D</p>
<p>İkinci maddemize gelirsek. Filmimiz çok fazla klişeyi içinde barındırmakta. Bir kere şu ufak kız ve gizem havasını zaten uzakdoğulular buram buram soktu zihinlerimize, bir de bu filmde görmüş olduk. Hoş, ucundan gösterip bırakmışlar ancak etkisi bir film boyunca sürüyor. Geleceğe ait olayların deşifre edilmesi ve deşifrenin nasıl olduğuna dair gizemin korunması, sorunlu baba oğul ilişkisi, uzaylı mı, in mi, cin mi, peri mi olduğu belli olmayan insanımsılar, kıyamet günü, süper zeki MIT profesörü gibi daha saymakla bitiremeyeceğim bir dünya klişe filme zerk edilmiş durumda. Isıtıp ısıtıp sunmuşlar önümüze. Yahu bir insan üzeri anlamsız rakamlarla dolu bir A4 kağıdına bakıp da nasıl zırt diye tarih çıkartıverir? O sayı bloğunu oradan nasıl ayırt ettin arkadaş? MIT&#8217;te profesör olmak, süper zeki olmak buna yeter mi? Kaldı ki film böyle başlıyor zaten. Buraya takıldığım anda sürekli hatırlayıp durdum sahneyi. Klişeyi bozmuş diyebileceğimiz tek şey dünyamızın yerle bir olmasıydı. Onu da zaten olayı finale bağlamak için yapıvermişler.</p>
<p>Oyunculuk  için söylenecek pek bir şey yok. En beğendiğim oyuncu filmin başındaki küçük kızımızdı :) Cage gitmemiş bu filme açıkçası. Her ne kadar bazı rollerde çaba göstermişse de izlerken sürekli gözüme battı varlığı. Hele bir final sahnesi var ki baba oğul ağlaşırken ben gülüyordum bir yandan.</p>
<p>Finalin nasıl olduğuna az çok değindim. Meşhur veda sahnesinden sonra -her nedense- sadece kendisini duyanları  yanlarına alan uzaylılarımız fırlayıp gidiveriyorlar uzaya doğru. O an görüyoruz ki uzayda çil yavrusu gibi gemiler seyretmekte. Anlıyoruz ki birden fazla çift almışlar. Evet, çift alıyorlar demek ki. Nuh nebî tarzı bir yaklaşım kısacası. Çifter çifter alıp bir başka dünyada salıveriyorlar. Bu da Adem ile Havva yaklaşımı oluyor galiba! Finalden anladığım buydu benim. Çocuklarımız ilerideki bir ağaca doğru koşarken birden aklıma Hayat Ağacı dizisi geliverdi. Neden diye sormayın, ağaç çok benziyordu :D Tabii finalinde aklıma Hayat Ağacı&#8217;ndan başka bir şey getirmeyen film için IMDB&#8217;ye gidip oyumu kullanıverdim :)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.heartsmagic.net/knowing-or-not-knowing/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ice Age: Dawn of the Dinosaurs</title>
		<link>http://www.heartsmagic.net/ice-age-dawn-of-the-dinosaurs/</link>
		<comments>http://www.heartsmagic.net/ice-age-dawn-of-the-dinosaurs/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Jul 2009 11:30:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HeartsMagic</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[3b]]></category>
		<category><![CDATA[eğlence]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[ice age]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.heartsmagic.net/?p=273</guid>
		<description><![CDATA[Bir önceki yazıda belirlediğim hedeflerimden ilkini  tamamladım. 3B olarak izlediğim bu şirin serinin son filmini de beğendim. Özellikle Scrat&#8216;in olduğu sahnelerde bol bol güldüm. Arkadaş topluluğu içinde kendisine benzetilmem de (fiziksel olarak değil :D) bu gülme hadisesini kamçıladı diyebilirim :) Film olarak eleştirilecek çok fazla bir tarafı yok. Gülmek istiyorsanız gidip görebilirisiniz. Sizi krize sokacak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir önceki yazıda belirlediğim hedeflerimden ilkini  tamamladım. 3B olarak izlediğim bu şirin serinin son filmini de beğendim. Özellikle <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Scrat" target="_blank">Scrat</a>&#8216;in olduğu sahnelerde bol bol güldüm. Arkadaş topluluğu içinde kendisine benzetilmem de (fiziksel olarak değil :D) bu gülme hadisesini kamçıladı diyebilirim :) Film olarak eleştirilecek çok fazla bir tarafı yok. Gülmek istiyorsanız gidip görebilirisiniz. Sizi krize sokacak kadar olmasa da keyifli bir akşam geçirmenizi sağlıyor film. Zaten alt tarafta çok sağlam bir hikâye arayan izleyiciyi bu türden bir filmin tatmin etmesi beklenemez. Benim tek hayal kırıklığım 3B olarak tasarlanan filmin, arkasına aldığı bu teknolojinin tüm nimetlerinden yararlanamamış olması. Son izlediğim 3B film olan <a href="http://www.heartsmagic.net/dunyanin-merkezine-yolculuk-3b-eglence/" target="_blank">Dünyanın Merkezine Yolculuk</a> bu konuda çok başarılıydı örneğin.  Eşe dosta tavsiye olunur, gidin izleyin, eğlenin. Bu arada filme yeni dahil olan <a href="http://www.imdb.com/character/ch0144688/" target="_blank">Buck</a> karakteri de çok iyi bir hava katmış bu seriye. Eğer devamı gelecekse mutlaka görmek isteriz bu &#8220;deli gelinciği&#8221;.</p>
<p><a href="http://moviesmedia.ign.com/movies/image/article/995/995484/ice-age-dawn-of-the-dinosaurs-20090617032332055_640w.jpg"><img class="alignnone" src="http://moviesmedia.ign.com/movies/image/article/995/995484/ice-age-dawn-of-the-dinosaurs-20090617032332055_640w.jpg" alt="" width="279" height="158" /></a><a href="http://chicago.metromix.com/content_image/full/1202031/560/370"><img class="alignnone" src="http://chicago.metromix.com/content_image/full/1202031/560/370" alt="" width="237" height="159" /></a></p>
<div class="wp-caption aligncenter" style="width: 417px"><a href="http://graphics8.nytimes.com/images/2009/07/01/arts/01ice600.jpg"><img src="http://graphics8.nytimes.com/images/2009/07/01/arts/01ice600.jpg" alt="" width="407" height="199" /></a><p class="wp-caption-text">Buck - Nam-ı diğer Deli Gelincik</p></div>
<p style="text-align: center;">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.heartsmagic.net/ice-age-dawn-of-the-dinosaurs/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kararlıyım bu defa&#8230;</title>
		<link>http://www.heartsmagic.net/kararliyim-bu-defa/</link>
		<comments>http://www.heartsmagic.net/kararliyim-bu-defa/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 29 Jun 2009 07:54:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HeartsMagic</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[ice age]]></category>
		<category><![CDATA[johnny-depp]]></category>
		<category><![CDATA[sherlock holmes]]></category>
		<category><![CDATA[terminator]]></category>
		<category><![CDATA[Tim Burton]]></category>
		<category><![CDATA[transformers]]></category>
		<category><![CDATA[x-men]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.heartsmagic.net/?p=271</guid>
		<description><![CDATA[Hadi günlüğe yazı geçmeyi bıraktım ancak benim gibi bir sinamasever filmlere gitmeyi de mi bırakacaktı? Biraz tembellik, biraz zamanlama sorunları, biraz da vakit yetersizliğinden dolayı çok isteyip de gidemediğim kaç tane film geldi geçti hatırlayamıyorum. Geriye doğru yakından daha uzağa doğru gidecek olursam şöyle bir liste çıkıyor ortaya:
1. Transformers: Revenge Of The Fallen [1] [2] [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hadi günlüğe yazı geçmeyi bıraktım ancak benim gibi bir sinamasever filmlere gitmeyi de mi bırakacaktı? Biraz tembellik, biraz zamanlama sorunları, biraz da vakit yetersizliğinden dolayı çok isteyip de gidemediğim kaç tane film geldi geçti hatırlayamıyorum. Geriye doğru yakından daha uzağa doğru gidecek olursam şöyle bir liste çıkıyor ortaya:</p>
<p><strong>1. Transformers: Revenge Of The Fallen</strong> <a href="http://www.imdb.com/title/tt1055369/" target="_blank">[1]</a> <a href="http://www.rottentomatoes.com/m/transformers_revenge_of_the_fallen/" target="_blank">[2]</a> <a href="http://www.metacritic.com/film/titles/transformers2" target="_blank">[3]</a></p>
<p>Tamam illa görülmesi gereken bir film değil. Zaten IMDB, RT ve MC puanından da belli bu. Fakat o aksiyon sahneleri mutlaka sinemada izlenmeliydi. Hâlâ izlemek için fırsatım var biliyorum ancak gider miyim, gitmez miyim meçhul. Açılış haftasını kaçırdıktan sonra nedense benim açımdan bu işlerin büyüsü bozuluyor.</p>
<p><strong>2. Terminator Salvation</strong> <a href="http://www.imdb.com/title/tt0438488/" target="_blank">[1] </a><a href="http://www.rottentomatoes.com/m/terminator_salvation/" target="_blank">[2]</a> <a href="http://www.metacritic.com/film/titles/terminatorsalvation?q=terminator" target="_blank">[3]</a><br />
İşte bu filmi kaçırmamam gerekiyordu. Benim gibi Terminator serisi hayranı birisi için yüz karası bir durum bu. Zamanlama sıkıntısı nedeniyle es geçmek zorunda kaldım açılış haftasında. Bu film için de hâlâ şansım devam ediyor. Görmeyi planlıyorum. Hoş puanlamalar pek iç açıcı değil ancak bir hayran olarak vefamı sürdürmeliyim.</p>
<p><strong>3. X-Men Origins: Wolverine</strong> <a href="http://www.imdb.com/title/tt0458525/" target="_blank">[1]</a> <a href="http://www.rottentomatoes.com/m/wolverine/" target="_blank">[2]</a> <a href="http://www.metacritic.com/film/titles/wolverine?q=wolverine" target="_blank">[3]</a><br />
Yine puanlamada başarısız görünen bir film. Ancak Terminator gibi X-Men serisinin de hayranı olarak kendimi bu konuda da affetmiyorum. Artık bu filmi sinemada görme şansım da kalmadı. Kısmet başka şekilde izlemek yönündeymiş.</p>
<p>Gidemediğim bu filmler için kendimi kıyılara vurup uzun uzun düşündüm. Memlekette zaten dert yok. Bundan iyi fırsat mı olur, kendime dert edinmeliyim bu filme gidememe meselesini. Kararımı verdikten sonra kaleme kağıda sarılır gibi yaparak kafama bir iki film kazıdım. Mutlaka sinemada göreceğim bu filmleri. Şimdi de bunları listeleyelim.</p>
<p><strong><span id="more-271"></span><br />
1. Ice Age: Down of the Dinosaurs</strong> <a href="http://www.imdb.com/title/tt1080016/" target="_blank">[1]</a> <a href="http://www.rottentomatoes.com/m/1194515-ice_age_dawn_of_the_dinosaurs/" target="_blank">[2]</a><br />
