Geçen sene vizyona girdikten sonra izlemiştim, ancak nedense bu muhteşem film hakkında yazmamışım. Birkaç gün önce elime tekrar geçtiğinde yeniden izledikten sonra yazmaya karar verdim. Öncelikle hemen belirteyim ki, V for Vendetta benim baş ucu filmlerimden biridir. İnsanın belki de sayfalar dolusu ciddi bir makaleyle başkalarına anlatılabilecek olduğu “önemli” bir olgu, bir film sayesinde bir makaleden çok ama çok daha etkili bir şekilde ancak bu kadar iyi anlatılabilir. Bir çok film vardır aslında sistemi eleştiren, acımasızca topa tutan, Fight Club örneğinde olduğu gibi (bu film de baş ucu filmlerimin arasındadır). Fakat V for Vendetta insanda daha büyük bir etki bırakıyor, en azından benim üstümde daha fazla.

V for Vendetta aslında 1982-1988 yılları arasında yayımlanış bir çizgi roman. Bu çizgi romanı kaleme alan kişi Alan Moore, çizen ise David Lloyd. Ben çizgi romanı hiç okumadım. Okuyanların eleştirileri biraz daha garip aslında. Film haline getirilirken yapılan değişikliklerden şikayetçiler gördüğüm kadarıyla. Özelleklle çizgi romanın sahibi diyebileceğimiz kişi olan Alan Moore filmi kesinlikle tasvip etmiyor ve desteklemiyor, film hakkındaki düşünceleri ise oldukça kötü. Biraz çizgi roman hakkında malumat toplarsak aslında hak verilebilir Moor’a. Zira çizgi romanda Faşizme karşı Anarşizm koyulmakta. Yani kahramanımız V aslında bir “anarşist”. Filmde ise Faşizmin karşına çıkacak bir olgu yok ya da sadece “kahramanlık” olarak ifade edebileceğimiz bir tepki var ortada. Temel olarak burada başlıyor eleştirilerin bir çoğu. Tabi tek değişiklik bununla sınırlı değil, başka şeylerin olduğu da aşikar. Ancak kendisinin yerdiği konu temelde bu. Filmi “Bush ve sistem karşıtı zayıf bir Amerikan fantezisi” olarak nitelendirmiş. Çizgi romanın ise tamamen Faşizm, Anarşizm ve İngiltere hakkında olduğunu belirtiyor. Sanırım hikayenin içinin biraz boşaltılmış olduğunu düşünüyor. Çizgi romanın yazarı olarak kendisine saygı duyarım ancak benim düşüncem bu değişikliklerin filmi kesinlikle kötü olarak tanımlayamayacağıdır. En azından kendisinin belirttiği kriterler dahilinde daha iyi bir film çekilinceye kadar bu böyle. Bu nedenle Moor’a bir selam çakıp devam ediyoruz.

Bu güzel hikayeyi alıp film çekme fikri ise zeki olan iki kardeşe ait. Zekalarını Matrix ile ispatlamış bu kardeşler elbette Wachowskiler. Yapımcılığını da bu iki kardeşin üstlendiği filmi ise Matrix’te yardımcı yönetmenlik yapmış olan James McTeigue yönetmiş. Kurgu ve yönetmenlik açısından değerlendirmem gerekirse son derece başarılı bir yapım çıkmış ortaya. Lütfen bu değerlendirmeleri çizgi romanı okumayan birisinin yaptığını unutmayın.Okuyanlar beğenmeyebilirler ancak ben biraz daha ılımlı yaklaşma taraftarıyım. Moore bir eleştirisinde “Filmi çevirenler neden doğrudan düşündüklerini söylememişler, yani Amerikayı kınamamışlar, ben çizgi romanımda alenen İngiltereyi kınıyorum” demiş. Kendisi haklı olabilir, filmde biraz kinaye var, doğrudan Amerikayı eleştirmek yerine İngiltere ve çizgi romandaki hikaye üzerinden eleştiri getirilmiş. Ancak adamların amacı zaten buymuş ve itiraf etmeliyiz ki son derece başarılı bir şekilde yapmışlar. Umarım sayın Moore’u duyacak birileri olur ve istediği şekilde bir film çekilir ancak kendisi kusura bakmasın filmi sevmediği değişiklikler yönünden yanlış eleştirmekte. Daha doğrusu filmi eleştirmemekte, sadece neden değişiklik yapıldığı konusunu tekrarlamakta. Bu nedenle Moore’un eleştirilerinin filmden bir şey kaybettirmeyeceğini söylemek gerekli. Ayırca eklemek gerekirse çizgi romanın çizeri olan David Lloyd ise filmi çok beğenmiş.

