Hayat geri vitese takılır mı?

HeartsMagic - June 7th, 2008

Evet hayat geri vitese takılır mı, takılsa da sadece mutlu anlar hatırlanır ya da yaşanır mı? Saçma oldu soru biliyorum, yaşanmaz elbette. Hatırlamaktan ibarettir bizim bu geriye dönük özlemimizin tek merhemi. Farkında olmuyor bazen insan, içindeki duygu seli öyle bir coşuyor ki arada patlayıveriyor da, o zaman anlıyoruz durumun vahametini. Merhem derken boşuna öyle söylemedim, özlem ve de bilhassa geriye dönük özlem benim için bir yaradır her zaman. Çocukluğum çok güzeldi, huzurluydu, mutluydu. Nereden mi hasıl oldu bütün bu düşünceler?

İki gün önce postaneye gitmiştim, ufak bir işimi halletmek için. Doğduğumdan beri aynı şehir, aynı semt ve aynı mahallede otururum. Kısacası dışarıdaki vadilerin kuşu değilim ben, ayrılıklarım hep geçici olmuştur. İyi yanlarıyla beraber kötü yanları da vardır elbette bunun. Neyse o başka bir mesele. İnsan böyle hayatı boyunca aynı yerde ikamet ettiğinde nostalji yaşaması daha sık oluyor. Her ne kadar çevremiz değişse de temelde ortam hep aynı. Her baktığım köşede bir anı var veya anı kırıntısı.

Yazının devamını okuyun »

Bu yazıları RSS beslemesi ile takip edin

Çocukken Kavrayamadığımız Şeyler

HeartsMagic - April 2nd, 2008

ÇocuklukSevgili Suskun birkaç gün önce beni mimleyip başlıktaki yazıyı bana paslamıştı. Kendisine söz vermeme rağmen araya iki yazı girdi. Buradan özürlerimi bildirdikten sonra hemen konuya geçeyim. Baya bir düşünmeme rağmen nedense çocukken anlam veremediğim şeyleri hatırlayamadım. Belki de bu nedenle gecikti yazı. Beynim bu konuda tersine işliyor sanırım. Daha çok anlam verdiğim şeyleri hatırlıyorum ben. Bir iki örnek yazıyı şurada ve şurada geçmiştim. Fakat çok genel geçer olsa da bana da bazı şeylerin anlamsız geldiğini hatırlar gibi oldum. Örneğin henüz okula bile gitmezken -4,5 yaşlarında olsam gerek- evimizin haricinde bir yerlere ziyarete gittiğimizde o kadar kargaşa içinde bana ayrı bir dünya gibi gelen yollarda nasıl kaybolmadığımızı düşünür, bizimkilerin eline sıkı sıkı yapışırdım. Şimdilerde arada bir hayal kırıntıları ile İstanbul’da gezinirken bazı yerleri hatırlıyorum da gülüyorum. Ancak bu çok normal olsa gerek. Sonra yine bu gezi dönüşlerini neden otobüsle değil de hep kutu gibi olan dolmuşlarla yaptığımızı anlayamazdım. Sebebi ilerde anladım: İETT o zamanlar bu kadar çalışkan değilmiş. Düşündükçe geliyor hatıra bazı şeyler. O kadar sokak hayvanının açlıktan nasıl ölmediklerini de anlamazdım. Yağmur, çamur, kar, soğuk yani kocaman bir kış geçerdi de hayvancıklar hala yaşardı. Hoş bunu hala pek anlayabilmiş değilim. Sanırım yeter :) Pek etrafı mimlemesem de bu sefer pas atmak geçti içimden. Biliyorum çok vakitleri yok ve pek mim sevmiyorlar ancak bu yazıyı ben de Fatih, Tarık ve Tutku‘ya paslamak istedim. Canları isterse :)

İçimizdeki Çocuk Hiç Uyanmasın

HeartsMagic - March 18th, 2008

Yazının başlığını hayata geçirmek ne kadar mümkündür bilemiyorum ancak en azından biz kendi ellerimizle o çocuğu uyandırmaya çalışmamalıyız. Bu düşünceler neden ve nasıl hasıl oldu kısaca aktarmaya çalışayım. Bir süredir üzerimde dolaşan garip rahatsızlıktan dolayı evde vakit geçirme fırsatı buluyorum. Film izlemeyi de sevdiğimden ötürü eskiden (genelde çocukken) izlemiş olduğum filmleri gözden geçireyim dedim. Hepsini burada yazmayayım ancak özellikle iki tanesi beni çok derinden yaraladı: Ghostbusters (Hayalet Avcıları) ve Rambo. İkisi de birer efsaneydi benim gözümde. Nasıl olmuşsa şu günlere kadar tekrarlarını da izlememişim. Bu nedenle hayalimdeki bu filmler benim çocuk dünyamda hâlâ enfes vaziyetlerde mevcuttu ve ne zaman geriye gitsem, bu filmleri hatırlayıp “Vay, ne günlermiş” deyesim gelir(di). Geçmiş zaman kullandım zira filmleri tekrar izlediğimde zerre kadar etkilenmediğimi fark edince aklıma şu açıklama geldi; ya ben çok acımasızım ya da artık o çocuk uyanmaya başladı. Haliyle çok kısa bir süre sonra ikinci açıklamanın doğru olduğunu fark ettim.

Yazının devamını okuyun »