Görüldüğü gibi puanlamada coşmuş. Kaldı ki Ice Age serisinden bir filmin eğlenceli olmama gibi bir şansı yok. &#8220;Trailerlar&#8221;da bile bu görülebiliyor. Bir tanesini geçeyim:</p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="560" height="340" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/rhskSbh6EbA&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="560" height="340" src="http://www.youtube.com/v/rhskSbh6EbA&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p>Haliyle listemin başında bu film geliyor. Vizyona girme tarihi de çok yakında. Gidip güzelce eğlenmeyi planlıyorum.</p>
<p><strong>2.  Sherlock Holmes</strong> <a href="http://www.imdb.com/title/tt0988045/" target="_blank">[1]</a></p>
<p>İşte sabırsızlıkla beklediğim bir film daha.  Sherlock Holmes&#8217;ü zaten severim, kitaplarını bayıla bayıla okurdum. Neden bu vakte kadar beklendi böylesine bir filmin yapılması için anlamış değilim. Buna da şükür ki şu günleri gördük. Hani dert yok ya memlektte. Neyse, film diyorduk değil mi. Haliyle bir fanatik olarak kim oynarsa, kim yönetirse bu filme giderdim. Fakat kader ağlarını öyle bir örmüş ki yöneten de, oynayanlar da çok beğenimi kazanan kişiler. Yönetmen koltuğundaki Guy Ritchie&#8217;nin sevmediğim filmi yoktur. Buna bizim buralara geldiğinde  pek sevilmeyen <a href="http://www.imdb.com/title/tt0365686/" target="_blank">Revolver</a> de dahil. Görüldüğü gibi puanı çok vasat. Fakat benim çok beğendiğim filmleri arasındadır. Konuyu dağıttık yine. Kısacası yönetmenin ismini gördüğüm an bile gitme isteğim ikiye katlanmış durumdaydı. Oyuncuları görünce bu daha da arttı. Son zamanlarda beğenerek izlediğim Robert Downey Jr. Holmes rolüyle karşımızda. Yardımıcısı Watson rolüyse Jude Law&#8217;un. Onu da çok beğenerek izlerim. Bu kadar söz söyledikten sonra bu filme gitmezsem cidden ayıp olur. Hemen bir &#8220;trailer&#8221; da onun için geçelim.</p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="560" height="340" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/S4K3aM5H5KM&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="560" height="340" src="http://www.youtube.com/v/S4K3aM5H5KM&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p><strong>3. Alice in Wonderland</strong> <a href="http://www.imdb.com/title/tt1014759/" target="_blank">[1]</a></p>
<p>Böylesine derin bir hikâye çok farklı şekillerde sinemaya (veya televizyona) kazandırıldı aslında. Fakat söylediğim üzere hikâye o kadar derin ki, kim yeniden ele alsa farklı bir bakış açısıyla sunabilir izleyenlere. Düşünün ki bu hikâye matematiksel ifadelere bile alengirli göndermelerde bulunabiliyor.</p>
<p>İşte bu hikâyeyi bizlere 2010 Mart ayı gibi yeniden sunacak isim Tim Burton&#8217;dan başkası değil. Kendisine hayranlığımı bilmeyenler günlüğümü birazcık karıştırabilirler. Ustanın elinden Sweeney Todd&#8217;dan sonra böylesine bir film izlemek oldukça ilginç olacaktır. Bilin bakalım başrollerde kimler var :) Neyse sürpriz olmayack elbtte. Johnny Depp, Helena Bonham Carter zaten kendisinin gedikli oyuncularından. Johnny Depp muazzam bir aktör ve Burton ile çok iyi anlaşıyor. Aksi takdirde sanmıyorum ki böyle bir projeye başka bir yönetmen ile girsin. Kendisini şarkı söylemeye iknâ eden bir yönetmen onu bu projeye dahil etmek için zorlanmamış olsa gerek.  Diğeri ise biricik eşidir Burton&#8217;ın. Fakat hakkını yemeyelim iyi oyuncudur. Kadroda bir de Anne Hathaway ve Michael Seen gibi iki parlak oyunucu da olunca film mutlaka görülmeliler listesine giriyor. Özellikle Nixon&#8217;daki çok ama çok başarılı oyunculuğunun ardından Michael Sheen&#8217;i yeni bir filmde izlemek beni oldukça memnun edecek.</p>
<p>Ortada resmi bir &#8220;trailer&#8221; yok. Gördüğüm en uygunu alttaki. Oyuncular sıralanıyor en azından.</p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="425" height="344" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/V8hEkAKnTrQ&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="344" src="http://www.youtube.com/v/V8hEkAKnTrQ&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p>Bakalım listemdeki kaç filmi sinemada görebileceğim. Artık tembelliği, zaman uyuşmazlıklarını bir şekilde yenmem gerekiyor. Bu arada hiç sinemaya gitmiyor değilim, en son Angels &amp; Demons&#8217;ı gördüm sinemada. Ancak arada görmek istediklerime de gitsem fena olmayacak sanırım :)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.heartsmagic.net/kararliyim-bu-defa/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Into The Wild : Bir süperberduş hikâyesi</title>
		<link>http://www.heartsmagic.net/into-the-wild-bir-superberdus-hikayesi/</link>
		<comments>http://www.heartsmagic.net/into-the-wild-bir-superberdus-hikayesi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Jan 2009 21:05:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HeartsMagic</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[christopher mccandless]]></category>
		<category><![CDATA[emile hirsch]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[sean penn]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.heartsmagic.net/?p=265</guid>
		<description><![CDATA[

“Mutluluk sadece paylaşıldığında gerçektir” olur gencin son sözleri. Umarsızca uzanır, belli belirsiz bir şekilde gözlerini semaya diker. Son hayalini kurar, son göz yaşlarını döker &#8230;
Yazıya konu olan filmi izledikten sonra aslında insanın pek karalayası gelmiyor. Filmin etkisi öyle bir çöküyor ki üzerinize, öyle saatlerce susarak, uzun bir süredir yapmadığınız iç muhasebenizi yapma isteğiniz depreşiyor. Fakat, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter" title="McCandless" src="/resim/chris_mccandless.jpg" alt="" width="608" height="246" /></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;">“Mutluluk sadece paylaşıldığında gerçektir” olur gencin son sözleri. Umarsızca uzanır, belli belirsiz bir şekilde gözlerini semaya diker. Son hayalini kurar, son göz yaşlarını döker &#8230;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">Yazıya konu olan filmi izledikten sonra aslında insanın pek karalayası gelmiyor. Filmin etkisi öyle bir çöküyor ki üzerinize, öyle saatlerce susarak, uzun bir süredir yapmadığınız iç muhasebenizi yapma isteğiniz depreşiyor. Fakat, madem böyle güzel bir film izledik paylaşmamız gerekiyor. Kaldı ki, çok ama çok geç kalınmış bir sözüm de var.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;">Filmi izlemişliğim yeni değildir. Bundan yedi ay önce filmi görmüş ve çok beğenmiştim. Yine o zamanlar sevgili <a href="http://www.vaveyla.net" target="_blank">Suskun</a>&#8216;un günlüğünde filmin <a href="http://www.vaveyla.net/into-the-wild-alexander-superberdusun-hikayesi/" target="_blank">yazısına rastlamış</a>, ufak bir de yorum <a href="http://www.vaveyla.net/into-the-wild-alexander-superberdusun-hikayesi/#comment-589" target="_blank">yaparak</a> film hakkında yazacağımı da söylemiştim. Araya hayat! girdi ve yazı bugüne kadar kaldı. Ne kadar da haklıymış Alexander Süperberduş, şehrin ışıltılarına ve keşmekeşliğine bakarak tekrar medeniyete -kısa bir süre de olsa- dönmeyerek ve yolculuğuna devam ederek. Hayat o kadar katı ki, ufacık isteklerimizi gerçekleştirmemize bile, biraz da tembelliğimizi kullanarak, sığıntı bahanelerin arkasına bizi sıkıştırarak engel oluyor.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;">Hemen belirteyim ki bu yazı diğer film yorumlarım gibi olmayacak. Okudukça filmin kendisi ve sonu hakkında fazlasıyla detaya sahip olacaksınız. Ancak bu saydıklarım zaten aşikar olanlar. Filmi zaten ne olduğunu bilerek izliyorsunuz. Aksi takdirde çok bir anlamı da kalmıyor, hatta etkisini bile yitiriyor olabilir.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><span id="more-265"></span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;"><a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Christopher_McCandless" target="_blank">Christopher Johnson McCandless</a>, kabaca söylemek gerekirse, kendisinin hastalık olarak tanımladığı toplumdan, onun neden olduğu çürümüşlükten, bizi kendimizden uzaklaştıran her şeyi de arkada bırakarak doğaya, insanın özüne doğru olan bir yolculuğa çıkan ve bu yolculuğunu tamamlayamadan, doğanın göbeğinde henüz yirmi dört yaşındayken açlıktan ölen bir “süperberduş” tur. Üniversiteden mezun olur olmaz, pek yakında olmasalar da, sorunlu ailesinden ve hayatın kendisinden kaçarak en büyük hayali olan bir başına kalma ve Alaska&#8217;da yaşama hedefine ulaşmak için kimselere haber vermeden, tüm parasını bir hayır kurumuna bağışlayıp, arkasında bir tane bile kimlik bırakmayarak kayıplara karışmıştır. Bu başlangıçtan itibaren yolda farklı insanlarla tanışmış, farklı işlerde çalışmış ve başından birçok olay geçmiştir. Hayalinin son durağı olan Alaska&#8217;nın derinliklerine ulaşamadan, daha kıyısındayken yine kendi tabiriyle “sihirli otobüs”ün içinde hayata veda etmiştir. Aradan geçen bu süreç iki senedir ve işte filmimiz bu iki seneyi anlatmaktadır.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;"><span>Filmin senaryosu aslında bir kitaba dayanmakta. McCanddless&#8217;ın hayatını anlatan, <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Jon_Krakauer" target="_blank">Jon Krakauer</a> tarafından 1996 yılında <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Into_the_wild" target="_blank">kaleme alınmış bu kitap</a> filmin temeli sayılır. Senaryo tamamen kitaba uygun şekilde uyarlanmış ve hayata geçirilmiştir. İşte bu hayata geçirme faslıdır ki filmi hikayesiyle birleştiğinde oldukça etkili kılan. İşte budur ki yönetmen ne kadar ince iş çıkartmışsa, oyuncu da bir o kadar nüfuz etmiştir bu etkiye ve ta derinlere kadar, insan oluşumuzdan öte gelen duygularımıza hitap etmiştir. Kısacası oldukça güçlü bir işbirliği vardır bu filmde, teker teker incelenmesi gereken.