Vantage Point - Kırılma Noktası

HeartsMagic - Nisan 9th, 2008

Vantage Point - Kırılma NoktasıŞuradaki yazımda güzel gibi görünüyor ancak izlemek lazım demiştim. İzledim, şimdi yorum yapalım. Öncelikle insan hikayesine bakınca biraz olsun hevesleniyor. Tanıtım filmlerini de izlediği zaman “güzel hikaye, iyi aksiyon” beklentisi içine giriyor. Fakat o kadar saat sonunda sadece aksiyon kısmının biraz tatmin ettiği ancak onun da ne yazık ki hatırlarda kalacak bir film olarak yeterli olmadığı bir yapımla karşılaşınca üzülüyor. Hani, içi boş, kuru gürültü çıkartan teneke gibi. Nedenlerini biraz açıklamaya çalışayım.

Filmi izlemeye başlamadan önce hikaye belliydi. Amerika Başkanına yapılacak suikast ve 8 farklı gözden bu suikastın aktarılması. Ancak kurgunun nasıl olacağını henüz bilmiyordum. Senarist nasıl bağlamıştı olayları, yönetmen nasıl ele alacaktı, etkili kılmak için neler yapacaktı gibi sorular kafamda uçuşuyordu. Tanıtım filmlerinden aksiyonun bol olacağını zaten görmüştüm. Kesin olan orasıydı. Ancak hemen hemen aynı olan aksiyon sahnesini 8 defa tekrarlar halinde izleyeceğim aklıma gelmezdi!

İşte bu noktada film benim için değersiz olmaya başladı zira “acaba ne kadar kalmış bitime” diyerek doğrulduğumda sanırım 40. dakika civarındaydım. Hemen son gelsin de olay neymiş anlayayım istedim. Eğer film kendisini izletemiyor ve sonucu doğrudan görmek istiyorsak benim için ne yazık ki kalite çizgisinden ayrılmıştır o film. Şimdi bu noktada şöyle bir soru gelebilir akla. Zaten filmin amacı da o değil mi? Sonunu merak ettirecek fakat doğrudan bunu vermeden yavaş yavaş aktaracak. Evet yapılmak istenen şey tam olarak bu fakat ne yazık ki taktik hatası var. O olay böyle klasik geri sar-ilerlet olaylarıyla pek hoş olmuyor. Seyirci bir noktadan sonra sıkılıyor. Bu türde filmleri en iyi kotaran isim kuşkusuz Guy Ritchie‘dir. Özellikle Snatch ve Lock,Stock and Two Smoking Barrels filmlerini izlediyseniz ne demek istediğimi anlamışsınızdır. Olaylar cereyan ederken seyirci zerre kadar sıkılmaz bu filmlerde. Gerçi Rithcie’nin üslubundan da kaynaklanır bu biraz ancak yükün büyük çoğunluğunu kurgunun kendisi çeker. Tamam hadi çok acımasız olmayayım, herkes Guy Ritchie olamaz diyelim. Ancak tek örneği Ritchie değil ki! Mesela 11:14 filmi. Tarz olarak bu tür filmler arasına alabiliriz hatta Vantage Point’e daha yakın. Aksiyon baskınlığını saymazsak kendisinden çok çok daha iyi bir filmdir 11:14. Aksiyon da dediğim gibi tekrarlaya tekrarlaya, arada ufak ip uçları verse de ne yazık ki insanları sıkıyor.

Sadece bu sıkıntılarıyla da kalsa iyi. Klişe Amerikan filmlerinin libasını üzerine de alıyor Vantage Point. Kötü ve kaka adamlar bir tarafta, sadece dünyanın iyiliği için koşturan! Amerika diğer tarafta yine. Sıktı artık bu söylemler.

Gelelim oyunculuklara. Aslında bahsedilecek çok bir şey yok. Oyuncular kareden kareye koşarken pek bir şey gösterememişler. En azından Sigourney Weaver izleyeceğim diye sevinirken filmin sonunda yüzümdeki ifade çok anlamlıydı. Aynı şeyleri Matthew Fox için de söyleyebilirim. Bilmem anlatabildim mi? Tek tesellim Forest Whitaker izlemek oldu. Hani acaba sadece ben mi beğenmedim diye merak ettim. Rotten Tomatoes ve Meta Critic’te de yerlerde sürünüyor puanları. Hakeza IMDB’de de öyle.

Kulakların çınlasın Meribol.

“Vantage Point - Kırılma Noktası” için 4 yorum

  1. Ben sinemanın kapısından dönmüştüm ve bu film yerine in the name of the king’e girmiştim, iyi de etmişim. Oyuncu seçimi bu filmin ortalamanın altında bir yerlerde seyir ettiği izlenimini vermişti bana.

  2. Açıkçası ilk sahneler bir an “Süper beah” dedirtti. Ama sonra ki karelerde geri-ileri muhabbetinde hemen hemen hiçbir tatmin edici ipucu yoktu. Zaten 2. geri sarmada aslında işin sırrı az bucuk belli olmuş ama göz göre göre bunu seyirciden saklamak çok fazlaca abartılı ve fos. Diğer yandan sonuçta ne çıktı diyoruz. mesela Matthew Fox orda ne iş yapıyor ben anlayamadım. Sanki ününü kullanmışlar sadece. Kısacası sorular ve aksiyonlar havada kalmış. Buda senaryonun eksikliği. Yani yönetmen iyi kıvırmış diye düşünüyorum.

  3. Merak ettiğim filmlerden birisiydi anlaşılan bu da yalan oldu. Haliyle ben de Mattthew Fox’u merak edip izleyecektim ama anlaşılan çok kaliteli bir yapım değil. Kaliteli film mi çok çıkmıyor artık yoksa benim mi zevkim değişti bu ara ciddi manada düşünüyorum. Elim habire eski filmlere gidiyor. Arşivi kolaçan edip duruyorum.

  4. @gCg, bir sonraki filmim o olsun o zaman :)

    @eribol, evet aslında yönetmen iyi kıvırmış diyebiliriz. Aksiyondan sanırım herkes memnun ancak tek konuşulan bu. Fakat filmin dayanağı aslında aksiyon sahneleri değil, en büyük eksiklik bu. Hikaye olmalıydı, kurgu olmalıydı burada bizi etkileyecek olan.

    @Suskun, evet aslında son zamanlarda ne yazık ki ben de çok kaliteli filmler izleyemez oldum ve senin gibi arşivleri elden geçiriyorum. Fakat eğer izlemediysen Revolver’a mutlaka gitmeni tavsiye ederim.

    Yakında bir yazı da onun için geçeyim.

Trackbacks/Pingbacks

Yorum Yapın

Şunları kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>