Filmi bir kaç yönden değerlendirmek gerekirse öncelikle kurguyla başlamak isterim. Daha önce de dediğim gibi hikaye güzel yoğurulmuş, izlerken göze çok çarpacak bir kopukluk ya da eksiklik yok. Sürenin sonunda kesinlikle insanda doygunluk hissi bırakıyor. Bu da işin iyi kotarıldığı anlamına geliyor. Burda hikayenin başarısına olduğu kadar yönetmene de bir alkış gitmeli bence. Görselliğe gelirsek, çok fazla görsellik istemeyen bir film gibi dursa da bir kaç nokta açısından görselliğin ön plana çıktığı sahne vardı ki buralarda da göze son derece güzel hitap edilmiş. Oyunculuk açısından bakarsak, başrollerdeki oyunculardan olan hanımefendi Natalie Portman, yani Evey, son derece iyi rol kesmiş. Diyecek fazla bir sözüm yok. V’yi oynayan Hugo Weaving ise hiç görünmemesine rağmen sesiyle filme adeta hayat katmış. Hatta etkisi o kadar büyük ki insanı kendisini dinletirken ekrana kitliyor. Bu noktada şunu eklemek istiyorum. Filmin en büyük artısı diyaloglarda yatmakta. V o kadar veciz cümleler kuruyor ki insan durup düşünüyor bir süre. Aslında filmde V Iambic Pentameter (beştefileli mısra) kullanmakta. Genelde şiirlerde kullanılan bu yol için daha fazla bilgi için bakınız. Son olarak bir filmlerde müziğe dikkat eden birisi olarak, müzikten kuvvetli bir şekilde yararlanılmasa da V’nin yaşadığı yerde dinlediklerini kaçırmayın derim. Biraz daha iyi müzik kullanımı filmi çok daha etkili yapabilirdi. Final sahnesinde müzik oldukça coşkulu kullanılmış örneğin.

V for Vendetta’nın çıkış hikayesi aslında Guy Fawkes’un 5 Kasım 1605′de parlamentoyu yıkma girişimi (Barut komplosu). Girişim deniyor zira kendisi bu planı tamamlayamamıştı. Kral ve aristokratları hedef alan bu girişim son anda önlenmiş ve Fawkes cezalandırılmş. Parlamento’ya yapılmak istenen bu suikast sonrası ise 5 Kasım bayram olarak ilan edilmiş. İngiltere’de hala kutlanmaktaymış ancak sadece eğlence için, politik bir yönü kalmamış. V bu yüzden Fawkes’a benzemekte ve bu yüzden ona benzeyen bir maske kullanmakta. “V for Vendetta” ismi ise, Moore ve Lloyd’un Vendetta ismi fikri üstüne editörlerin “V for Vendetta” teklifiyle sonuçlanmış. V “V for Vendetta” isminin neyi temsil ettiği ya da neye gönderme yaptığı ise daha ilginç. 5 sayısı ve V harfi ile ilgili oldukça ilginç detaylar var. Bakın nelerle ilişkilendirilmekte (bazıları):