</span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;"><span>Baştan belirteyim ki eğer film bu kadar iyi yönetilmeseymiş sanırım etkisi bu kadar muazzam olmazmış. Bu sebeptendir ki <a href="http://www.imdb.com/name/nm0000576/" target="_blank">Sean Penn</a> büyük bir takdir kazanmıştır gözümde. Oyunculuğunu da beğendiğim düşünüldüğünde yeri çok ayrıdır artık Penn&#8217;in benim için. Özensiz ellerde dramatik fakat sıradan bir gezgin hikayesine dönüşebilecek olan bu yapıt, bu kadar özenli ve ince bir işlemeyle harika bir eser haline gelmiş. Bu nedenledir ki, izlendiğinde etkisinden uzun bir süre kurtulamıyor insan. </span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;"><span>Penn filmin henüz on beş dakikasında girişi öyle bir örmüş ki, müziklerinden tutun da monologlarına, oradan Alexander&#8217;ın vahşi doğaya dalışını resmetmesine kadar her şey muazzam. Filmin gidişatı aslında bu on beş dakikadan bile tahmin edilebiliyor. Bu sahneler sırasında geyiklere uzun uzun bakıp da ardından kahramanımızın dudaklarından dökülen “sonsuz özgürlük” sözü bile bizi alıp oralara götürmeye yetiyor. Filmin en büyük etkisi ise -elbette bana göre- araya serpiştirilmiş monologlar ve zaman zaman filmdeki diğer kahramanlara cevaben söylenen doğa hayranı yazar-filozoflardan alıntılar. McCandless&#8217;ın bir Tolstoy, Jack London ve Henry David Thoreau hayranı olduğu düşünülürse bu alıntıların ne kadar manidar olduğu anlaşılacaktır. Tolstoy için bir şeyler söyleme ihtiyacı bile hissetmiyorum. Küçükken Jack London&#8217;ın iki kitabını okuduğumdan dolayı filmle ne kadar örtüştüklerini iyi biliyorum: The Call of The Wild (Vahşetin Çağrısı) ve White Fang (Beyaz Diş). İkisi de bir köpeğin vahşi yaşamla mücadelesini anlatır ki oldukça da etkilidir. Thoreau&#8217;yu filmle tanımakla beraber şu sözü neden filmde ve kahramanın gözde yazarları arasında yer aldığını izah edecektir:</span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<blockquote>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><span>Bana aşk, para, inanç, şöhret, adalet yerine gerçeği verin.</span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
</blockquote>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><span>Filmde buna benzer birçok alıntı göreceksiniz ve bazen geri sarıp tekrar tekrar dinleme ihtiyacı hissedeceksiniz. Bir iki örnek daha vermek gerekirse, işte size Tolstoy&#8217;dan bir tane:</span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<blockquote>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><span>Başımdan çok şey geçti ve şimdi mutluluk için gereken şeyi bulduğumu düşünüyorum. Taşrada, iyilik yapılması kolay olan ve kendilerine iyilik yapılmasına alışkın olmayan insanlara faydalı olma ihtimaliyle, sessiz, gözlerden uzak bir yaşam. Ve birilerine fayda sağlayacağı umulan bir iş. Sonra dinlence, doğa, kitaplar, müzik ve komşu sevgisi. İşte benim mutluluk tanımım budur. Ve tüm bunların üstüne, eş olarak sen ve belki de çocuklar. Bir erkek hayattan  daha başka ne ister ki?</span></p>
</blockquote>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;"><span>Kahramanımızın dudaklarından dökülürken hayranlıkla dinlediğim bir başkası daha:</span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<blockquote>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><span>&#8230; eğer yaşama sevincinin esasen insan ilişkilerinden kaynaklandığını düşünüyorsan yanılıyorsun. Tanrı bunu bütün çevremize yaydı. O her şeyde mevcut. Tecrübe edeceğimiz her şeyin içinde var. İnsanlar sadece, bu şeylere bakış açılarını değiştirmeliler. </span></p>
</blockquote>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;"><span>Filmin kurgusu iki koldan devam ettirilmiş ve bu şekilde bir senaryo işlenmiş. Bir yandan üniversiteden mezuniyetin ardından yolculuğun başlangıcı anlatılırken, diğer yandan Süperberduş&#8217;un son dört ayını izlemekteyiz. Böylece iki koldan devam eden kurgu finalde birleşiyor ve ortaya etkileyiciliği muazzam olan bir son çıkıyor. İşte bu aşamada Penn&#8217;in hakkını vermemiz gerektiğini tekrar belirtmek isterim. Zira hem bu iki koldan kurgu çok güzel işlenmiş, hem de filmin yapısına uygun bir şekilde olaylar seyirciye aktarılmış. Ne fazlasıyla acındırma var, ne de gerçekleri inkar. Film için, daha doğrusu McCandless&#8217;ın yolculuğu için yapılan eleştiriler mevcut. Fakat bu eleştiriler gerçeği örtmüyor. Kendisi ne olursa olsun, bu yolculuğu denemiş, öyle ya da böyle bir noktada sonlandırmak zorunda kalmıştır. İster mecburiyet deyin bunun ismine, isterseniz bilerek yapılmış olsun adı. Ortadaki gerçek su götürmeyecek kadar yalındır: Bir genç adam, hayalleri, arada düş kırıklıkları ve ölüm. Buna rağmen mutlu yaşadığını bilmemizi istediği her halinden belli olan, arkasında bıraktıkları&#8230;.</span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;"><span>Şimdilik eleştirileri yazının sonuna saklayarak oyunculuktan bahsedelim. Baş roldeki oyuncumuz olan <a href="http://www.imdb.com/name/nm0000576/" target="_blank">Emile Hirsch</a>&#8216;i bu filmle tanımıştım. Genç yaştaki bu aktörü film ilerledikçe daha bir hayranlıkla izledim. Hani, <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Roger_Ebert" target="_blank">Roger Ebert</a>&#8216;ın dediği gibi “oyunculuk değil adeta hipnotize eden bir performans”. Kendisi rol için ne kadar hazırlandı, McCandless&#8217;ın hayatını ne kadar araştırdı, hakkında ne kadar okudu bilemiyorum ancak şunu kesinlikle söyleyebilirim ki, ekranda izlediğimizin bir aktör değil de adeta McCandless&#8217;ın kendisi olduğu izlenimine kapılıyoruz. </span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;"><span>Filmin müziklerine gelecek olursak, size filmi izleyen herkesin hiç atlamadan konuştuğu noktalardan bir tanesinin de müzikler olduğunu söylesem, sanırım ne kadar güzel olduklarını tahmin edebilirsiniz. Filmle o kadar örtüşmüş ki müzikler, o vahşi doğanın içinde ya da Süperberduş&#8217;un yolculukları sırasında dinlediğimiz Eddie Vedder&#8217;ın söylediği şarkılar hiç eğreti durmuyor, aksine filmle bütünleşiyor. Sizi alıyor o yolculukların ya da mekanın tam ortasına tutup bırakıyor. Bu arada Guaranted isimli parçanın Golden Globe&#8217;dan ödül aldığını da ekleyelim. </span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;"><span>Yazıda bahsettiğim McCandless&#8217;ın yolculuğu hakkındaki eleştiriler ise şu yönde. Alaska&#8217;lı bir grup insan bu yolculuğun fazlaca dramatize edildiği yönünde düşünceye sahipler. Filmde örneğin McCandless&#8217;ın taşan nehrin karşısına geçemediği olayla ilgili, çok kısa bir mesafe (400 mt.) ötede el yapımı bir geçiş aracı (maden ocaklarındaki tramvay türünde) olduğunu, kendisinin buraya kadar gidip hayatını kurtarabileceğini söylemekteler. Ayrıca bu yolculuğa çıkmadan önce vahşi yaşamda hayatı sürdürme hakkında yeterince araştırma yapmadığı, yanına pusula, harita gibi malzemeleri almadığını da eklemekteler. Bunlar göz önünde bulundurulduğunda ortaya çıkan durumun intihara teşebbüs olduğu iddia edilmekte. </span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;"><span>Yazının bir bölümünde dediğim gibi her ne olursa olsun ortada bir gerçek var. Genç bir insan hayalleri doğrultusunda bir yolculuğa çıkıyor, yine istediği tarzda bir yaşama sahip oluyor. Daha ötesini istese de bir nedenden ötürü ne yazık ki bunu başaramıyor. İsterseniz akıl edemedi deyin, isterseniz intihar etmek istemiş, ölmek istemiş deyin, bu ortadaki gerçeği değiştirmeyecektir. Kaldı ki film zaten bu gencin yaşantısı üzerinden bazı gerçekleri görmemizi sağlamıyor mu? Hayatınızı tekrar gözden geçirin, bütün bu keşmekeşlik arasında kendimizle ne kadar baş başa kalabiliyoruz? Bizi insan kılan değerlerimizi ne kadar hatırlayabiliyoruz? Her gün dinmek bilmeyen isteklerimize ne kadar sert bir şekilde hayır diyebiliyoruz? McCandless filmin bir yerinde ailesinin kendisine eski arabasının yerine yeni bir tane vermek istediklerini söylediklerinde şöyle diyor: </span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<blockquote>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><span>Neden yeni bir araba isteyeyim ki? </span></p>
</blockquote>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;"><span>Kaçımız artık böyle düşünebiliyor ve kaçımız artık McCandless&#8217;ın yazının başında bulunduğu fotoğrafında olduğu kadar mutluyuz? O fotoğraf kendisinin ölümünden sonra makinesinde tab edilmemiş şekilde bulunmuş. Resmi dikkatlice incelemenizi öneririm. Kendimi düşündüğümde uzun zamandır bu kadar içten ve dolu dolu bir gülümsememi hatırlamadım&#8230; </span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;"><span>Yazımı McCandless&#8217;ın ölümünü tasvir eden cümlelerle başlatmıştım,  McCandless&#8217;ın son sözleriyle, ölüm döşeğinde baş ucundaki son yazısıyla bitireyim:</span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<blockquote>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><span>Mutlu yaşadım ki Tanrı&#8217;ya şükürler olsun. Güle güle size, O hepinizi korusun.</span></p>
</blockquote>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;"><span>Yolculuğu boyunca kendisine bulduğu Alexander Supertrap (Süperberduş) ismini kullanan McCandless, bu yazının altına gerçek ismiyle imza atmıştır: Christopher Johnson Mccandless</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.heartsmagic.net/into-the-wild-bir-superberdus-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Speed Racer: Munis aile filmi</title>
		<link>http://www.heartsmagic.net/speed-racer-munis-aile-filmi/</link>
