Speed Racer: Munis aile filmi

HeartsMagic - September 7th, 2008

Sinemada ve internet üzerinde tanıtım filmlerini izlediğimde pek bir meraklanmışdım ancak vizyona girdiğinde gitmek nasip olmamıştı Speed Racer‘a. Wachowski kardeşlerin son filmleri olan V for Vendetta‘dan sonra çektikleri bu sıra dışı film pek bir dikkatimi celp etmişdi. Zira hem görüntüleri hem de oyuncu kadrosu pek bir parlakdı. Bugün izledim, şöylece bir düşüncelerimi aktarayım. Speed Racer temelde 1960 yıllarının Japon anime serisinin günümüze uyarlanmış hali. Pek bir sevilen, önce manga ardından anime olan bu seri, garip bir yapım aşamasından sonra nihayet bu sene Wachowski kardeşler aracılığı ile sinemalara geldi. Garip bir aşama diyorum zira proje 1992 yılında duyurulmuş. Günümüze kadar birçok yönetmen ve başrol oyuncusu değiştiren film nihayet bu son kadrosuyla karşımıza çıkmış.

Anime temelde hayatı, hayalleri, düşünceleri kısacası her şeyi yarış olmuş bir çocuğun (filmimizde Speed) büyüdükten sonra yaşadığı maceraları kapsıyor. Bu film için ele alınan hikayede ise Speed’in daha küçükken yine kendisi gibi yarışçı olan abisinin ölümü, kendisinin de yarışmayı istemesi, aile ilişkileri, büyük yarışlar, çeşitli dalavereler ve verilen mücadele resmediliyor. Hemen bu noktada şunu aktarayım ki hem stüdyo hem de Wachowski kardeşler sonuç olarak ortaya çıkan projenin bir aile filmi olmasını amaçlamışlar. Aşırı derecede şiddetin olmayışı, var olanda ise zararın asgariye indirilmesi (örneğin filmde patlayan arabaların hepsinden yarışmacıların özel bir şekilde kurtulması), şiddete meyledebilecek sahnelerin esprili bir şekilde bertaraf edilmesi, aile kavramının ehemmiyetinin basa basa dile getirilmesi (ki bence dümdüz bir anlatım olsa da güzel olmuş) gibi noktalardan da amaçlanan şeyi rahatlıkla anlayabiliyoruz. Kısacası film, bir hafta sonunda eş ve çoluk çocukla gidilebilecek türden bir yapım. Sanırım bu şekilde gidenler de pek pişman olmamışlardır, çocukların bir hayli eğlenmiş olabileceklerini düşünüyorum. Hala büyümeyi pek başaramayan bendeniz de bundan güzel bir şekilde nasibini aldı :)

Yazının devamını okuyun »

Bu yazıları RSS beslemesi ile takip edin

M.Ö 10.000Uzun zamandır gidemediğim sinemaya bugün şöylece bir uğradım. Açıkçası hangi filme gideceğimi önceden planlamadığımdan bir süre neler var diye göz gezdirdim. Yeni bir iki film görmeme rağmen uzun zamandır afişine aşık aşık baktığım, ilaveten tanıtım filmlerinden göz ucuyla beğendiğim M.Ö 10.000 (10.000 B.C.) filmine gitmeye karar kıldım. Demek ki insan afişe ve tanıtım filmine göre karar vermemeliymiş! Bir kere afişin filmi tanıttığı külliyen yalan. Tanıtım filmlerindeki sahneler de filmde görüp görebileceğiniz karelerden oluşuyor. Henüz filmi izlerken ve de sonrasında düşündüm, acaba benim mi beklentim büyüktü. Öyle olsa bile M.Ö 10.000 vasat bulduğum Apocalypto’dan bile kötü bir iz bıraktı gözümde. Apocalypto en azından daha derli toplu ve amacını anlatmak için dolaylı yollara başvurmadan, izleyiciyi fazla dağıtmadan filmi bitirmişti. Hem de  bütçesi bu filmden çok daha düşüktü: 40.000.000$. M.Ö 10.000 ise 105.000.000$. Belki de bu yüzden insan daha kaliteli bir yapım bekliyor. Ancak gürültü koptuğuyla kalıyor.

Yazının devamını okuyun »