* “V for Vendetta” ismi 5 heceden oluşur (V).
* V karakteri Thomas Pynchon’ın V romanını okuyorken görülebiliyor çizgi romanda.
* Çizgi romanda kullanılan Beethoven’ın 5. Senfonisi nota olarak 3 kısa ve bir uzun nota ile başlar. Bu da Mors Alfabesinde V harfine denk gelir.
* “Evey” ismi 3 harften oluşur. Bunlar İngiliz alfabesinin 5. harfi olan E, Romen rakalmlarından beşe tekabül eden V, İngiliz alfabesindeki sondan beşinci harf olan Y (ya da 5′in karesi olan 25. harf).
* V Larkhill kampında 5 (romen rakamıyla V) numaralı odada kalır ve burda işkence görür. 5 sayısının ikilik değeri 101′dir.Bu George Orwell’ın Nineteen Eighty-Four isimli romanındaki meşhur 101 numaralı işkence odasına gönderme yapar.
* V’nin şahsi olarak kullandığı vecizesi Vi Veri Universum Vivus Vici’dir (By the power of truth, I, while living, have conquered the universe – Hakikatin kuvvetiyle, yaşarken ben, kainatı fethettim.) Görüldüğü gibi bu vecize her birisi V ile başlayan (Latincede U V olarak yazılır) V harfi ile başlamakta.
* Kasım (November) Gregoryan takviminde v ile başlayan tek aydır.

Son olarak da filmden vecizeler verelim:

Remember, remember
The 5th of November
The gunpowder treason and plot
I know of no reason
Why the gunpowder treason
Should ever be forgot

Hatrla,
5 Kasım’ı hatırla
Barut ihanetini ve komplosunu
Zaten aklım almaz
Barut ihanetinin neden unutulacağını

But you cannot kiss an idea…
… cannot touch it or hold it.
Ideas do not bleed.
They do not feel pain.
They do not love.

Yalnız bir fikri öpemez,…
…ona dokunamaz
veya onu tutamazsınız.
Fikirler kan ağlamaz.
Acıyı hissetmezler.
Sevmezler.

I, like God…
…do not play with dice
and do not believe in coincidence.

Tanrı gibi…
…ben de zar atmam ve
rastlantılara inanmam.

While the truncheon
may be used in lieu of conversation…
… words will always retain their power.
Words offer the means to meaning…
… and, for those who will listen,
the enunciation of truth.

Sözler yerine
kaba kuvvet, kullanılabilse de;…
…kelimeler kudretini
hep koruyacaktır.
Kelimeler anlama ulaşmanın
yollarını ve…
…dinleyenlere hâkikatin
telaffuzunu gösterir.

How did this happen? Who’s to blame?
Certainly there are those
who are more responsible than others.
And they will be held accountable.
But again, truth be told,
if you’re looking for the guilty…
… you need only look into a mirror.

Bu nasıl oldu?
Kimi suçlayacağız?
Muhakkak, diğerlerinden daha
mesul tutulacaklar var.
Ve onlar mesul olacaklar.
Yine de, gerçekler söylenecek.
Eğer suçluyu arıyorsanız…
…aynaya bakmanız yeterli olacak.

I dare do all that may become a man.
Who dares more is none.

Bir erkeğe yaraşan
her şeyi yapmayı göze alırım;…
…ama daha fazlasını göze almak
erkeklik değildir.

People should not be afraid
of their governments.
Governments should be afraid
of their people.

Toplumlar, kendi devletlerinden korkmamalı.
Devletler, kendi toplumlarından korkmalı.

..artists used lies
to tell the truth…
…while politicians used them
to cover the truth up.

..sanatçılar gerçekleri
söylemek için yalanları kullanır…
..politikacılar ise yalanları
gerçekleri örtmek için kullanır

“By the power of truth, I, while living,
have conquered the universe.”

Yaşamımda, fethettim evreni,
doğruluğun kudretiyle.”

Beneath this mask
there is more than flesh.
Beneath this mask there is an idea,
Mr. Creedy.
And ideas are bulletproof.

Bu maskenin altında
etten daha fazlası var.
Bu maskenin altında
bir ülkü var, Bay Creedy.
Ve ülküler kurşun geçirmez.

Kaynaklar:
http://en.wikipedia.org/wiki/V_for_vendetta
http://tr.wikipedia.org/wiki/V_for_Vendetta

Not: Filmin izlediğim son ripindeki tercüme DivxPlanet‘ten raskolnikov’a ait. Geçtiğim vecizeler de onun çevirisinden aktarmadır.