		<comments>http://www.heartsmagic.net/speed-racer-munis-aile-filmi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Sep 2008 09:04:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HeartsMagic</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[aksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[anime]]></category>
		<category><![CDATA[emile hirsch]]></category>
		<category><![CDATA[eğlence]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[manga]]></category>
		<category><![CDATA[wachowski kardeşler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.heartsmagic.net/?p=257</guid>
		<description><![CDATA[Sinemada ve internet üzerinde tanıtım filmlerini izlediğimde pek bir meraklanmışdım ancak vizyona girdiğinde gitmek nasip olmamıştı Speed Racer&#8216;a. Wachowski kardeşlerin son filmleri olan V for Vendetta&#8216;dan sonra çektikleri bu sıra dışı film pek bir dikkatimi celp etmişdi. Zira hem görüntüleri hem de oyuncu kadrosu pek bir parlakdı. Bugün izledim, şöylece bir düşüncelerimi aktarayım. Speed Racer [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" title="Speed Racer" src="/resim/speed_racer.jpg" alt="" width="281" height="415" />Sinemada ve internet üzerinde tanıtım filmlerini izlediğimde pek bir meraklanmışdım ancak vizyona girdiğinde gitmek nasip olmamıştı <a href="http://www.imdb.com/title/tt0811080/" target="_blank">Speed Racer</a>&#8216;a. Wachowski kardeşlerin son filmleri olan <a href="http://www.imdb.com/title/tt0434409/" target="_blank">V for Vendetta</a>&#8216;dan sonra çektikleri bu sıra dışı film pek bir dikkatimi celp etmişdi. Zira hem görüntüleri hem de oyuncu kadrosu pek bir parlakdı. Bugün izledim, şöylece bir düşüncelerimi aktarayım. Speed Racer temelde 1960 yıllarının <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Mach_GoGoGo" target="_blank">Japon anime serisinin</a> günümüze uyarlanmış hali. Pek bir sevilen, önce manga ardından anime olan bu seri, garip bir yapım aşamasından sonra nihayet bu sene Wachowski kardeşler aracılığı ile sinemalara geldi. Garip bir aşama diyorum zira proje 1992 yılında duyurulmuş. Günümüze kadar birçok yönetmen ve başrol oyuncusu değiştiren film nihayet bu son kadrosuyla karşımıza çıkmış.</p>
<p>Anime temelde hayatı, hayalleri, düşünceleri kısacası her şeyi yarış olmuş bir çocuğun (filmimizde Speed) büyüdükten sonra yaşadığı maceraları kapsıyor. Bu film için ele alınan hikayede ise Speed&#8217;in daha küçükken yine kendisi gibi yarışçı olan abisinin ölümü, kendisinin de yarışmayı istemesi, aile ilişkileri, büyük yarışlar, çeşitli dalavereler ve verilen mücadele resmediliyor. Hemen bu noktada şunu aktarayım ki hem stüdyo hem de Wachowski kardeşler sonuç olarak ortaya çıkan projenin bir aile filmi olmasını amaçlamışlar. Aşırı derecede şiddetin olmayışı, var olanda ise zararın asgariye indirilmesi (örneğin filmde patlayan arabaların hepsinden yarışmacıların özel bir şekilde kurtulması), şiddete meyledebilecek sahnelerin esprili bir şekilde bertaraf edilmesi, aile kavramının ehemmiyetinin basa basa dile getirilmesi (ki bence dümdüz bir anlatım olsa da güzel olmuş) gibi noktalardan da amaçlanan şeyi rahatlıkla anlayabiliyoruz. Kısacası film, bir hafta sonunda eş ve çoluk çocukla gidilebilecek türden bir yapım. Sanırım bu şekilde gidenler de pek pişman olmamışlardır, çocukların bir hayli eğlenmiş olabileceklerini düşünüyorum. Hala büyümeyi pek başaramayan bendeniz de bundan güzel bir şekilde nasibini aldı :)</p>
<p><span id="more-257"></span><br />
Filmin ilginç bir tarzı var. Wachowski kardeşler yine farklı bir yapıma imza atmak istediklerinden olsa gerek farklı türde bir işe girişmişler. Buna biraz da filmde anime havası estirme ihtiyacı neden olmuş gibi geliyor bana. Zira filmi izledikten sonra ağzınızda hafif bir anime tadı kalıyor. Bu nedenden ötürü anime sevenlerin filmi içerik olarak zayıf bulsa da sevebileceklerini zannediyorum. Hızlı akan hikaye, bol aksiyonlu yarış sahneleri, sekanslardaki ilginç geçişler, çokça abartıya kaçılması ve ilginç görüntüler de (ki filmin çoğu yeşil ekranda çekilmiş) anime havasını destekleyen unsurlar. Filmin hemen her yerinde bolca abartıya kaçıldığı gözden kaçmayacak bir nokta.</p>
<p>Gözden kaçmayan bir başka şeyse filmde açık açık dile getirilmeye çalışılan anti-kapitalist söylemler. Bariz olarak filmin birçok yerinde seyirciye doğrudan bu mesaj veriliyor. Kaldı ki filmin çıkış noktası aslında bu. Bir yanda ortama müdahale eden ve piyasayı bir şekilde yönlendiren kapitalist düzen ve bu düzenin değişmez oyuncuları, diğer yanda ise bireysel olarak bu düzeni yıkmaya çalışan toplum kahramanları. Speed Racer da bunlardan biri elbette. Abisinin açtığı yoldan devam eden Speed, aslında bu düzeni bozan bir &#8216;metafor&#8217; vazifesi görüyor filmde. Hatta kaybedilen şeylerden bile ders çıkartılabileceği bile aşılanmaya çalışılmış küçük seyircilere.</p>
<p>Kadrodaki oyuncular ve göstermiş oldukları performans da yeterli sayılır. İlk defa <a href="http://www.imdb.com/title/tt0758758/" target="_blank">Into the Wild</a> ile izlediğim (aah ah ben daha bu film için bir şeyler yazacakdım ama tembelliğim tuttu, kulakların çınlasın <a href="http://www.vaveyla.net" target="_blank">Suskun</a>) <a href="http://www.imdb.com/name/nm0386472/" target="_blank">Emile Hirsch</a> bence rolüne &#8216;cuk&#8217; oturmuş. Zira bir ara filmdeki bu rol için Johnny Depp&#8217;in bile düşünüldüğünü göz önüne alırsak, öyle bir şey olmadığı için son derece memnunum. Johnny abi olmazmış bu rolde, hem de hiç olmazmış. Emile Hirsch son derece başarılı bir oyuncu. Into the Wild filminde kendisini pek beğenmişdim. Gelecekte birçok filmde izleyeceğimize pek kuşkum yok. Uzun süre sonra <a href="http://www.imdb.com/name/nm0000422/" target="_blank">John Goodman</a>&#8216;ı izlemek sevindirdi beni. Yeteneği zaten su götürmez bir gerçek, rolüne de iyi bürünmüş &#8216;kocaman&#8217; bir aile babası olarak. <a href="http://www.imdb.com/name/nm0000215/" target="_blank">Susan Sarandon</a>&#8216;ı <a href="http://www.imdb.com/title/tt0478134/" target="_blank">In the Valley of Elah</a>&#8216;tan sonra tekrar izlemek de hoştu. Kendisini hep sevmişimdir zaten. O filmde olduğu kadar rol kesmesi icap etmese de bir aile annesi olarak iyi bir seçim olmuş bence. Zaten filmde oyuncuların rollerinin zirve yapmasını gerektirecek bir durum pek yok. Filmin tarzı zaten buna uygun değil. Lost&#8217;tan tanıdığımız <a href="http://www.imdb.com/name/nm0289142/" target="_blank">Matthew Fox</a> da arz-ı endam etmiş filmde hem de Racer X gibi kilit bir rolde. Fena da değil hani, fakat kendisini daha nitelikli roller kesebileceği filmlerde görmek isterim. Bakalım ne zaman gerçekleşecek bu. Zira şu haliyle kendisini ne zaman izlesem aklıma doktor Jack geliyor. Fena yapışmış bu rol üzerine ve bu bir oyuncunun başına gelebilecek en kötü durumlardan biri. Kötü adam rolündeki Roger Allam sırıtmadan işini yapmış. Christina Ricci&#8217;ye de pek lafım yok. Filmdeki hatun kişi olarak vazifesini yerine getirmiş.</p>
<p>Ancak birilerini oyunculuğunun mutlaka altını çizmem gerekiyorsa bu kesinlikle Spritle Racer rolündeki (Speed&#8217;in küçük kardeşi) <a href="http://www.imdb.com/name/nm1445789/" target="_blank">Paulie Litt</a> olur. bu ufaklık öyle bir rol yapmış ki her sahnesini zevkle izledim. Mimikleri, rolüne uygun konuşması ve şaşırtıcı tepkileri ile karşımızda başlı başına bir yetenek duruyor. Filmde şempanzesiyle beraber boy gösterdiği her sahnede kendisini izleyenleri eğlendirmeyi başarmış.</p>
<p>Filmi dünya genelinde eleştirmenler ne yazık ki pek beğenmemiş. Hepsinin kendisine göre farklı nedenleri var ancak nasıl böyle bir ortak paydada buluştuklarını pek anlayamadım ben. Fakat izleyenlerin beğendiği bir gerçek zira Rottentomatoes ve Metacritic sitelerine bakacak olursanız, eleştirmenlerle izleyenlerin pek aynı düşüncelere sahip olduklarını söyleyemeyiz. <a href="http://www.rottentomatoes.com/m/speed_racer/" target="_blank">Rottentomatoes&#8217;da film</a> eleştirmenler tarafından %36 (hatta top critics %31) gibi bir puanlamaya tabi tutulurken, topluluk ise kendisine %77 puan vermiş. <a href="http://www.metacritic.com/film/titles/speedracer?q=speed%20racer" target="_blank">Metacritic&#8217;te de</a> benzer bir durum söz konusu. Eleştirmenler 100 üzerinden 37 vermişken topluluk 10 üzerinden 7.9 puanda karar kılmış. Bir kere daha eleştirmenler ve izleyenler bir film üzerinde ters düşmüş durumdalar. Fakat izleyenlerin sevmesine rağmen film gişe olarak çok başarılı olamamış. 120 milyon dolarlık bütçesine rağmen 92 milyon dolar (dünya geneli) hasılat elde etmiş ki, şu an kendisini amorti edemez durumda. Ancak stüdyo bunu pek önemsemiyor zira oyuncak gibi ek satışlarla kasalarına para girmeye devam ediyormuş.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.heartsmagic.net/speed-racer-munis-aile-filmi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mkv filmlere ses dosyası eklemek</title>
		<link>http://www.heartsmagic.net/mkv-filmlere-ses-dosyasi-eklemek/</link>
		<comments>http://www.heartsmagic.net/mkv-filmlere-ses-dosyasi-eklemek/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 Aug 2008 12:44:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HeartsMagic</dc:creator>
				<category><![CDATA[Linux]]></category>
		<category><![CDATA[avi]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[matroska]]></category>
		<category><![CDATA[mkv]]></category>
		<category><![CDATA[mplayer]]></category>
		<category><![CDATA[ses eklemek]]></category>
		<category><![CDATA[ses gömmek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.heartsmagic.net/?p=252</guid>
		<description><![CDATA[Senaryo:
Elimizde mkv (matroska) biçimli bir film var. Ayrı bir yerde ise bu film için ses dosyası verilmiş. Bunu nasıl elimizdeki filme gömeriz?
Cevap:
a. Hazırlık aşaması
Şu adresten mkvtoolnix programı edinilip kurulur. ( Üzgünüm Windows sürümü yok &#8211; Artık var :) ) . Eminim Windows kullanan arkadaşların başka güzide programları vardır.)
Filmimiz ve ses dosyamız aynı dizine koyulur. (Aslında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Senaryo:</p>
<p>Elimizde mkv (matroska) biçimli bir film var. Ayrı bir yerde ise bu film için ses dosyası verilmiş. Bunu nasıl elimizdeki filme gömeriz?</p>
<p>Cevap:</p>
<p>a. Hazırlık aşaması</p>
<p><a href="http://www.bunkus.org/videotools/mkvtoolnix/" target="_blank">Şu adresten</a> mkvtoolnix programı edinilip kurulur. ( <del datetime="2009-01-30T22:54:53+00:00">Üzgünüm Windows sürümü yok</del> &#8211; Artık var :) ) . Eminim Windows kullanan arkadaşların başka güzide programları vardır.)</p>
<p>Filmimiz ve ses dosyamız aynı dizine koyulur. (Aslında çok gerekli olmayan bu aşama tertip düzen açısından güzeldir :) )</p>
<p>b. İşlem</p>
<p>Aslında mkvtoolnix birkaç uygulamayı beraberinde getirmekte. Biz bunlardan mkvmerge uygulamasını kullanacağız.</p>
<p>Film ve ses dosyasının bulunduğu dizinde şu komutu yürütmemiz yeterli:</p>
<pre><code>mkvmerge -o Son.mkv İlk.mkv Eklenecek.mp3</code></pre>
<p>mp3 yerine ogg ses dosyası da kullanılabilir. Filmin boyutuna göre bir süre işlem yapılır.</p>
<p>Hadi bunu yazmışken küçük bir de mplayer ipucu vereyim. Birden fazla ses dosyası içeren avi veya mkv filmlerde istediğiniz sesle filmi izlemek için mplayer&#8217;a ekleyececeğiniz parametre -aid dir. Örneğin:</p>
<pre><code>mplayer -aid 2 Film.avi</code></pre>
<p>Uzun zamandır birden fazla ses dosyası içeren filmleri izliyordum da ilk defa kendim eklemem gerekince geçen gece Google&#8217;da yaptığım ufak bir yolculuk buralara sürükledi beni.</p>
<p>Benden sonra başkaları da heveslendi ve hemen yapıverdi, <a href="http://www.zafercelik.net/avi-dosyalara-mp3-ses-eklemek/" target="_blank">bakınız</a> :) Ama benden önce yazdılar :)</p>
<p>Hamiş: Lapis Linux için mkvtoolnix de depoya girmiş oldu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.heartsmagic.net/mkv-filmlere-ses-dosyasi-eklemek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kara Şövalye &#8211; The Dark Knight</title>
		<link>http://www.heartsmagic.net/kara-sovalye-the-dark-night/</link>
		<comments>http://www.heartsmagic.net/kara-sovalye-the-dark-night/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Jul 2008 22:20:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HeartsMagic</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[batman]]></category>
		<category><![CDATA[christian bale]]></category>
		<category><![CDATA[christopher nolan]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[Tim Burton]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.heartsmagic.net/?p=219</guid>
		<description><![CDATA[Oldum olası bir Batman hayranıyımdır. Çizgi romanından bahsetmiyorum ama, Tim Burton&#8216;ın yönettiği ve Michael Keaton&#8216;ın canlandırdığı filminden bahsediyorum. İlk iki filmin benim açımdan çok özel bir yeri vardır. Bir başka yazıda bahsettiğim üzere nostaljik bir anlamı da bulunur. Gotham şehrinin o kasvetli havası ve filmin plastiği o kadar hoşuma gitmişti ki, yıllardır hala zevkle izlerim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><a href="/resim/tmb.dark_night_j.jpg"><img class="alignleft" style="float: left" title="The Dark Night" src="/resim/tmb.dark_night_j.jpg" alt="The Dark Night - Kara Şövalye" width="200" height="320" /></a>Oldum olası bir Batman hayranıyımdır. Çizgi romanından bahsetmiyorum ama, <a href="http://www.imdb.com/name/nm0000318/" target="_blank">Tim Burton</a>&#8216;ın yönettiği ve <a href="http://www.imdb.com/name/nm0000474/" target="_blank">Michael Keaton</a>&#8216;ın canlandırdığı filminden bahsediyorum. İlk iki filmin benim açımdan çok özel bir yeri vardır. Bir başka yazıda <a href="http://www.heartsmagic.net/nostaljinin-dorugu-parliament-pazar-gecesi-sinemasi-ve-all-my-life-sarkisi/" target="_blank">bahsettiğim üzere</a> nostaljik bir anlamı da bulunur. Gotham şehrinin o kasvetli havası ve filmin plastiği o kadar hoşuma gitmişti ki, yıllardır hala zevkle izlerim o iki filmi. Serinin daha sonrası için pek iyi şeyler düşünmüyorum, suyunu çıkartmışlardı. Ta ki <a href="http://www.imdb.com/title/tt0372784/" target="_blank">Batman Begins</a> filmine kadar. Filmi gayet başarılı bulmuşdum. Hem <a href="http://www.imdb.com/name/nm0634240/" target="_blank">Christopher Nolan</a> iyi bir film yönetmiş, hem de sevdiğim bir oyuncu olan <a href="http://www.imdb.com/name/nm0000288/" target="_blank">Christian Bale</a> rolün altından iyi kalkmışdı. Kısacası benim için yeni bir soluk olmuştu bu. Şimdi bu ayın 25&#8242;inde yeni filmi geliyor yarasa adamımızın: <a href="http://www.imdb.com/title/tt0468569/" target="_blank">The Dark Knight</a>. Amerika&#8217;da bizden önce vizyona girdi tabi.</p>
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: left;">Şimdi, eğer hala görmediyseniz şaşırtıcı ilk bilgiyi vereyim size:</p>
<blockquote style="text-align: left;"><p><strong>User Rating:</strong> <strong>9.6/10</strong> <small>(<a href="http://www.imdb.com/title/tt0468569/ratings">69,135 votes</a>)</small></p>
<div class="bottom">
<div class="left"><a href="http://www.imdb.com/chart/top?tt0468569">Top 250: #1</a></div>
</div>
</blockquote>
<div class="left" style="text-align: left;">Görüldüğü üzere şu an IMDB&#8217;de 1. sıraya yerleşmiş durumda. 10 üzerinden 9.6 puanlık ve 69,135 gibi çok yüksek bir oylamayla. Bu saatlere göre değişiyor. Örneğin birkaç saat önce 9.7 puandaydı. Son durum ne olur bilemem ancak oldukça başarılı olduğu ve listenin üst sıralarını zorlayacağı bir gerçek. Bazıları IMDB&#8217;ye pek güvenmez, aslında ben de her film için ne yazık ki IMDB&#8217;yi pek sıhhatli bulmuyorum, fakat bu göz ardı edilemeyecek kadar büyük bir başarı. Kaldı ki sadece IMDB&#8217;de değil Rottentomatoes&#8217;da da <a href="http://www.rottentomatoes.com/m/the_dark_knight/">oldukça başarılı bir puanlamaya sahip</a>: %94. <a href="http://www.metacritic.com/film/titles/darkknight" target="_blank">Metacritic&#8217;te ise</a> : 8.2</div>
<p style="text-align: left;">
<div class="left" style="text-align: left;">Açıkça anlaşılıyor ki oldukça beğenilmiş durumda. Tabi böyle olunca bu hasılata da yarıyor. Kendisi Spider Man &#8211; 3&#8242;ün de rekorunu kırarak Holivud&#8217;da ilk hafta açılışında zirveye oturdu: 155 Milyon Dolar! Resmen silip süpürmüş. Şimdi iyiden iyiye meraklanmaya başladım, bu filme ilk günden gidilmez mi :) Ayrıca yeni Joker&#8217;imiz ve kısa süre önce hayata veda eden <a href="http://www.imdb.com/name/nm0005132/" target="_blank">Heath Ledger </a>için de muhteşem bir performans sergilemiş, muhtemelen Oscar heykelciğini alır deniyor.</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.heartsmagic.net/kara-sovalye-the-dark-night/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dünyanın Merkezine Yolculuk &#8211; 3B Eğlence</title>
		<link>http://www.heartsmagic.net/dunyanin-merkezine-yolculuk-3b-eglence/</link>
		<comments>http://www.heartsmagic.net/dunyanin-merkezine-yolculuk-3b-eglence/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Jul 2008 04:27:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HeartsMagic</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[3 boyutlu filmler]]></category>
		<category><![CDATA[3b]]></category>
		<category><![CDATA[eğlence]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.heartsmagic.net/?p=208</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;&#8230; ve çocuklar gülüşür&#8221;. Kısaca özetlemek gerekirse böyle bir yorum çıkabilir film için. Zaten kendisi de çok fazla bir şey vereceği iddiasında değil sanırım: Bir hafta sonunu şöyle 3B zenginliğinde eğlence ile doldurmak. Bu hedefine de ulaştığını belirteyim. Öncelikli tavsiyem sakın ama sakın 3B özelliği olmayan bir sinemada izlemeyin bu filmi, yoksa geriye hiçbir zevk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="/resim/coe.jpg" target="_blank"><img class="alignleft" style="float: left" src="/resim/tmb.coe.jpg" alt="" width="200" height="296" /></a>&#8220;&#8230; ve çocuklar gülüşür&#8221;. Kısaca özetlemek gerekirse böyle bir yorum çıkabilir film için. Zaten kendisi de çok fazla bir şey vereceği iddiasında değil sanırım: Bir hafta sonunu şöyle 3B zenginliğinde eğlence ile doldurmak. Bu hedefine de ulaştığını belirteyim. Öncelikli tavsiyem <strong>sakın ama sakın 3B özelliği olmayan bir sinemada izlemeyin bu filmi</strong>, yoksa geriye hiçbir zevk kalmaz. İlk gittiğim sinemada öncelikle orijinal dildeki seans biraz geç olduğundan, daha çok ise 3B olarak verilmediğinden filme girmedim. Söylene söylene başka bir sinemaya gittim. Orada orijinal dildeki seans çok daha geçti, haliyle orijinal seslendirmeye giremedim. Allah&#8217;tan bizimkiler seslendirmeyi iyi yapıyorlar, gönül rahatlığıyla dublajlı olanı da izleyebilirsiniz.</p>