“V for Vendetta – Remember, remember The 5th of November!” için 20 yorum

  1. Benim üzerimde etki bırakan nadir filmlerden biri. Çok hoşuma gitmişti. Özellikle de V karakterini canlandıran kişinin oyunculuğu çok hoşuma gitmişti. Dediğin gibi Maske’nin altındakini görmezsek dahi, sanki görüyoruz gibi geliyordu bana. Herkesin izlemesini tavsiye ederim.

  2. Bazı eleştirilecek yanları var. Filimdeki lezbiyen hikayesi film ile hiç alakası olmayan çok saçmalık kıytırıklıktan başka bir şey değil. bi de o hikaye üzerine güya “Dram” anlatmışlar sankim biz orda duygulanacağaz ??
    filimden o kısmı çıkarsak heralde hiç bir şey kaybetmez film. ve bu haliyle hem serkan a hem fatih e katılıyorum.

  3. V’nin Evey’e kendisini tanıttığı sahnede kullandığı cümleler filmde dikkatimi çeken ilk şeydi. O kadar karmaşık ve zor ve fakat bir o kadar da şiirsel. İşin siyasi yanı var mı yok mu açıkcası çok da ilgimi çekmiyor. Filmden keyif aldım. Gerçekten güzel.
    Hatırlattığın için de teşekkürü bir borç biliyorum.

  4. Tarık`ın bahsettiği repliğin ayrıca ilginç bir özelliği de, kelimelerin hepsinin “V” ile başlamasıdır.

  5. Aynı şekilde benim de Fight Club gibi ikinci başucu eserim olmuştu. Serkan bu mükemmel incelemenden sonra açıkçası bekledim. Dün tekrar izledim. Üzerine bir daha burayı okudum. Anlatımın, araştırman, toparlaman, kısacası tüm aktarımın için teşekkür ederim.

  6. evet ben de bu harika filme müptela olmuş biriyim ve tek dileğim v gibi insanların hala var olduğunu bilmek…onlara destek olmaktır!evet her kelime v yle başlıyodu gerçekten,özellikle de başkanın adamıyla dövüşmesinden sonra öldüğü sahne beni çok ağlattı:(

  7. Bu filmi bize üniversitede hocalarımız izlettiler,mutlaka izleyin,kağıt kalem de elinizde olsun diye…Öyle harika bir yapıt ki her izleyişimde farklı manalar çıkardım…Hele o maske ve V ikilisini oluşturmuş olmaları filmi gizemini meydana getirmiş…Aslında söylevenecek çok şey var ama politik,sosyolojik bir film…İzlenesi…

  8. Hani planlanmış bir yazı ya da yorum değil bu, genelde planlarım yazacaklarımı, bilirim ki okuyacak herkes, isterim ki için için, etkiliyeyim okuyanı ama öyle olmadı. Araya duruyordum V’yi kimdi bu diye, bakmak istedim maskenin arkasına ama aslında korktum biraz, ya ben değilsem o, ya kandımsa yalınlığına, seyrede dururken tutuldu aklım, yorula durmuştum zaplamaktan baharatlı dizileri,erdimi acaba aklım benim kesiştimi paralel düşüncelerim tıpkı V gibi.

  9. Yazmış olduğun konu ile az bir ilgisi olduğu için eklemek istedim , çalışmış olduğum firma yeni bir sinema filmi hazırlığı içinde.Yakında çekimlerine başlayacağımız filmin bir kısmı Gaziantepte geçiyor.