<p>En son izlediğim 3B film <a href="http://www.imdb.com/title/tt0442933/" target="_blank">Beowulf</a>&#8216;du. 3B olmasına rağmen pek zevk alamamışdım. Bence karakterler son derece başarılıydı ama 3B&#8217;ye pek iyi hizmet edememişdi film. Fakat Dünyanın Merkezine Yolculuk  bence tam on ikiden vurmuş. 3B severler için oldukça iyi iş çıkartıldığını söyleyebilirim, kaldı ki küçüklerin gülüşmelerinden ve zevk aldıklarını gösteren her hallerinden bu belliydi. Efendim, şimdi küçük dediysek illa da sadece küçükler bu filme gidecek diye bir kaide yok :) Hafta sonunda stres atmak isteyen biz büyükler de pekala gidebiliriz filme, bakınız ben gittim :D</p>
<p><span id="more-208"></span></p>
<p>Henüz filmin ilk sahnesinde aslında 3B keyfinin nasıl olacağı belli oluyor. İzlemeye başladığımız böceğin antenleri burnumuzun ucuna kadar girince herkes şöyle bir irkildi zaten, gerçi beni yerimden zıplatan başka bir sahneydi ama o kadar boşboğazlık yapıp da 3B zevkinizi kaçırmayayım. Buradan da belli oluyor ki film büyük ölçüde 3B&#8217;ye yaslanmış durumda ve o gözlükleri çıkarttığınız anda geriye pek bir şey kalmıyor ki bu da genel görüş zaten.</p>
<p>Oyunculuklardan bahsetmeye bilmem pek gerek var mı? <a href="http://www.imdb.com/name/nm0000409/" target="_blank">Brendan Fraser</a> hep bu roller için biçilmiş kaftandır zaten. Nedense kendisini daha ciddi bir filmde, daha oturaklı bir karakter olarak düşünemiyorum. Kendisi de bunun farkında ki başka tür bir filmde oynamıyor zaten. Mumya serisinden hatırlarız mesela onu hep. Böyle hafta sonu eğlencesine yönelik filmlerimizin vazgeçilmez sempatik kahramanıdır kendisi. Bu filmde de benzer bir rol ve yine benzer bir performans sergiliyor, daha fazlası değil yani. Anite Briem&#8217;ı ilk defa izledim, böyle bir film için göze batmayan bir oyunculuk sunmuş bize. Kendisini <a href="http://www.imdb.com/title/tt0398808/" target="_blank">Bridge to Terebithia</a>&#8216;da izleyip beğendiğim Josh Hutcherson ise yine ortalama bir performans ile filmi bitirmiş. Kaldı ki böyle bir filmde ne ben üst düzey bir oyunculuk ararım ne de sanırım oyuncular buna gayret eder. Her şeyi 3B halletmiyor mu zaten? Odaklandığımız nokta o ve kimsenin çok fazla oyunculuk aradığını da zannetmiyorum.</p>
<p>Uzun lafın kısası, hafta sonu vaktiniz varsa, eğlenmek istiyorsanız, acaba yeni filmlerden de neyi izlesem diye düşünüyorsanız bence gitmeye değer, ötesi yok.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.heartsmagic.net/dunyanin-merkezine-yolculuk-3b-eglence/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Wanted: Olmadan koparılmış meyve</title>
		<link>http://www.heartsmagic.net/wanted-olmadan-koparilmis-meyve/</link>
		<comments>http://www.heartsmagic.net/wanted-olmadan-koparilmis-meyve/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Jul 2008 13:35:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HeartsMagic</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[aksiyon macera]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[james mcavoy morgam freeman angeline jolie]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.heartsmagic.net/?p=206</guid>
		<description><![CDATA[Timur Bekmambetov kusura bakmasın ancak filmi izledikten sonra yukarıdaki tanım geldi aklıma. Açıkçası hayal kırıklığına uğradım. Hele ki tanıtım filmlerini internette ve sinema reklamlarında gördükten sonra beklentim çok yükselmişti. Hani neredeyse Matrix&#8217;in yol açtığı o aksiyon tadı yeniden sinemalara geldi gözüyle bakıyordum. Eh, yazının başından rengimi açık ettim, gerisini okuyup okumamak size kalıyor. Bekmambetov&#8217;u aslında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" style="float: left;" src="/resim/wanted.jpg" alt="" width="200" height="309" /><a href="http://www.imdb.com/name/nm0067457/" target="_blank">Timur Bekmambetov</a> kusura bakmasın ancak filmi izledikten sonra yukarıdaki tanım geldi aklıma. Açıkçası hayal kırıklığına uğradım. Hele ki tanıtım filmlerini internette ve sinema reklamlarında gördükten sonra beklentim çok yükselmişti. Hani neredeyse Matrix&#8217;in yol açtığı o aksiyon tadı yeniden sinemalara geldi gözüyle bakıyordum. Eh, yazının başından rengimi açık ettim, gerisini okuyup okumamak size kalıyor. Bekmambetov&#8217;u aslında izlediğim iki filminden dolayı beğenirim: <a href="http://www.imdb.com/title/tt0403358/" target="_blank">Night Watch</a> ve <a href="http://www.imdb.com/title/tt0409904/" target="_blank">Night Watch 2</a>. Tamam belki dillere destan olacak filmler değildir ancak en azından kendisini farklı şekilde ifade edebilen bir tarzı vardır bu filmlerin. Hani izlendiğinde bu farkı hissederiz, yönetmenin bir nevi mührüdür. Böyle büyük bir projenin, bu kadar iyi oyuncuların içinde bulunduğu bir filmin başına böyle bir yönetmen gelince, tanıtım filmleri de umut vadedince insan ister istemez bir beklentiye giriyor. Suçlu ben değilim yani! Şöyle dilim döndüğünce fazla &#8220;spoiler&#8221; yapmadan filmi eleştirmeye çalışayım.</p>
<p><span id="more-206"></span></p>
<p>Aslında film fena başlamıyor. <a href="http://www.imdb.com/name/nm0564215/" target="_blank">James McAvoy</a>&#8216;un hayat verdiği Wesley Gibson karakterinin sıkıcı hayat şeması önümüzden şöylece bir akıveriyor ki bunun ileride var olacak aksiyon öncesi fırtına sessizliği olduğunu anlıyoruz. James McAvoy&#8217;u çok beğenirim. Hele ki <a href="http://www.imdb.com/title/tt0783233/">Atonement</a> filmi ile beğenimi iyice perçinlemişti kendisi. Böyle bir filmde nasıl bir performans sergileyeceğini merak edip durmuştum. Açıkça belirteyim ki kendisi aksiyon tarzına pek uygun değil. Ama bu kötü rol kestiği anlamına gelmiyor. Bilhassa yukarıda anlatmaya çalıştığım, kendi karakterinin monoton ve sıkıcı hayatını bize aktarırken göze son derece dolgun gelen bir oyunculuk sergilemiş. Filmin tamamında da bu performansın pek düştüğünü söyleyemem.</p>
<p>Oyunculuktan başlamışken devam edelim. Destekleyici rollerdeki iki kişiyi herkes biliyordur. <a href="http://www.imdb.com/name/nm0000151/" target="_blank">Morgan Freeman</a> ve <a href="http://www.imdb.com/name/nm0001401/" target="_blank">Angeline Jolie</a>. Ne yazık ki Freeman&#8217;ın artık bu şekilde rol aldığı filmleri görmek istemiyorum ben. Bu rolde oynayabilecek en az bir düzine adam vardır oralarda. Lütfen artık <a href="http://www.imdb.com/title/tt0825232/" target="_blank">Bucket List</a> gibi filmlerde görelim kendisini. Yoksa bu roller kendisinden çalıp gidiyor bence. Angeline Jolie ise her yönetmenin filmlerinde dişi olarak görmek ve göstermek istediği cinsten bir oyuncudur. Girdiği filmlere renk kattığı inkar edilmez. Hakkını vereyim bu filmde çizdiği suikastçı hatun rolüne iyi oturmuş. Aksiyonun tavan yaptığı sahnelerdeki sakin ve iş bilir havasını buram buram hissettiriyor.</p>
<p>Şimdi, film fena başlamıyor dedim ki cidden öyle. O monoton girişten sonra başlayan aksiyon insanı şöyle bir koltuğa çiviliyor. Market sekansı ile başlayıp araba kovalamacası ile devam eden sahnelerde insan zevk almıyor değil. Sonra hikaye örülmeye başlıyor. İşte, başlıyor da öyle bir örülüyor ki ne zaman kazak oluyor ben anlayamadım! Kusura bakmayın az &#8217;spoiler&#8217; olacak ama düşman diye nitelendirilen azılı suçluya karşı yeni yetme bir arkadaş eğitilmeye çalışılıyor. Bir nevi ikinci Neo vakası yani. Ancak o örgülenmeden eser yok bu eğitim esnasında. Klişelere sığınan bir yapıyla bize yedirilmeye çalışılmış filmin gelişim bölümü. Bari gelişim bölümü bu kadar cılız duracaksa insan finali sağlam yapar da seyirci biraz daha güçlü bir etkiyle filmden çıkar. Maalesef o da pek güzel olmamış. Hafif seyirciyi ters köşe yapayım diyerek kurgu bir yerde bükülüyor. Sonra finali oluşturan intikam sahnesi var ki evlere şenlik. Kırk yıl aklıma gelse o farelerin böyle  bir filmde, böyle bir sahnede kullanılacağı aklıma gelmezdi. Sanki karşımda A sınıfı bir film değil de B sınıfı bir film izliyordum.</p>
<p>Son söz olarak Bekmambetov &#8220;her ne kadar aksiyon filmi çekiyorsam da topluma göndermemi yaparım&#8221; diyerek bazen diyalogların arasına bazen de esas oğlanın final sahnesinde yaptığı gibi doğrudan bize bazı şeyleri anlatmaya çalışmış olsa da erimiş gitmiş bu söylemler.  Olmaz böyle.  Bu söylemleri ya farklı türde bir filmde yedireceksin bize ya da Matrix gibi böyle aheste aheste yapacaksın kurguyu. (Çok biliyorum ya :D). Ayrıca her ne kadar Bekmembetov çalıştığı görüntü yönetmenini bu filmde değiştirse de filmin plastiği bence son derece başarılıydı. Çok beklentiye girmeden eğlencelik olsun diye izleyebileceğiniz bir film daha bu hafta sonu geride kaldı. Anlamadığım şeyse eleştirmenlerin bu filme yüksek not vermesi olmuş. <a href="http://www.rottentomatoes.com/m/wanted/" target="_blank">Rottentomatoes&#8217;da  72</a> <a href="http://www.metacritic.com/film/titles/wanted" target="_blank">Metacritic&#8217;de ise 64 puanda</a> kendisi. Şaştım kaldım açıkçası. Ancak oradaki benle aynı düşüncedeki bir yoruma bittim:</p>
<blockquote><p>More Coherence <em>Wanted</em></p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.heartsmagic.net/wanted-olmadan-koparilmis-meyve/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Amatör kamera kullanımı ve günümüzden dört film örneği</title>
		<link>http://www.heartsmagic.net/amator-kamera-kullanimi-ve-gunumuzden-dort-film-ornegi/</link>
		<comments>http://www.heartsmagic.net/amator-kamera-kullanimi-ve-gunumuzden-dort-film-ornegi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Jun 2008 18:23:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HeartsMagic</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[bütçe]]></category>
		<category><![CDATA[el kamerası]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[george romero]]></category>
		<category><![CDATA[gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[hasılat]]></category>
		<category><![CDATA[korku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.heartsmagic.net/?p=201</guid>
		<description><![CDATA[Öncelikle belirtmek isterim ki yazıda bahsi geçecek örneklerin hepsi korku türünde olacaktır. Çok fazla &#8220;spoiler&#8221; içermese de filmler hakkında bilgiler de yer alacaktır. Yazının başlığından da belli olduğu gibi bu filmlerin tek ortak yanı türleri değil, aynı zamanda amatör kamera denilen el kameralarıyla &#8211; hatta bazen cep telefonu- ile çekilmeleri. Bu tür herkesin hoşuna gitmez [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Öncelikle belirtmek isterim ki yazıda bahsi geçecek örneklerin hepsi korku türünde olacaktır. Çok fazla &#8220;spoiler&#8221; içermese de filmler hakkında bilgiler de yer alacaktır. Yazının başlığından da belli olduğu gibi bu filmlerin tek ortak yanı türleri değil, aynı zamanda amatör kamera denilen el kameralarıyla &#8211; hatta bazen cep telefonu- ile çekilmeleri. Bu tür herkesin hoşuna gitmez zira filmi takip etmesi oldukça güçtür. Hele hele bol hareketli olanlarında insan bazen film mi izliyor yoksa etrafa odaklanmaya mı çalışıyor bunu bile anlamaz. Ancak belki de bazılarımızın hoşlanma sebebi sadece ama sadece budur. Kendimizi film izliyor gibi değil de olayın içinde hissederiz&#8230;</p>
<p><img class="alignleft" style="float: left;" src="/resim/Blair_Witch_Project.jpg" alt="" width="200" height="282" /><a href="http://www.imdb.com/title/tt0185937/" target="_blank">Blair Witch Project</a></p>
<p>Tarihteki ilk örnek olmayabilir ancak benimkiler arasında ilk sıradaki ve belki de en bilineni ile başlamak istiyorum. İzlemeyen kalmış mıdır bilmem. Bu küçük bütçeli film için öyle bir pazarlama ve reklam kampanyası yapılmıştı ki &#8220;Sağır Sultan&#8221; bile duymuştu. Bazılarının &#8220;abi olay gerçekmiş ha, bu kameraları, kasetleri falan bulmuşlar da öyle film olmuş&#8221; yorum veya düşüncelerini duydukça pis pis gülüyordum ben. Filmi izlemeden kendisi hakkında düşüncelerimi belirtmesem de reklam kampanyasının ne kadar etkili olduğunu gözlerimle görüyordum. Benim açımdan çok başarılı olmayan bu film 22.000$&#8217;lık bütçesine rağmen 248,300,000$ gibi oldukça büyük bir hasılat elde etti ki, sanırım filmin başarısı ya da başarısızlığı kimsenin umurunda olmadı.</p>
<p><span id="more-201"></span></p>
<p>Kısaca: 3 kişinin Blair Witch hikayesinin gerçekliğini araştırmak ve bir belgesel çekmek için dağ tepe tırmanmaları, bu dağ tepe arasında kaybolmaları, bu olaylar gelişirken aralarındaki diyaloglar, tartışmalar, ürpertici bazı olaylar, son bölümünde ise yükselen gerilimi ve finali. Son bölüm haricinde -hatta o bölüm bile tatmin edici olmayabilir- korku ve gerilim filmi izlemek için sinemaya gidenlerin belki de hiddetine maruz kalan bir yapımdır kendisi. Diğer taraftan amatör kamerayla çekilmesi ve gerçekçilik hissi uyandırması farklı bir tecrübe yaşatmıştır. Filmde ısrarla vurgulanan bir başka nokta ise başlarına ne gelirse gelsin kahramanlarımızdan birinin bunu ısrarla filme çekme isteğidir. Kendisi asla ilginç olan tek bir kareyi bile kaçırmak istemez.</p>
<p><em><strong>Kişisel görüşüm: Açıkçası izlediğime pişman olmuştum. Kısacası &#8220;vakit kaybı&#8221; olarak düşünen güruh arasındayım ben de. Nasıl bu kadar hasılat elde ettiğini mi merak ediyorsunuz? Adı üzerinde merak.</strong></em></p>
<p><img class="alignleft" style="float: left;" src="/resim/DiaryofDead.jpg" alt="" width="200" height="297" /><a href="http://www.imdb.com/title/tt0848557/" target="_blank">Diary Of the Dead</a></p>
<p>Listemizdeki ikinci film meşhur <a href="http://www.imdb.com/name/nm0001681/" target="_blank">George Romero</a>&#8216;nun Dead Series isimli filmlerinin sonuncusu. Bu türü sevenler hemen anımsarlar. Ölen insanların zombi olarak tekrar uyanması ve yaşayanların peşine dönmesidir genel konu. İlkini &#8220;<a href="http://www.imdb.com/title/tt0063350/" target="_blank">Night of the Living Dead</a>&#8221; olarak çeken Romero ciddi bir beğeni kazanmıştı serinin bu ilk filmiyle. 114.000$ dolar gibi küçük bir bütçeyle 30.000.000$ gibi bir hasılat yakalamıştı. 10 sene bekledikten sonra 1978 yılında yine yazıp yönettiği &#8220;<a href="http://www.imdb.com/title/tt0077402/" target="_blank">Dawn of the Dead</a>&#8221; filmi de kültler arasında girmiştir ve film çevrelerince çok beğenilir. Zamanında 55.000.000$ gibi hatırı sayılır bir hasılat da yapmıştır. Hatta 2004 yılında hatırlanacağı üzere Romero&#8217;nun senaryosuna katkıda bulunduğu <a href="http://www.imdb.com/title/tt0363547/" target="_blank">bir tekrar çekimi bile olmuştur</a>. Haliyle Romero bu başarıyı görünce 1985 yılında &#8220;<a href="http://www.imdb.com/title/tt0088993/" target="_blank">Day of The Dead</a>&#8221; ismindeki üçüncü filmi yaptı. İlk ikisi kadar olmasa da yine başarılı bir filme imza atmıştı kendisi. Diğerlerindeki ilginç anlatım tarzı ve oyuncuların benzer performansı filmi iyi kılabilecek noktalardan ikisiydi. Özellikle film afişinde de görülen Bub rolündeki Sherman Howard&#8217;ın performansı cidden görülmeye değerdir. Fakat Romero yeni bir fikir üretemediğinden midir yoksa seriyi sonlandırmak istediğinden mi bilinmez uzun bir süre yeni bir film çekmemiştir. Ta ki 2005 yılındaki &#8220;<a href="http://www.imdb.com/title/tt0418819/" target="_blank">Land of The Dead</a>&#8221; isimli serinin dördüncü filmine kadar. Benim açımdan çok başarısız olan bu film kendisinden önceki kadar hasılatı bile yakalayamamıştır: 45.000.000$. Romero hoca kötü bir hastalığa kapılmış: Zorlama devam filmleri. İlginçtir ki Holivud stüdyoları ile arası pek iyi olmamasına rağmen seyirciyi etkilemeye yönelik Holivud klişelerini filme sokunca benim gözümde değeri bir anda düşüverdi. Ah be Romero hoca, ne gerek vardı böyle zorlamaya. Nitekim kötü bir film çıkmış ortaya, serideki diğer filmlerle olan kardeşlik bu filmle bozulmuştur zannımca. İlk üç filmdeki ne tat var ne de leziz oyunculuk tarzı. Belki dönem farkından kaynaklanıyordur ancak bunu öngörmeleri gerekirdi.</p>