    Amerika karşıtı bir film diyebilirim baş rollerde Marc DACASCOS , Don (the Dragon) WILSON , Bulut Aras gibi oyuncular var
    Yönetmen Yücel ÜNLÜ http://www.kameraarkasi.org/yo.....lunlu.html,

    Görüntü yönetmenimiz ise Rudy HARBON http://www.hollywood.com/celeb.....on/3212736

    Aksiyon efektlerinde Alister MAZOTTI
    http://www.amazzotti.com

    Film Amerikanın Türkiyeye karşı oynadığı oyunları anlatıyor.
    http://www.triadethemovie.com

  10. Bu durumda heyecanla bekliyoruz diyebilirim :)

  11. Gerçekten çok etkileyici bir film.Kullanılan her kelime V tarafından gerçekten özenle seçilmiş.Beni de en çok etkileyen V’nin ağzından çıkan cümlelerdir.Her biri mesaj verici ve gerçekten harika…

  12. YAVUZ sen fılmden hıc bırsey anlamamıssın fılmdekı lezbıyen hıkayesı V ıle denek olarak kullanılan ve işkencelerden geçen bır kadının hıkayesıı ve sana katılmıyorum benı derınden etkıledı o sahne fılmde olmasaydı fılm çok şey kaybederdı

    çOK GÜZEL OLMUS EMEGİNE SAGLIK KARDEş

    I Can call me V .!

  13. Bu filmde ağlanacak birşey yok. İnsanın düşüncelerinin kıymetini bilmesini sağlıor bence. Dediği gidi düşüncemiz olmadan biz et ve kemikten ibaretiz, etrafımızdaki 7 milyar kişiden tek farkımız düşüncemizdir. Aslında ben düşününce ilk aklıma geleceğim geldi, 60 yıllık yaşamım var öyle ya da böyle bitecek bir yaşam. Peki ya sonra? Bunu bence herkes düşünsün, Tanrı diye birşey yoksa biz rastlantıların bir ürünüysek ölünce herşey bitecek, bunu düşününce hayatın ne kadar anlamsız olduğu görünüor. Varsa bile sonsuza dek cennette kalmak bile insanın canını sıkardı doğrusu, bir düşünün bence.

  14. yavuz arkadasımı tebrik ediyorum..filmin en önemli ve insanı etkileyen kısmını lezbiyen hikayesi diyerek geciştirmiş..orada anlatılmak istenen lezbiyenlik yada cinsel tercihler değil farklılıkların göze batması ve sindirilmeye calısılması..ayrıca filmde en cok etkilendiğim ve tüylerimin diken diken oldugu kısım, kızın hapishane zannettiği yerden çıkışıydı..cesur ve güçlü olabilmek için maalesef cok acı cekmiş olmak gerekiyor..

  15. bu film benim hayatımda izlediğim en güzel filmlerden biriydi.ayrıca yavuz arkadaşımızın dediğine aynı şekilde ben de katılmıyorum.çünkü gerçekten o lezbiyen hikayesi beni çok duygulandırdı ve filme bi duygu verdi.oradaki valerie’ye yapılanlar ve onu denek olarak kullanmaları zaten v’nin intikam aracı oldu. zaten orada diyor ya, ”en çokta seni tanımamış olsam bile sana yazdıklarımı anlayabilmeni umuyorum”. orada bile bi mesaj var.

  16. Film çok güzel filme bir sözüm yok ama Türkiye’nin kürdistan olarak gosterilmesi beni çok kızdırdı.Hollywood fimlerinde herzaman yapılan bu olaydan bıktım artık , kızğınlıgımı belirtmek istiyorum …

  17. @flash benim gözümden kaçmış sanırım bu nokta. Yakın bir zamanda filmi izlediğimde dikkat etmeye çalışacağım.

  18. Orada Vi Veri Universum Vivus Vici demiyo Vi Veri Veniversum Vivus Vici diyo bi kere

  19. @BeSTiRiK:
    * V’nin şahsi olarak kullandığı vecizesi Vi Veri Universum Vivus Vici’dir (By the power of truth, I, while living, have conquered the universe – Hakikatin kuvvetiyle, yaşarken ben, kainatı fethettim.) Görüldüğü gibi bu vecize her birisi V ile başlayan (Latincede U V olarak yazılır) V harfi ile başlamakta.

Trackbacks/Pingbacks

  1. Bavyeralı » Blog Arşivi » V For Vendetta (An Idea Lives Forever)

Yorum Yapın

Şunları kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>