<p>Evet, hikaye burada bitmiyor elbette. Romero hızını alamamış ve Youtube gibi bir &#8216;fenomenden&#8217; o kadar etkilenmiş olacak ki, <a href="http://www.imdb.com/title/tt0848557/" target="_blank">Diary Of the Dead</a> filmini çekmeye karar vermiş. İşte bu filmin yazıma konu olma nedeni budur. Birkaç öğrencinin dünyada zombi istilası tekrar baş gösterdiğinde başladıkları kaçış hikayesi, başlarından geçenler ve bu arada film yapma hevesinde olan aralarından bir tanesinin ısrarla her şeyi kendi kamerasıyla kayda geçirme sevdası. Zaten film burada koptu benim gözümde. Romero hoca her ne kadar &#8220;Dünyada yaşananlar artık saklı kalamaz. Savaşlar, katliamlar, bin türlü haksızlık gibi olgular artık teknolojinin bize sağladığı nimetle herkese gösterilebilir. Standart medya kuruluşları bizi sadece kandırmakta, kullanmakta ve kendi çıkarları namına uyutmaktadırlar. Gerçek bilgi bizim elimizdeyse artık paylaşacak gücümüz var&#8221; mesajını filmde bize pompalayıp dursa da bu doğru olabilecek mesaj ne yazık ki bu filme gitmemiş. Keşke başka türlü şekilde çıksaydı karşımıza. Yoksa çıkmış mıydı? Bu da ikinci yanlış zaten. Sanki ilk defa söylenmekteymiş gibi bu mesaj işlenip durmuş filmde. Şimdi bir düşünün, kız arkadaşınıza ya da çok yakın bir arkadaşınıza bir zombi saldırıyor ve niyeti hiç iyi değil. 10 metre karelik alanda buna müdahale edebilecek başkaları olsa bile siz sap gibi durur musunuz elinizde kamerayla? Hem de defalarca? Neresinde bu işin mantık? Bahane de şu &#8220;her şeyi çekip insanlara göstermek zorundayım, belki binlerce insan bu videoyu izleyip hayatta kalacak&#8221;. İyi de zombiler sadece size saldırmıyor bu bir. Youtube&#8217;u bir tek siz bilmiyorsunuz bu iki. Her ne hikmetse telefonlar, elektrikler falan kitleniyor ama internet mevcut bu da üç. Film boyunca size bağırıp çağıran kız arkadaşınız ise filmin sonunda dokunaklı bir şekilde size hak verecek! Geçiniz. Ah be Romero hoca ah, 3 filmle yetinseymişsin ne olacakmış ki. Tüm efsane seriyi 2 filmle baltalamışsın. Kaldı ki son filmde sadece ısırılanlar değil, normal şekilde ölenler de zombi oluyor ki fevkalade saçma olmuş. Film çevrelerinde de vasat olarak nitelenen film Romero hoca için hasılat yönüyle tam bir felaket. 2.000.000$&#8217;lık bütçeyle çekilen film şu anda dünya genelinde sadece 952.000$ elde edebilmiş durumda. Bunda büyük stüdyoları terk edip kendi çapında kurduğu stüdyosunu kullanmasının faktörü olsa da filmin başarısızlığı da su götürmez bir gerçek. <strong> </strong></p>
<p><strong>Kişisel görüşüm: Anlattıklarımdan anlayacağınız üzere pek kötü olmuş film. Büyük bölümünün el kamerası ile çekilmesine rağmen Blair Witch&#8217;teki hava bu filmde yok. O yönden de etkisi sıfır diyebilirim, başarısız bir örnek.</strong></p>
<p><img class="alignleft" style="float: left;" src="/resim/cloverfield.jpg" alt="" width="200" height="296" /><a href="http://www.imdb.com/title/tt1060277/" target="_blank">Cloverfield</a></p>
<p>Evet yazımızın üçüncü filmi: <a href="http://www.imdb.com/title/tt1060277/" target="_blank">Cloverfield</a>. Meşhur Lost dizisinin yapımcısı ve senaristlerinden biri olan<a href="http://www.imdb.com/name/nm0009190/" target="_blank"> J.J.Abrams</a>&#8216;ın beyaz perdeye kazandırdığı bir yapımdır Cloverfield. Yönetmeni pek meşhur değildir oysa ki, zaten olması da amaçlanmamış sanırım. Kendisinden önce çekilen bu şekilde farklı filmler olmasına rağmen Cloverfield aralarından başarıyla sıyrılıyor. Filmdeki karakterlerimizin elindeki amatör belgesel izlenimi veren görüntülerinden ortaya çıkan bir &#8220;New York&#8217;a saldırma&#8221; hikayesi bu. 11 Eylülden sonra ABD vatandaşlarının üzerinden bir türlü atamadıkları &#8220;acaba yeni bir saldırı olur mu?&#8221; düşüncesinin bir iz düşümü. Belkide bu bağlamda <a href="http://www.imdb.com/title/tt0047034/" target="_blank">Gojira</a> (ya daha bilindik ismiyle Godzilla) ile bile akrabalık kuruyor diyebiliriz. Evet filmde sıradan bir akşam yaşanırken nereden geldiği belli olmayan bir &#8220;canavarın&#8221; New York&#8217;a saldırması, şehrin sokağındaki insanların ne olup bittiğini anlamadan panik havasıyla kaçışmalarıyla şekillenen filmi, ana karakterlerimizin birinin elindeki kameradan izliyoruz. Asıl kahramanımızın arkadaşı konumundaki bu karakter ısrarlı bir şekilde olup biteni çekiyor. Film yapı itibariyle oldukça hareketli olduğundan izlemesi biraz çaba sarf ettiriyor. Fakat hemen belirtmeliyim ki, bunu başardığınız anda filmdeki karakterlerden biri haline geliyor ve sizde koşturmaya başlıyorsunuz. Canavarın ne ve nasıl bir şey olduğu umurunuzda olsa, bazen canavarı görüntülemeye çalışan kameramanla beraber siz de ara ara görmeye, anlamaya çalışsanız bile, asıl amacınız olan kaçma eylemini onlarla beraber gerçekleştiriyorsunuz. Tabi hikayenin farklı bir şekilde örülmesiyle beraber kaçma eylemi bir süre sonra değişiyor ancak temel olay hiç değişmiyor: Filmdeki kahramanlarımızla beraber koşturmak. Filmin etkisini artıran bir başka etken ise tanıdık oyuncuların kullanılmaması. Eğer böyle olsa belki insan gerçekten bir film izlediği düşüncesini böyle bir yapım içerisinde kafasından atamaz. Ancak ilk defa gördüğümüz insanların başından geçen bu hikayeye daha güzel adapte oluyoruz. Oyunculuklar da bu yönde olumlu olunca seyir zevki güzel olan bir yapım halini almış oluyor Cloverfield. Film çevrelerinden de olumlu yönde eleştiri alan filmimiz 25.000.000$&#8217;lık bütçesine rağmen dünya genelinde 170.000.00$&#8217;lık bir hasılat yakalayarak başarısını seyirciler cephesinde de perçinlemiş bulunmakta.</p>
<p><strong>Kişisel görüşüm: Böyle bir konuya ilginç bir yaklaşım getiren film, sırıtmayan çekimleriyle ve oyuncuların olumlu katkısıyla beraber son senelerde izlediğim kendi türündeki en ilginç ve en güzel film olmuş bulunmakta.</strong></p>
<p><img class="alignleft" style="float: left;" src="/resim/rec.jpg" alt="" width="200" height="283" /><a href="http://www.imdb.com/title/tt1038988/" target="_blank">[Rec]</a></p>
<p>Listemizdeki son film Avrupa&#8217;nın sıcak ülkesi İspanyadan. İspanyol sineması çok popüler değil. Vizyonlarımızda sık sık göremiyoruz o diyarlardan filmleri. Yine bizde vizyona girmeyen bu filmi izleme imkanı buldum ve açıkça ifade edeyim ki son zamanlarda izlediğim en güzel İspanya filmiydi. Yazımıza konu olacak bir el kamerasıyla çekilen filmde görüntüyü kaydeden yerel bir TV kanalının kameramanı. Tabi muhabir de hemen yanı başında olan şirin ama bir o kadar hınzır ve hiçbir kareyi kaçırmak istemeyen bir bayan. Çalışan itfaiyecilerin sıradan bir gecesini kayıt etmek amacıyla sallana sallana gezinen bu iki kafadar, itfaiyeye gelen bir yardım haberiyle çekimi hareketlendirmek ister. Bir apartmana girerler ve bir süre sonra ne olduğunu anlamadıkları bir sebepten dolayı bir iki itfaiyeci,bir polis ve apartman sakinleriyle içeride mahsur kalırlar. Dışarıdaki polis kendilerini salmaz ve özel bir durum olduğunu bildirir. Bir çeşit &#8220;karantinadır&#8221; olanlar. Kısaca hikaye bu. Haliyle filmi kameramanın gözünden izliyoruz. Fakat diğer üç filmimizden çok daha gerçekçi olduğunu hemen söylemek isterim. Sanki o apartman bizim yaşadığımız apartman, ilginç hallere giren komşular da yan kapımızdaki bizim komşular. Hani  Ahmet amca çıkıp &#8220;böööö&#8221; diye üzerimize gelecek sanıyoruz. Roller ve canlandırmalar son derece gerçek. Animasyon olmamasına rağmen biraz makyajla bu kadar iyi iş kotarılmasının sebebi sanırım yönetmenin abartıdan uzaklaşıp daha gerçekçi şeyler yapmaya çalışması. Söylemem gerekir ki bunu da son derece iyi becermiş. Görüp gördüğünüz tüm mekan apartman olunca film klostrofobik bir havada geçiyor. Zaten etkileyici olan noktalardan biri de bu. Nereye kaçsın insanlar? Her geçen saatle beraber bir komşu daha yaşayan bir ölü haline geliyor! Hele bir finali var ki, Blair Witch&#8217;e bir selam çakıp, &#8220;bakın da görün final nasıl olurmuş&#8221; demeye getirmişler diye düşünmekten kendimi alamadım. Uzun zamandır izlediğim en etkileyici finallerden biriydi bu.</p>
<p>Film eleştirmenler tarafından da son derece başarılı bulunuyor. Henüz kısıtlı ülkelerde vizyona girmesine rağmen yaklaşık 18.000.000$ hasılat elde etmiş durumda. Şu anda sadece İspanya, İtalya ve İngiltere&#8217;de gösterimde olmasına rağmen iyi bir miktar diyebiliriz. İlginç olan da şu ki, bildiğim kadarıyla henüz Amerika&#8217;da vizyona girmemesine, çok kısa bir süre sonra girebilecek olmasına rağmen kendisinin yeniden çekimi olan <a href="http://www.imdb.com/title/tt1082868/" target="_blank">Quarantine</a> isimli filmin Ekim gibi Amerika&#8217;da vizyona girecek olması. Sizce de şaşırtıcı değil mi? Söylenecek diğer bir şey de [Rec] 2&#8242;nin de yolda olduğu.<strong> </strong></p>
<p><strong>Kişisel görüşüm: Hem uzun zamandır izlediğim en iyi korku-gerilim filmiydi kendisi hem de en iyi finallerden birine sahip. Amatör kamerayla da çekilmesi etkisini bir kat daha arttırmış. Bu nedenle görülmesi gerekenler listesine kendisini mutlaka dahil etmenizi tavsiye ediyorum.</strong></p>
<p>Günümüzden verilen dört örnek ve ikisi başarılı ikisi başarısız (tabi ki bence) dört film.  Hepsinin ortak noktası korku-gerilim türünde olması ve amatör kamerayla çekilmesinin yanında, film içinde bu çekim işini ısrarla sürdürmek isteyen birileri, hatta bazılarında saplantı halini alan bu &#8220;çekme&#8221; güdüsü.  Yorumlar yukarıda, izlemek veya izlediyseniz bir daha değerlendirmek size ait.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.heartsmagic.net/amator-kamera-kullanimi-ve-gunumuzden-dort-film-ornegi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
